Ana Menü
- Anasayfa
- Cenap Başman özel bölümü
- Atlanta Öğretisi
- Atlanta Yaşam Hakikati
- Atlanta Terminolojisi
- İnsan ve Yaşam
- Allah Sistemi
- Atatürk Gizemi
- Sirius Lyra ve Vega Robotik Düzen Teknolojisiyle Alakalı İleri Aşamalı Kavramlar
- Aktif Varoluş'a ait Teknolojik Karakterli Gizli Sırlar Öğretisi
- Makaleler
- Mesajlar
- Dünya'da Ufo Haberleri
- 2012 Haberleri
- Etkinliklerimiz
- Kitaplarımız
- Forum
- Soru-Cevap
- Linkler
- İletişim
Duyuru listesi
Google Grupları
Site güncellemelerini duyurduğumuz
posta listemize üye olabilirsiniz:

Eposta:
Kimler Online
Şu an 1 konuk çevrimiçi
Ziyaretçi sayılarımız
Bugün78
Dün273
Bu hafta1224
Bu ay2926
Toplam315501
Sevgili okuyucularım
Ö.Cenap Başman

Sevgili okuyucularım, sizleri sevgi ve saygıyla selamlarım,

Kitaplarımı ve internetteki makalelerimi okuyarak fikirlerimi ve insanlığa vermek istediğim mesajlarımı değerlendiren siz okuyucularım, varlığında yaşadığımız dünyamıza ait organizma bilinciyle ortak hareket eden yersel farkındalığımızın olduğu gibi... Devamı »

Allah Sistemi Yazdır E-Posta
18 11 2007
ImageBilinci; Evrimin mutat insansal formu kullanma aşamasında rotasyone etme mahiyetiyle düşünce boyutuna etki ederek aktiflik gösteren, keyfiyetlerin sonsuz - sınırsız manalarınca evrensel tasarruf sağlayan ve mutat insanı "evrensel insan boyutu" na yücelten İlahi Sistemdir.

İlahi Hiyerarşinin tüm Teknolojik Sistemleri Çekirdek Dünya Rabliğine ait RAB SİSTEMİ olan Allah Sistemine kilitli olarak kendi varlığına bağlı olan mekanizmalarla faaliyet göstermektedirler. Her keyfiyetin sahip bulunduğu rotasyone etme mahiyetine uygun olan fonksiyonlar bu mekanizmalar sayesinde gerçekleştirilmektedir.

ALLAH’IN İSİMLERİ İSLÂM TASAVVUFUNDA ESMA-İ İLAHİYYE DİYE GEÇER.

Bu İsimler, Aktif Varoluş Teknolojisi Terminolojisinde, KEYFİYETLER olarak bilinmektedir. Bu keyfiyetlerin en üst düzeyde BİLİNCİN BEKÂ’sının yaşandığı RAKHA’da Süper Aktif Dingin Devimsel Mutlak Aktif RA keyfiyetler adını alır. RAKHA’ya gelinceye kadar OM’un vurgulanışı, keyfiyetler üzerinden önce Bilinç varlığına İç Devimsel Muayyen Aktif maveralardan geçiş sağlar.

Şimdi bir tanesini ele alalım. Buna göre misal verelim; mesela EL ADİL ismi.

İslam tasavvufunda, Adiliyet prensipleri doğrultusunda hareket eden, fiil gösteren birimin El Adil isminin gereği gibi efor sarfetmesini ADİLİYET diye ifade ediyoruz. Bu ifade fiil mertebesindedir.

İsim mertebesinde EL ADİL olarak bilinen bu keyfiyete istinaden fiillerin vurgulanışıyla alakalı El Adil isminin fiil mertebesinde Adiliyet prensipleri doğrultusunda birim tarafından tavır alındığı görülmektedir. Şayet birim, terkibiyet hükümlerinden kendinden kendine kendini kurtaramamışsa o zaman bu ismin ZİLLİYET’ini (vizyonunu) yaşar. Kendine o ismin zilliyetini yaşatır. Yani EL-ADİL olur, ama zilli (vizyonik) mana tarzında fiil göstererek el-adil olur.

Teknolojik olarak vurgulama getirelim: İç Devimsel Muayyen Aktifliği El Adil isminin gereği gibi, her muayyen aktif maverada VİZYONİK olarak yaşar. Yani, Asıllar mertebesinde yaşadığı gibi değil. Daha bu yaşadığı ASIL OLANIN VİZYONUDUR. ASIL OLAN; KAYNAKTIR. VİZYON iSE; GÖLGEDİR, görüntüdür. Görüntüsel olarak yaşar. Adil olur ama iç güdüsel motivasyon fazlarında adaleti gösterir.

Yani ALLAH’ın EL-ADİL İSMİNİN gereği gibi ASLEN ADİL OLAMAZ. Adil olmanın hakkını tam anlamıyla Kaynakça Varolmanın ifadesine uygun veremez, yaşayamaz. Bunun için ne gerek? Bilincin ENANA’sı gerek.

Adil keyfiyetinin asıllar mertebesinde fiil göstererek yaşanabilmesi için, Bilincin Enanası gerek.

Yani kısaca, İç Devimsel Mutlak Aktif Maveraya ayak basmış olması gerek.

El Adil olanın Adilliği, Süper Aktif Dingin Devimsel Mutlak Aktiflikte "Hakkel Yakin" olgusuyla bağdaşarak yaşanmaktadır.

ALLAH, EL-ADİL’dir.

ALLAH gibi El-Adil olan, Mutlaka ALLAH’la haşir - neşir olmuş, hemhal olmuş ve arasında hiç bir perde kalmamış, Hakkel Yakin’i yaşamaya geçmiş demektir. El-Adil isminin gereği gibi "Rüyetullah"ı gerçekleştirmiş o maverada... Ve bilincin BEKA’sını yaşamaktadır.

Her bir keyfiyetten Rüyetullahı gerçekleştirmek söz konusudur. Diğer bir ifade ile tasavvufi yönden vurgulama getirelim: ALLAH’IN HER BİR İSMİNDEN RÜYETULLAHIN GERÇEKLEŞTİRİLMESİ SÖZ KONUSUDUR. Allah gibi El-Adil olabilir misin? Allah gibi El-Vedüd olabilir misin? Allah gibi El-Rahman, El-Cabbar, El-Rahim, El-Mustağan olabilir misin? El-Rab olabilir misin? Olabilirsin... Allah gibi bu isimlerin mazharı olabilirsin. Kendini ALLAH’ın dışında tutma. Kendini o kadar küçümseme. Sen, Hakkul Yakin’i yaşa, Allah’ın her bir isminden sonsuz - sınırsız manalarınca göreceksin ki, Allah denilen sonsuz-sınırsız bilinç bütünselliğinden bir parça olarak, aynı denizdeki bir damlanın artık damlayım, damlayım demeyip; Denizim, denizim dediği gibi sen de dersin...

Bir çokları kellelerini verdiler bu yüzden. Hallac-ı Mansur’lar, Nesimiler, Muhiddin-i Arabiler...

Yani, VAHDET-İ VÜCUDU ifade edebilmek için çok zorlandılar. Şimdi de böyle. Allah, insandan ayrı değildir. İnsan da Allah’tan ayrı değildir. Eğer ayrı ise o zaman ne diye "ALLAH size şah damarınızdan daha yakındır" diyor? "Ya MUHAMMED, oku sen atmadın ALLAH attı" niye diyor? "Hakikatte sana biat etmiş olanlar ALLAH’a biat etmiş olurlar" diyor. Niye?... Bu kadar ayet var öyleyse ALLAH insandan, insan ALLAH’tan ayrı değil. "Allah sever, Allah severse ki, insan sever. İnsan sever, insan sever ki ALLAH sever". Ne demek istiyor?

İNSANIN KUDSİYETİ ULUHİYETİNDE, ULUHİYETİ RUBUBİYETİNDE GİZLİDİR.

İNSAN DENİLEN EVRİM – DENEYİM - GÖREV ODAĞINDA 99 KEYFİYETİN MANALARI MUAYYEN KISTASLARDA ZUHUR EDEREK TERKİP OLUŞTURMAKTADIR. ANCAK BU TERKİPLE DÜNYA DENEYİM - EVRİM VE GÖREV ORTAMINDA İNSANIN TÜM KABİLİYET VE İSTİDATLARI, HOBİ VE ZEVKLERİ, DÜŞÜNCE VE DAVRANIŞLARI BİRER BİRER SERGİLENEBİLMEKTEDİR.

ALLAH SİSTEMİNE AİT KEYFİYETLERİN ROTASYON MAHİYETLERİ

Image

MÜTEAL ORJİNALİKTEKİ BİLGİYİ ANCAK MUTLAK DİRİLİK BİLİNCİNE SAHİP OLAN MÜTEAL İDRAK KAVRAYABİLMEKTEDİR.


Bu ne demektir? Bu şu demektir ki; ancak kendi mütealliğinin bilincinde olabilen Sınırsız TEK ŞUUR müteal değerleri idrak edebilir.

PEYGAMBERAN İDRAĞI VAHİYE DAYALI BİR İDRAK ŞUMÜLLÜLÜĞÜNDE MÜTEAL ORİJİNALLİKTEKİ SINIRSIZ TEK BİLİGİYİ (İLM'İLLAH) KAVRAYABİLİR VE KESBEDEBİLİR.

Dünya'da Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) adıyla bilinen Kozmik İnsan (Alem-i Kübra) Müteal Orijinallikteki Sınırsız Tek Şuur Oluşun Bilincinde olarak Müteal Bilginin Sınırsız Bütünlüğünü belirli idraklara kazandırmıştır. O'na RESUL denilmesinin sebebi Mutlak Şuur Bilincinde oluşundan hemen sonra Mutlak Şuur Keyfiyeti olan Mutlak Keyfiyetçe Bir Var Oluşun Varlığında Mutlak Şuurun bütün vasıflarını gösterir olmasındandır. Allah'ı en iyi gösteren (Allaha ayine olan) O'nun Müteal Orijinallikteki Sınırsız Tek Keyfiyetidir ki, O keyfiyet Hz. Muhammed Mustafa'nın NUR'udur (Astral formu) ve Müteal ölçüdeki Resuliyet O'na aittir. O'nun İcraatındaki Evrensellik Mutlakiyete dayanan ve her zerreyi ihya edebilen bir hususiyete sahiptir. O Mutlak Keyfiyet'çe bir Var olarak NUR'ULLAH, Mutlak Şuurca bir Var olarak da ŞUUR'ULLAH'tır.

RESUL: ALLAH SİSTEMİNE TABİ TUTULMASI GEREKEN KUL BOYUTUNUN BOYUTSAL KEYFİYETLERİNİ TANZİM ETME SELAHİYETİNE SAHİP OLAN BİLİNÇ POTANSİYELİDİR. SAHİP OLDUĞU KAVRAMIN İCAPLARINA UYGUN OLAN FONKSİYONLARI VURGULARKEN DAVET MAKAMININ GETİRDİĞİ YETKİ VE İMKANLARDAN FAYDALANIR. TEK BİR RESUL VARDIR. O DA MUTLAK VARLIĞIN BEYİNSEL ÖZ BÜTÜNLÜĞÜNE AİT BİR MAKRODUR. ÇEKİRDEK DÜNYA İNSANLIĞI TARAFINDAN YANLIŞLIKLA RESUL DİYE BİLİNEN DİĞER POTANSİYELLER, TEK RESULUN KONTROLİZASYONU ALTINDA DAVET MAKAMLIĞININ MUAYYEN MAHİYET VE KISTASLARINDA KISMİ VE GEÇİCİ FONKSİYON GÖSTEREBİLMEKTEDİRLER.

Müteal Olan Kendi Mütealliğinin İdrağında bulunurken her müteal değer gibi Müteal olan Bilgiyi de İdrak eder ve kesbeder (kazanır)... Bu husussiyetin sınırsız bir tarzda Müteal ölçüde yer etmesine VAHİY, orta seviyede seyr etmesine HİTAP, daha düşük seviyede seyr etmesine İLHAM denilmektedir.
Kur'andaki Sınırsız Müteal mana içerikli Bilgi; Mutlak Dirilik Bilincine sahip İdrakla kavranılabilmiştir ki; buradaki İdrak, Vahiye dayanan bir idrak keyfiyetini izhar eder.

KUR'ANDAKİ DENGE, MUTLAKİ DENGE ESASLARINA UYGUN OLARAK SINIRSIZ İLAHİ İSİMLER ARASINDAKİ MANA İLETİŞİMLERİNİN BİLEŞKESİDİR. ANCAK BU MÜTEAL ÖLÇÜDEKİ BİLEŞKEYİ SINIRSIZ TÜMEL İSİMLERİN MANALARINA VAKIF KILINAN MÜTEAL İDRAK (EVRENSEL İDRAK) DÜZEYİ İDRAK EDEBİLİR.

Tek tek belirli İsimlerde Uluhiyet kesbedebilen varlıklar kesbettikleri Müteal değerler ölçüsünde manaları idrak edebilirken, Müteal İdrak şümullüğüne sahip olan SINIRIZ TEK ŞUUR'un Keyfiyeti olan İdrak ise SINIRSIZ TÜMEL İSİM MANALARI'nı ve Manalar arasındaki iletişimin bileşkesini kavrayabilir.

Sınırsız İsimlerin Sınırsız Manaları arasındaki iletişimin bileşkesi Müteal Orijinallikteki Sınırsız Tek Şuurda bir ÖZ MANA halindedir ki, bu bileşke ilk etapta "TEK MANA" dır. Bu Tek Mananın Evrensel Alemlere yansıması Tümel Kesretlik oluşumları sağlamıştır. Değişik suretler, değişik şekilsellik, renk, fantazi, değişik fikir, inanç hülasa işte Kesret ortamı (çokluk ortamı)... Görecellik (izafiyet)... Şua tarzındaki enerjetik mevcutluklar...

Müteal Orijinallikteki sınırsız Tek Şuurdaki İdrak Keyfiyeti ayrı ayrı İsimlerin manalarına Hakim bulunduğundan SINIRSIZ TEK MANA'ya da Hakim bulunmaktadır.

Image Kur'an'daki denge oluşumu Mutlak Denge esaslarına bağlı ve oradan kaynaklanan EVRENSEL DENGE'ye paralellik arz eder. Ayetlerdeki Mana iletişimlerinin bileşkesi, Esma-ı İlahiyedeki İsimlerin Manaları arasındaki iletişimin bileşkesine tebarüz ettirir. Her ayetteki ölçü, ahenk bu bileşkenin varlığının şahadet ve temsilcisidir. Matematiksel Denge yasasının öngördüğü prensipler doğrultusunda tayin edilen ölçüler, Mutlaki Dengenin tesis edilmesini sağlar. Karşıt ifadelerin aynı sayıda tekrar edilmesi, ayetlerin birbirlerine olan destekleyici tarzdaki iletişimin icabatından kaynaklanmaktadır. Kur'ansal Denge Evrensel Dengeye, Evrensel Denge de Mutlaki Dengeye paralellik arz eder. Kastedilmek istenen Kur'an'ın Evrenselliği'dir ve bu evrensellik Mutlakiyete dayalı olduğu için Müteal Orijinallikte Sınırsız Tek Keyfiyet arzeder. Kur'an'daki Evrenselliği farkedenler için sembolik ve minyatürize ifadeler gerekmez. Zira Ondaki Evrenselliği farkedenlere mutlaka "HİKMET BİLGİSİ" kazandırılmaktadır.

Müteal Orijinallikteki Sınırsız Tek Şuur (MUTLAK ŞUUR) Kendi Müteal Vücudundaki her zerrede meknuz olan bilginin Kendi Müteal Bilgisi olduğunun bilincindedir. Bu Bilginin Sınırsız Bütünlüğüne "İLM'İLLAH" (MUTLAK BİLGİ) denilmektedir.

RESULİYETTE TEVZİAT MEVCUTTUR

Öğretim - Gözetim devrededir. Cemal prensipli yaşam olguları sevgi - şevkat - hoşgörü - tevazu yaşanır. Yaşayan yansıyarak yaşadığını yaşatır. Fena-i Resul husule gelir. Ancak bundan sonra Uluhiyet platformundaki tasarruflara geçilebilir.

RESULİYET VECHESİ, ALLAH SİSTEMİNDE 99 RA KEYFİYETİN ROTASYONU ALTINDAKİ TASARRUFLARI DAVET MAKAMLIĞININ SONSUZ - SINIRSIZ MAHİYET VE KISTASLARINDA CEMAL PRENSİBİNİ ESAS ALARAK BÜTÜNSEL VE MUTLAK FONKSİYON GÖSTERMEYLE YETKİLİ VE YÜKÜMLÜ OLAN VEÇHEDİR.

ALLAH SİSTEMİNDEKİ VECHELERDEN İNSANA EN YAKIN OLAN RESULİYET VECHESİDİR.

KOZMO İNSAN MODELİ OLMAYA NAMZET OLAN MUTAT İNSANIN (BEŞER), BEYİN YAPISI İLK ETAPTA RESULİYET TASARRUF PLATFORMUNA TABİ OLABİLECEK DUYARLILIK VE TAHAMMÜLE SAHİPTİR.

Resuliyet; Rububiyet sırrıyla kaim olan varlıkları, Uluhiyet sırrıyla kaim olan varlık olma aşamasına getirir. Evrensel İnsan Numunesi olan KAMİL İNSAN’a namzet olan beşeri varlıklarda, alt evrim aşamalarındaki hayvan, bitki, mineral gibi varlıklarda olduğu gibi 99 keyfiyetin vizyonik manalarından bir terkiptir. Ancak Kamil İnsan namzedi olan beşerde 99 keyfiyetin zilli manaları kendi varlığında meknuz iken hayvan, bitki, minerallerde 99 keyfiyetten bazıları yer almaktadır.

ULUHİYET BEŞERDEKİ TALİ OLAN HER VASIF VE NİTELİĞİ İNKİTAYA UĞRATARAK ONUN ASLİYETİNE YANİ "KAMİL İNSAN MODELİ" YÜCELİĞİNE KAVUŞMASINI SAĞLAR.

RESULİYET ETKİNLİKLERİ, ÖZ VARLIĞIN DÜNYA'DA İNSAN FORMU KULLANDIĞI İLK AŞAMALARDA, İLAHİ TEKNOLOJİNİN ÇOK ÖZEL İMKANLARI DEVREYE SOKULUP GİTTİKÇE YOĞUNLAŞTIRILMAKTADIR. BU ETKİNLİKLERİN VARLIK TARAFINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ ÖNCE MENTALİTE İLE OLMAKTADIR. BU SIRADA İÇGÜDÜSEL MOTİVASYON YOĞUN PLANDA OLDUĞU İÇİN VARLIĞIN MENTAL BOYUTUNA GEREKEN YOĞUNLUKTA RESULİYET ETKİNLİKLERİNİ GÖSTERİLMESİ ZAYIF KALMAKTADIR. ZİRA VARLIK, İÇGÜDÜSEL MOTİVASYONU YOĞUN PLANDA YAŞARKEN KENDİ MENTAL BOYUTUNU ÖZ İRADE BOYUTUNA TABİ TUTMAKTAN KAÇINARAK, EGOSANTRİK İRADE BOYUTUNA TABİ TUTMAYI TERCİH ETMEKTEDİR.

Resuliyet etkinlikleri gösteren irşat odakları, kendi görev statüsüyle alakalı görev icraat programı gereği Allah Sisteminin Resuliyet Veçhesinden bilgi ve enerji almaktadırlar.

Image Beyin yapısındaki Resuliyet kodları açılmadan Allah Sisteminde Uluhiyet tasarruf platformuna alınması imkansız olan kozmik varlık insan, Çekirdek Evren'deki kısıtlı olguların yaşandığı boyut olan Çekirdek Galaktik Boyutun (Samanyolu galaksisine dayalı olarak oluşan boyut) varlığı olma durumundan ancak Resuliyet kodlarının açılmasıyla kurtulabilmektedir. Bu kodların açılmasından sonra ikinci etaptaki duyarlılık ve tahammül planı kapsamında olan Uluhiyet kodlarının açılımını sağlayan etkinlikler Uluhiyet Veçhesinden devreye sokulmaktadır.

Resuliyet beyin kodlarının açılımı esnasında her kodun açılımına paralel olan Resuliyet bilinç kodları da açılmakta ve kozmik varlık olan insanın bilinç ve imkanlarıyla KOZMO İNSAN durumuna yükselmesi, 99 RA keyfiyetin ön gördüğü sonsuz - sınırsız manalarca Resuliyet açısından sağlanarak mümkün olmaktadır.

İnsan denilen Kozmik varlığın algı, duygu, düşünce ve bedensel hobi ve zevk planlarını yumuşak geçiş fonksiyonlarıyla Resuliyet mahiyetli platformik enerji alanları içine alarak 99 RA Keyfiyetin rotasyonu altındaki tasarruflara tabi kılan Resuliyet Veçhesi, KOZMO İNSAN MODELİ’NİN yapılanışının ilk aşamasını tamamlayarak bu varlığı Uluhiyet Veçhesinin tasarruf aşamasına getirir.

ULUHİYETTE PROGRAMLAYICILIK MEVCUTTUR

Çekirdek Mini Atomik Bütün enerjisini kullanma hakkına sahip olan Çekirdek Dünya Rabliği, Allah Sisteminde Uluhiyet Veçhesiyle alakalı tasarrufları gösterme selahiyetine sahiptir. Bu tasarruf platformunda tevziat üstünde programlayıcılık denetimle birlikte devreye girer. Program; şakraların yıldız kutuplarındaki bilinç kıymetlerine bizzat RAB tarafından yapılır.

Celal prensipli yaşam olguları istikrar - azim - kararlılık - evrensel düşünce ve davranışlar kademe kademe sergilenir. Yaşayan yansıyarak yaşadığını yaşatır. Bu yansımalardan ancak Fena-i resul hadisesini yaşamaya yüz tutmuş olanlar istifade edebilirler. Diğerleri reddedebilir, tepki koyarak uzaklaşabilirler.

Çekirdek Dünya deneyim - görev - evrim ortamında BEŞER sözcüğü ile bilinen Kozmik Varlık insan, Kharyamantas Onya’dan devreye sokulan Minadasser Krayoling tasarruflarıyla alakalı etkileşim program uygulamacılığını uygulayan Teknolojik Uzmanlar BİR’liğince yakın plandan teknolojik tasarruf platformuna dahil edilmiş ve beyinsel yapısı üzerindeki genetik yapılışımın karakteristik özellikleri bir defaya özel olmak kaydıyla evrimsel tortulaşım olarak bilinen madde galatından arındırılarak yüceltilmiştir. Atlantis'in dejenerasyonundan sonra tekrar deforme olan genleriyle altüst olan beyin yapısı, irşad odaklarının gösterdikleri eforlarla tekrar eski konumuna getirilebilmek istenmektedir. Bu irşat odakları, Mutlak Varlığın Beyinsel Öz Bütünlüğüne ait Uluhiyet ve Resuliyet Veçhelerinden ancak Beyinsel Öz Bütünselliğinin Yüksek Müsaadeleriyle güç ve bilgi alabilmektedirler.

Çekirdek Mini Atomik Bütün enerjisini kullanma hakkına sahip Rabliğin Allah Sisteminde Uluhiyet Veçhesiyle alakalı tasarrufları gösterirken, yine bu sistemdeki Resuliyet Veçhesiyle alakalı tasarrufları Teknolojik Üsler BİR’lik Komiteliği kendi varlığına bağlı olan Teknolojik Uzmanlar BİR’liğini devrede tutarak gösterir. Bu komiteliklere ilave olarak Çekirdek Evren Yıldız Kutbu Komiteliği, Çekirdek Evren Yıldız Kutbu Canlı kristal Enerji ve bilgi merkezindeki bilgi ve enerji ile her iki komiteliğe yardımcı olmakla yükümlü ve yetkili olan RA Yönetim Düzen Komiteliğidir.

ALLAH SİSTEMİ; RAB VE RAHİMİN GÖSTERDİKLERİ MÜŞTEREK FAALİYETLER ZİNCİRİNDEN MÜTEŞEKKİLDİR.


Rab, Uluhiyet ...... Rahim, Resuliyet veçheleriyle Allah Sistemi'ni oluşturan KHA Etkinliğine sahip olan potansiyellerdir.

RAB, RAHİMDEN DOĞURTUR. RAHİM ANA, RAB BABADIR.

İnsan faktöründeki avami perdeleri kaldırabilen göksel irşat, insan faktörüne ait bilinçlerin bağlı bulundukları Asil Kaynakların iştirakçi paylarına ait olan katkılarıyla devrede tutulan Allah Sisteminin aydınlatma, yol buldurma etkinlik planıdır.

AVAMİ PERDELERİN CESTE CESTE KALKMASINI SAĞLAYABİLEN GÖKSEL İRŞAT, ALLAH SİSTEMİNDEKİ 99 RA KEYFİYETİN ROTASYONU ALTINDA DEVREYE SOKULAN TASARRUFLARIN EN ÖNEMLİSİDİR.

İrşat odaklarındaki aydınlatıcılık, yol bulduruculuk faaliyetleri ilk etapta Allah Sitemi'ne ait olan Resuliyet Veçhesinin kontrollü desteği altında, ikinci etapta ise Allah Sistemine ait Uluhiyet Veçhesinin kontrollü desteği altında cereyan ettirilmektedir.

İNSANİ MENTALİTEYİ KENDİ TANZİM ETTİĞİ GÜDÜMLEYİCİ AKTİFLİK PLANI İÇİNDE KULLANMAYI İSTEYEN KİŞİSEL EGO, ALLAH SİSTEMİNİN HER İKİ VEÇHESİNE AİT OLAN TASARRUFLARIN GÖSTERİLMESİNE KARŞIDIR. KİŞİSEL EGO BU NEDENLE İNSANİ MENTALİTENİN ALLAH SİSTEMİYLE ALAKALI BİLGİLERİYLE MUHATAP OLMASINA MANİ OLUCU "MANTIK" İFADESİYLE BİLİNEN BİR PROSEDÜR OLUŞTURMUŞTUR. BU PROSEDÜRÜ KENDİ İSTEKLERİNİ ÖN PLANDA TUTARKEN GÖSTERDİĞİ MÜCADELE ETKİNLİKLERİNDE BÜYÜK BİR USTALIKLA VASITA OLARAK KULLANAN KİŞİSEL EGO, MANTIK OYUNLARI OLARAK BİLİNEN ALDATICI FONKSİYONLAR YÜRÜTEBİLMEKTEDİR.

İnsan faktöründeki kişisel egonun güdümleyici aktiflik plan şuuru (Tahtel şuur) ile insani mentaliteye ait şuur düzeyindeki mahiyetlerdeki uyumluluk yoğunluğu artıkça, insani mentalitenin kişisel egoya ait olan güdümleyici aktiflik planına dahil edilmesi o nispette yoğunlaşmakta ve kişisel ego tarafından daha uzun süreç zarfında kullanılabilmektedir. Bu nedenle kendi tanzim edebildiği güdümleyici aktiflik plan şuurunu suizan ifadesiyle bilinen sübjektif olguların varlıklarıyla iştigal etmek ister. Kişisel ego tuzağa düşürücü etkinliğini desisasyon mahiyetlerine uygun olan vasıtalık değerleri kullanarak insani mentaliteyi kendi boyunduruğu altına almayı isterken, insani mentaliteyi aydınlatan, yol bulduran irşat odakları buna engel olabilmektedirler.

GÖKSEL İRŞATLA AYDINLANMAYAN, YOL BULDURULMAYAN İNSANİ MENTALİTE, KİŞİSEL EGONUN TUZAĞINA DÜŞEREK, KİŞİSEL EGONUN GÜDÜMLEYİCİ AKTİFLİK PLANINA ALINARAK KESİNKEZ KULLANILABİLMEKTEDİR.

ULUHİYETTE RUBUBİYET...... KUTSİYETTE ULUHİYET GİZLİDİR

DÜNYADA ÖZ VARLIK TARAFINDAN KULLANILAN HER DENEYİM VASITALARINDA, 99 KEYFİYETİN VİZYONİK VE ASIL MANALARINI AŞİKARE ÇIKARMAK İÇİN EFORLAR GÖSTEREN İLAHİ MEKANİZMALAR, BİLİNCİN SEYRİ ESNASINDA KUTSİYETİNİ KAZANANA KADAR DESTEKLERLER.

Bu seyir esnasında rububiyetten geçen uluhiyete, uluhiyetten geçen kutsiyete vasıl olur.

Rububiyete sahip bilinçlerin kullandıkları beşeri formda alt ekstremitedeki şakra çiçekleri diridir. İç devinim kanalları ve halkalarında öz enerji devinimi bazen ters bazen doğru olabilir. Bu durumda keyfiyetlerin vizyonik hallerinde zıtlıklar görülebilir. Beşeri kaile alışlar mahzurlu olabilir. Düşünce ve davranışlar Evrensel insanlığa ters düşebilirler.

Uluhiyete sahip bilinçlerin kullandıkları insani formda üst ekstremitedeki şakra çiçekleri de dirilik göstermektedir. İç devim kanalları ve halkalarında öz enerji devinimi doğrudur. Bu durumda keyfiyetlerin asıl hallerinde salabet ve istikrar görülmektedir. İnsani kaile alışlar tam yerli yerinde ve evrensel insanlığa yakışır mahiyetlerdedir. Düşünce ve davranışlar Evrensel İnsanlığa ters düşmezler.

Image

Öz bilgi, Öz Enerji ve Öz Cevher; Tanrısal Bilincin Özünde mevcut olan deneyimsiz değerlerdir. Deneyimlemeye sokularak evrimsel plandaki şablonlarına uygun olan tarzlarda yaratılması gereken bu değerleri rotasyone edebilen keyfiyetler, tamponize edebilen hasletler de Tanrısal Bilincin Özünde mevcuttur ve deneyime iştirakçi hassalarıyla sokulabilmektedir.

BU KEYFİYETLERDEN 99 ADETİ ULUHİYET BAZINDAKİ TASARRUFLARI GERÇEKLEŞTİRMESİ İÇİN ÇEKİRDEK DÜNYA RABBİ OLAN ALLAH SİSTEMİNİN ULUHİYET VEÇHESİNİN YETKİ VE SORUMLULUĞUNA VERİLMİŞTİR.

BU KEYFİYETLERDEN 99 ADETİ ÖNCE RUBUBİYET SONRA RESULİYET BAZINDAKİ TASARRUFLARI GERÇEKLEŞTİRMESİ İÇİN ÇEKİRDEK DÜNYA RAHİMİ OLAN ALLAH SİSTEMİNİN RESULİYET VEÇHESİNİN YETKİ VE SORUMLULUĞUNA VERİLMİŞTİR.

Varlığın rububiyet yoğunluğu iç güdüsel motivasyonun düşünsel motivasyonsuz yaşanmasına sebep olmaktadır. Rububiyet yoğunluğunun gittikçe azalması varlığın iç güdüsel motivasyonla tefrik edip değerlendirdiği obje, suje ve hadiseleri daha yetkin ve etkin tarzlarda tefrik edip değerlendirebilecek düşünsel motivasyonla alakalı değerlerin meknuz plandan aşikar plana çıkarılmasını sağlamaktadır.

Varlığın mutat insan formunu kullandığı ilk aşamalarda, rububiyetten kurtulmasını sağlayan irşat faaliyetleriyle alakalı etkinlikler Resuliyet kanalından devreye sokulmaktadır.

ALLAH SİSTEMİNİN RABSAL - RUHSAL - TEKNOLOJİK SİSTEMLERE UYGUN TARİFLERİ

ALLAH SİSTEMİ Rabsal terminolojik sisteme uygun tarifiyle;

Alemlerin Rabbi olan Allahın Uluhiyet sırrıyla kaim olan varlığının 99 İsmine şayan olan tasarruflarla devrede tuttuğu sisteme ALLAH SİSTEMİ denir.

99 İsim ALLAH isminde dürülü olarak meknuz tutulmaktadır. 99 İsminin mazhariyeti Allah'ın Mülkündeki İnsana tanınmıştır.

Image 99 İsmin zılli manaları mahlukattan sadır olmaktadır. Mahlukat sınıfını oluşturanlar İlm-i tasavvufta CEMAD - NEBAT - HAYVAN - BEŞER adlarıyla bilinirler.

99 İsmin Hakiki (asli) manaları Varlıkattan sadır olmaktadır. Varlıkat sınıfının genel tanıtımı İNSAN-I KAMİL adıyla yapılır. Özel olarak tanıtımlar; Veli - Nebi - Peygamber - Aziz - Azize gibi adlarla yapılırlar.

Din siklüsü döneminde "HALİFETULLAH" olarak tanıtılan prototip, Allah Sisteminin Uluhiyet Veçhesinin direkt temerküz odağıdır. Bu prototipin vasıf-istidat ve kabiliyetleri Esma-i İlahiyedeki tüm isimlerin hakiki manalarının cemmidir. Hangi adlarla bilinirse bilinsinler, bu vasıf - istidat ve kabiliyetlere sahip olan insanlar Allah’ın Halifeleridirler.

Alemlerin Rabbi Olan Allah her İsminden İnsan-ı Kamil’deki vasıf - istidat ve kabiliyetlerin donamını gerçekleştirebilen Allah Sisteminin Uluhiyet bazındaki tasarufları devrede tutmaktadır.

Fahri Kainat Olan Resul ise Allahın her İsminden Mülk alemindeki tüm mahlukattaki vasıf - istidat ve kabileyetlerin donanımını gerçekleştirebilen Allah Sisteminin Resuliyet bazındaki Tasarrufları devrede Tutmaktadır.

99 İsmin zılli manalarından hareketle gerçekleştirilen donanım genel bir tevziatlamaya girer. Mülk alemindeki mahlukatın seyr-i İnsan-ı Kamil’e olduğu için İnsan-ı Kamil, İlm-i tasavvufta “vasat-ı camia” olarak nitelendirilir. Mahlukatın vasıf, istidat ve kabiliyetlerini teraküp ettiren İlahi İsimlerin zılli manaları, Mülk aleminde mahlukatın yaşam sürdürebileceği genel bir ortamın ortaya çıkışını sağlamıştır ki, bu ortama İlm-i tasavvufta "ZILLİYET ORTAMI" denilmektedir.

Mahlukatın en şereflisi BEŞER’dir ki, onun sahip olduğu düşünme kabiliyeti onu İnsan-ı kamil namzeti kılan en önemli olgudur. Beşer, kendi hakikati olan İnsan-ı Kamili araştırmak için düşüne düşüne zılliyet ortamından çıkabilen en değerli mahluktur. Ancak bunu yaparken düşünce mahiyetlerine uygun olan çalışmaları da sürdürebilirse başarabilmektedir. O çalışmalar da mahzarı bulunduğu İlahi İsimlerin zikridir. Kur'an'da ZİKRİN FAYDALARI hakkında bir çok ayet zikredilmiştir. Düşünen beşerin gösterdiği eylemselliğe de İlm-i Tasavvufta TEFEKKÜR denilmiştir.

Peygamberan idrağı ile kavranılan Asli manaların tefekkür ve zikri tam olan beşere intikal ettirilmesi Resuliyetten kaynaklanan bir tevziatlamadır. Bu tevziatlamanın sadece beşer adıyla bilinen mahluka yapıldığı söylenemez.

RESULİYET, ESMA-İ İLAHİYEDEKİ TÜM İSİMLERİN MANALARINDAN HAREKET EDEN RESUL VE ONUN TEMSİLCİLERİNİN MÜLK ALAMİNDEKİ TÜM MAHLUKATA GÖSTERMESİ GEREKEN TASARRUFLARIN VARLIĞIYLA DEVREDE TUTULMAKTADIR. BU TASARRUFLARIN BAŞINDA RESUL VE ONUN TEMSİLCİLERİNDEN YAYILAN ENERJETİK PORLARIN MAHLUKATA NAKŞEDİLMESİ GELİR.

İlm-i tasavvufta cemad, nebat, hayvan, beşer ifadeleriyle bilinen her mahluk bu yayımlayıcı aktiflik planından kendine ait olan enerjetik porları mas ederek kazanır. Bu kazanımlar mahlukatın her üyesini tekamülde yücelterek İnsan-ı kamile doğru yol aldırır.

İNSAN-I KAMİL, ALLAH SİSTEMİNDE ULUHİYETİNE KAVUŞMUŞ OLDUĞU İÇİN, ARTIK BEŞER İFADESİYLE DEĞİL HAZRETİ İNSAN OLARAK BİLİNEN VE MAHLUKLUKTAN KURTULARAK “VARLIK” HALİNE GELEN YÜCELİĞE SAHİPTİR.

ALLAH SİSTEMİ Ruhsal Terminolojik sisteme uygun tarifiyle;

Mutlak Olan Sonsuz-Sınırsız TEK’in Dünya Rabbi Vechesiyle uyguladığı tüm tasarrufları varlığında havi olan Sistem.

Spiritüel öğretide R.İ.M (Ruhsal.İdare.Mekanizması) olarak bilinen topluluk, Dünya Rabbine bağlı olarak faaliyet gösterir. Bu topluluğun Dünya'ya enkarne edilen ruhlar üzerinde tasarruf hakkı mevcuttur. Ruhsal görgü ve tecrübe Dünya'dadır. Ruhlar kendi saf bilgilerinin tecrübelerini burada yaparlar. Her bir ruh tekamülde Kadir-i Mutlak Yaradanın muradına uygun olanı tecrübe ederek yaratma eylemselliğine hizmet etmektedir. Ruhlar maddi bedende gerçekleştirmeleri gereken tecrübeleri muayyen süreçlerde gerçekleştirirler ve dezenkarne olduklarında spatyomun tabakalarına kendi tekamül durumlarına uygun olarak yerleştirilirler. Bu yerleştirilme işlemleri hami ruhlar tarafından yapılır. Ruhlar, spatyomun tabakalarında dünyada arzu edip yapamadıkları her ne varsa bunları muhayyile ve musavvire güçleriyle spatyomun malzemesi olan seyyal mevcudiyetten istifade ederek yaparlar. Arzu ettikleri ne oluyorsa seyyal mevcudiyete müşekkeliyet kazandırırak yapılarlar.

DİN SİKLÜSÜ DÖNEMİNDE İNSANLIĞA AHİRET OLARAK TANITILAN SPATYOM İLAHİ BİR SANATORYUMDUR. Bu sanatoryumda bulunan ruhlar kendi yalancı cennetlerini yaşayarak tedavi edilirler. Bu tabakaların aşağı seviyede bulunanları bazen Dünya'daki insanların Tahtel şuuruna gönderdikleri dalgalarla onlarda geçici veya kalıcı kaile alışlara sebep olan kavramlar oluştururlar. Bunların sevke hazır dalgaların frekansına akort edilen Tahtel şuurlardan devreye sokulan bilgiler sıhhatli değildir. Ruh çağırma seanslarında bu seviyedeki ruhların verdikleri bilgiler insanlığa çok zararlı olmaktadır. Dinler bu irtibatları bu nedenle yasaklamışlardır. Spatyom tabakalarının aşağı sevilerinden verilen bilgilere uygun hareket eden insanlar, gittikçe kaile alışlarını sapkın tarzlarda tanzim ettikleri için Lüsiferyan güçlerin kendi varlıklarına musallat olmasına sebep olurlar. Dinler kendilerine güvenilir kaynaklardan ulaşan bilgilere uyarak Allahın Muradına uygun davranmayanları tasalluta uğrama tehlikesiyle uyarmışlardır.

Kur’anda "KENDİLERİNE APAÇIK BEYYİNATLAR GELDİKLERİ HALDE YOLDAN ÇIKANLARA BİR ARKADAŞ TAYİN EDERİZ. NE GÜZEL DE ARKADAŞLIK EDER ŞEYTAN ONLARA" ifadeli ayet buna örnektir.

R.İ.M Dünya'da ve Dünya'nın spatyomunda ruhların tekamül yolculunda onlara öğretim-gözetim ve denetimlerde bulunarak gittikçe gelişmelerini ve asılları olan EVRENSEL İNSAN NUMUNESİ haline gelmeleri için gereken bütün tasarrufları yapabilen Yüce bir topluluktur. Bu topluluğun tüm tasarrufları Kadir-i Mutlak Yaradanın Muradına uygun olan 99 keyfiyetin ön gördüğü manalardan hareket edilerek gerçekleştirilmektedir. Dünya'da Evrensel İnsan Numuneleri haline getirilen ruhların toplanacakları bir çatı vardır. B.İ.R (Birleşik İnsanlık Realitesi). Bu realite, Shapley 3 galaksisi ile Andromeda galaksilerinin yıldız sistemlerinden müteşekkil bir Konfederasyon olan "GALAKTİK KONFEDERASYON" un varlığıyla devrede tutulmaktadır. Galaktik Konfederasyona ait temsilci topluluklar Samanyolu galaksisinin muhtelif gezegen ve uydularında üslenmişlerdir. Bunlardan birisi Satürn Yüce Topluluğu olarak bilinir ve Dünya'daki ruhlar üzerine yakın plandan tasarruf yapar.

ALLAH SİSTEMİ Teknolojik Terminolojik Sisteme uygun tarif ile;

Mutlak Bilincin Çekirdek Dünya Rabliği ile Teknolojik Üsler BİR’lik Komitelikleri'nin ortaklaşa gösterdikleri tasarrufları devrede tutan Sistem.

Çekirdek Dünya Rabliği ile Teknolojik Üsler BİR’lik Komitesi birbirleriyle çok özel titreşim bağlarıyla kilitli olan komiteliklerdir. Bu kilitlenmenin amacı; Allah Sistemiyle alakalı yapılması gereken tasarrufların ortaklaşa gösterilen eforlarla gerçekleştirilmesidir.

Image Çekirdek Dünya Rabliği ÖĞRETİM - GÖZETİM - DENETİM PROGRAMLARINI kendi varlığına bağlı olan özel mekanizmalarla uygulamaya sokar. Bu mekanizmaların uygulamalarından sonra Teknolojik Üsler ağında bulunan üslerden hareketle Teknolojik Üsler BİR’lik Komitesi kendi varlığına ait özel teknolojinin imkanlarını kullanarak teknolojik tasarrufları devreye sokar. Din siklüsü döneminde meleküt ve ceberrüt alemleri olarak tanıtılan Shapley 3 ile Andromeda galaksilerinin varlıklarıyla oluşturulan boyutların sakinleri Allah Sisteminde Resuliyet mekanizmalarını devrede tutan Teknolojik Üsler BİR’lik Komitesinin nezaretinde göklerde enerjetik formlarıyla, dünyada maddi formlarıyla Allah Sisteminin Resuliyet vechesine yardımcı olan fonksiyonlar vurgularlar. Andromeda galaksisindeki Teknolojik Uzmanlar BİR’liği, Dünyadaki evrimin kontrolörleri olarak Bilincin mineralden bitkiye, bitkiden hayvana, hayvandan beşere kadar tüm evrimsel olgularını tanzim ederek yaşatan ve Allah Sisteminin Resuliyet vechesiyle alakalı tüm tasarrufları gerçekleştiren İlahi Uzman Topluluktur.

Çekirdek Dünya Rabliği, Allah Sistemindeki Uluhiyet Vechesiyle alakalı tasarrufları gösterirken Teknolojik Uzmanlar BİR’liğinin beşeri evrim aşamalarında üzerlerinde teknolojik tasarrufları gerçekleştirirken düşünsel aktivasyon göstermelerindeki gelişim kriterlerini nazarı itibare almaktadır. Çekirdek Dünya Rabliği beşeriyetin Düşünsel aktivasyondaki gelişim kriterlerine uygun olarak yerine göre Öğretim - Gözetim, yerine göre denetim programlarını uygulamaya sokabilen İlahi Mekanizmaları devreye sokmaktadır.

ALLAH SİSTEMİ'NE AİT OLAN 99 KEYFİYETİN ROTASYON MAHİYETLERİNE UYGUN OLARAK İNSANİ FORMDAKİ ŞAKRALARIN YILDIZ KUTUPLARINDAKİ BİLİNÇ KIYMETLERİNİN PROGRAMLANMASI HAKKINDA AÇIKLAMADIR

99 keyfiyetin muayyen mahiyetlerdeki manalarıyla rotasyon niteliklerine dayalı olarak gösterilen tasarruflarla beşeri mahluk, kendi hakikati olan İnsan-ı Kamil Varlık Boyutuna yüceltilir.

İLAHİ ROTASYON; İnsanın özü olan Öz Varlıklarca istenen farkındalık düzeylerinin ALLAH SİSTEMİ'NE dayalı olan tasarruflarla kendi varlıklarına bağlı olarak yerleşim yataklarında seyir eden bilinç kıymetlerini programize edilerek oluşturulmasıdır.

Image Beşeri form ile mündemiç bulunan seyyal formun şakraları Öz Varlıklara bağlı olan bilinç kıymetlerinin yerleşim yataklarıdır. Bu yerleşim yatakları, İlahi Teknolojinin iç dizayn kurallarına göre gösterilen fonksiyonlarla tanzim edilmişlerdir. Form konuşlanma koordinatları olarak da bilinen bu şakraların merkezinde kristal yapılı bir yıldız kutbu bulunmaktadır. Bu yıldız kutbunda yerleşik düzen hasıl eden bilinç kıymeti, Öz enerjisinin varlığıyla şakranın iç devinim kanalı ile devinim halkasında devinim halinde bulunarak seyr etmektedir.

BEŞERİ FORMLA MÜNDEMİÇ BULUNAN SEYYAL FORMDA YEDİ ADET ŞAKRA BULUNMAKTADIR.

Bu şakraların alttan ilk üçü formun alt ekstremitesinde yerleşik düzen hasıl etmiştir. Bu üç şakra beşeri formdaki biyolojik beyinin fiziki yaşam prosedürüne dahil olan tüm algı ve olguları kontrolü altında bulundurur. İşte bu algı ve olgular ALLAH SİSTEMİ'ndeki 99 keyfiyetin rotasyonu altında yaşanabilmektedir. İlm-i Tasavvufta bu algı ve olgular zilliyet ortamında bulunan beşeri mahluğun İlahi İsimlerin zilliyet mertebesinde yaşadığı mutat algı ve olgulardır.

Atlanta RA Öğretisinde beşeri formla mündemiç bulunan seyyal formun alt ekstremitesindeki üç şakraya ÜÇLÜ MERKEZ OLUCU SİSTEM adı denir. İlm-i Tasavvufta bu üç şakradaki bilinç kıymetlerinin beşeri egonun üç mertebesine giren mutat düşünce ve davranışların sergilenişiyle alakalı algı ve olgulamaları yaşattığı bilinmektedir.

ALTTAN BİRİNCİ ŞAKRA KÖK ŞAKRASI ____ NEFS-İ EMMARE
ALTTAN İKİNCİ ŞAKRA GÖBEK ALTI ŞAKRASI ____ NEFS-İ LEVVAME
ALTTAN ÜÇÜNCÜ ŞAKRA GÖBEK ŞAKRASI ____ NEFS-İ MÜLHİME


Kur'anda bu nefs mertebelerini belirten ayetler mevcuttur.

Nefs-i emareden bahis geçince bu nefs sahipleri için "ONLAR HAYVANLAR DEREKESİNDEDİR" ifadesi kullanılmıştır.

Diğer iki nefs mertebesinden nefs-i levvame için beşerin kendini levm etme mekanizmasını çalıştırmasını makbul görerek yemin edilmiştir. Nefs-i Mülhimeden ise İLHAM aldığı belirtilerek makbul karşılanmış ve yemin edilmiştir.

Image Atlanta RA Teknolojik Öğretisinde beşere ait seyyal formun alt ekstremitesinde yer alan bu şakralardaki bilinç kıymetleri, hayvansal evrim aşamalarındaki kızgınlık, kin, barbarlık, şehvet gibi olgularla alakalı davranışları andıran davranışların sergilenmesini sağlayacak tarzlarda programlanmıştır. Bu program mahiyetlerine göre bilinç kıymetleri, beşeri formda bulunan biyolojik beyinin hücre çekirdeklerinde yer alan genetik şifretik kodların açılışlarını gerçekleştirirler. Bilinç kıymetleri, şakralarda devindirdikleri öz enerjilerini saat yönüne uygun veya ona ters olarak devindirebilirler. Öz enerjinin doğru devinimi esnasında idari bağlamda aktiflik gösterdiği biyolojik beyinden istenmeyen kod açılımlarını gerçekleştiren bilinç kıymetleri öz enerjinin doğru devinim esnasında da istenen kod açılımlarını gerçekleştirebilmektedir.

ALLAH YÜKÜ GÜCE GÖRE VERMİŞTİR. AYETİNE GÖRE YÜK YÜKLENEN BİLİNÇ KIYMETLERİ DAİMA GÜÇLERİNİ KULLANARAK BEŞERİ FORMDAKİ BİYOLOJİK BEYİNDE İSTENEN KOD AÇILIMLARINI YAPABİLECEK GÜCE SAHİPTİRLER.

Ruhsal görgü ve tecrübenin gerçekleştirebildiği laboratuar karakterli Dünya ortamında Bilinç kıymetleri kendi varlıklarını ancak makbul olan olguları yaşatabilecek biyolojik beyin kodlarını açarak yücelim sağlayabilmektedirler.

BEŞER, KENDİ HAKİKATİ OLAN İNSAN-I KAMİLE HAMİLEDİR.

Beşerin kendi aslı hakkatini arayış içinde olduğu aşamalarda onun üzerinde tasarruf hakkına sahip, onu aydınlatıcı ilahi Tasarruf odakları, Allah Sistemi'nin Resuliyet vechesinin kendi varlıklarına tanıdığı selahiyetten istifade ederek eforlar gösterirler. Ancak bu tasarruflarla beşer ölü iken diriltilir.

"ÖLÜ İKEN DİRİLTİP, İNSANLAR ARASINDA YÜRÜMESİ İÇİN KENDİSİNE BİR NUR VERDİĞİMİZ KİŞİ, KARANLIKLARA DALMIŞ VE BİR TÜRLÜ DE ÇIKAMAYAN KİMSEYE BENZER Mİ?" Enam suresi 122. ayet.

Bu NUR nasıl verilir? MUTLAK ŞUUR faaliyetleriyle. Mutlak Şuur, Şuurullahtan hareket ederek beşerdeki düşünce ve davranışları sağlayan şuur düzeylerini 99 keyfiyetin zılli manalarıyla resuliyetle alakalı tasarruflar göstererek gerçekleştirir.

BEŞERDEKİ MUTAT ŞUUR DÜZEYLERİ ANCAK RESULİYET FAZINDA EŞYANIN HAKİKATİNİ DIŞTAN İÇE, CESTE CESTE GÖSTERİLEREK YÜCELTİLEBİLMEKTEDİR.

"Böylece İbrahim'e göklerin ve yerin melekutunu gösteriyorduk ki, kesin inananlardan olsun." Enam suresi ayet 75.

MUTLAK ŞUURUN KENDİ VARLIĞI OLAN MUTLAK VARLIKTA, MEKNUZİYET HALLERİNDEKİ MUTLAK KEYFİYETLERİNİ ORTAYA ÇIKARMASI; BEŞERDE ZİLLİYETEN, BEŞERİN ASLI VE HAKİKATİ OLAN İNSAN-I KAMİLDE İSE ASLİYETEN ZUHUR ETMEKTEDİR.

İNSAN DENİLEN VARLIK VASIF VE İSTİDATLARI YÖNÜYLE MUTLAK KEYFİYETLERCE BİR VARDIR. İŞTE BU NİTELİKTİR İNSANI İNSAN YAPAN. ANCAK BU NİTELİK ONUN BATININDA MEKNUZDUR.

Mutlak Keyfiyetler Mutlak Varlık Bünyesinde bulunurlarken aşikare çıkarılması Mutlak Şuur faaliyetleriyle gerçekleştirilmektedir.

İNSANDA MUTLAK VARLIK BÜNYESİNDE KUTSİYETE SAHİP BİR VAR OLDUĞUNA GÖRE ULUHİYET MERTEBESİNDE 99 KEYFİYETİN ASLİ MANALARINI MEKNUZİYET PLANINDAN AŞİKARE ÇIKARABİLMEKTEDİR. NASIL ÇIKARABİLİYOR? MUTLAK ŞUUR FAALİYETLERİ İLE.

MUTLAK ŞUUR, ŞUURULLAHTAN, ŞUURULLAH ŞUURU RESULULLAHTAN HAREKET EDER.

İnsan her şeyden önce bir ŞUUR'dur. Şuurun kendine has keyfiyetleri vardır. Bu keyfiyetlerin dalgalanmasına dayanan akis varların etkisinden kurtulan Şuur, artık kendi asli keyfiyeti olan NUR'un farkına varıyor ve buna dayalı olan seyri yapıyor. İlm-i Tasavvufta buna BEKA'da seyir denilmektedir. Atlanta RA Teknolojik öğretisinde ise Bilincin RAKHA'daki yaşamı denilmektedir.

İlm-i Tasavvufta, Fenada seyri tamamlamayanın Bekadaki seyri yaşaması mümkün değildir.

Beşerin, beşeri formun alt ekstermitesindeki şakraların üzerinde Nefs-i Mutmaine mertebesine yücelmesi tamamlanınca "ALLAHIM NURUMUZU TAMAMLA DİYECEKLER" ayetinin manası tecelli etmektedir. İşte bu esnada şuur artık kendi asli keyfiyeti olan NUR'un farkına varmış olup Nur’un tamalanmasını talep edebiliyor. Üst ekstremitede yer alan kalp şakrasındaki bilinç uyanışa geçerek şuur kazanmış oluyor. Buna İlm-i Tasavvufta ölülüğün bertaraf edilerek diriliğin kazanılması deniyor. Atlanta RA Teknolojik Öğretisi'nde ise kalp şakrasındaki devinim halkasında (Anahtar halka) öz enerji deviniminin devreye girdiği belirtiliyor.

KALPTEKİ MÜHÜR AÇILIYOR. ÖLÜLÜK KALKIYOR YERİNE DİRİLİK YERLEŞİYOR.

ÖZ ENERJİ İLE EVRENSEL ENERJİNİN İNSANSAL FORMUN TEPE ŞAKRASINDAKİ BAĞLANIŞINDAN SONRA ALLAH SİSTEMİNE AİT OLAN 99 KEYFİYETİN ROTASYON MAHİYETİYLE AKTİFLEŞEREK DEVREYE SOKULMASI

ImageÖz Enerji: Her deneyimci Öz’ün kendi varlığına ait deneyim - evrim - görev programlarını Dünya ortamında uygulama amacıyla kullandığı doğal enerjidir.

Evrensel Enerji: Deneyim - evrim - görev programlarının Deneyimci Özler tarafından Dünya ortamında uygulanması esnasında Çekirdek Evren Yıldız Kutbu Canlı Kristal Enerji Merkezi’nden genel olarak her deneyim - evrim - görev odağının istifade edebileceği gibi devreye sokulan yapay enerjidir.

DENEYİMCİ ÖZLERE BAĞLI OLARAK HAREKET EDEN DENEYİM - EVRİM - GÖREV ODAKLARINA DENEYİM UYDULARI DA DENİLMEKTEDİR.

Deneyimci Özler Dünya ortamında mineral - bitki - hayvan - beşer formlarıyla deneyimlerini sürdürürlerken, kendi doğal enerjileri olan Öz enerjilerini kullanırlar. Bu esnada da yapay enerji olan Evrensel Enerji İlahi Hiyerarşi tarafından bu formlar üzerine temerküz ettirilir.

Evrensel enerjinin temerküz ettirilmesi esnasında her deneyimci öze ait deneyim uydusu deneyim - evrim - görev aşamalarındaki durumlarına göre bu enerjiyi masedebilmektedir.

Deneyim uydularındaki bilinç kıymetleri kendi bağlı bulundukları Deneyimci Özlerinden Öz enerji alırlarken KAPALI SİNYALİZASYON TERTİBATI denilen bir mekanizmayı kullanırlar. Mineral - bitki - hayvan - beşer formlarında devinen bilinç kıymetleri aldıkları bu Öz enerjiyi kullanmanın neticesinde Öz enerji hemen bu formlarda statik enerji haline dönüşür.

Deneyimci özlerin deneyim odaklarını kullanma süreçleri evrimleşmenin kendi varlığına ait evrim programının icaplarına uygun olarak değişiklik gösterir. Neticede deneyimci özler mineralden başlayarak, beşer dahil beşere kadar deneyim odaklarını genel bir evrimleşmeyi tamamlamak için kullanırken Öz enerjilerini Kapalı Sinyalizasyon Tertibatı’nı kullanarak sevkederler.

Beşer ifadesiyle bilinen deneyim odağında kendi öz enerjisi ile evrensel enerjiyi beşeri formdaki tepe şakrasında bir araya getirerek bu şakranın iç devinim kanalı ile devinim halkasında birleşik düzen prensibine uygun bir hale getirir. Bu durum hasıl olunca Allah sistemine ait olan 99 keyfiyetin rotasyon mahiyetiyle aktifleşerek devreye sokulması mümkün hale gelir. Artık deneyim odağında keyfiyetlerin sadece vizyonik manalarına değil, asıl manalarına uygun algılamalara dayalı olgularda yaşanmaya başlar. Beşeri varlık 99 keyfiyetin asıl manalarına uygun algılamalara dayalı olguları yaşaya yaşaya insanlaşır, insanlaşma sürecinin hitamında EVRENSEL İNSAN NUMUNESİ haline gelerek "BİR ÇEKİRDEK EVREN VARLIĞI DURUMUNA YÜKSELDİĞİ" ilah hiyerarşi tarafından tastiklenir.

İslam-ı Hakikide 99 İlâhi isim olarak geçen RA Keyfiyetten 99’u Rahman, Rab, Adil, Muhyu, Settar... diye geçiyor. Bu 99 Ra Keyfiyetin rotasyonu altında bulunan değerlerin işlenmesi Çekirdek Dünya’nın Deneyimsel Özgürlük Planında tahakkuk ediyor. Böyle 99 Ra Keyfiyetin manalarınca hareket eden insanlarımız, Öz’ünden devreye soktuğu değerleri kendi Özlerinin hasletleriyle deneyimlediklerinde, kendi Deneyimci Özlerine dört dörtlük yardımcı oldukları için Allah Sisteminden geçmesine yarayan bütün İlahi Tasarruf Planlarından destek görürler.

Imageİlk başta Çekirdek Dünya Rabliği öğretim, gözetim ve denetimden sorumlu olduğu için öğretir, gözetir, denetir. Sahip olduğu değerleri işlemesi için yardımcı olur ve insanın 99 Ra Keyfiyetin rotasyon kabiliyetiyle dünya macerasında alabildiğince öz güven kodlarını açabilmesi için faaliyet gösterir. Dünyanın içinde bulunduğu Ana Hasat Dönemi’nde bu kodlar Ara Hasat dönemindeki hasat kriterlerine uygun yoğunluklarda bırakılmamalıdır. Ana Hasat kriterlerine uygun olarak yükseltilebilmelidir. Genel yaratı ara hasat dönemlerinde makbuldü, uygun görülüyordu ama şimdi Ana Hasat Döneminde Yüksek Yaratı uygun görülmektedir. Bunun için hasat kriterlerine uygun ne değer varsa şimdi daha üst düzeyde yüksek yaratı şablonları dâhilinde yaratılması gerekir. Hasat dönemlerinde hasat döneminin kriterlerine uygun açılırken, bu defa içinde bulunduğumuz Ana Hasat Dönemi’nin kriterlerine uygun açılabilmelidir.

BU DURUM; İLAHİ HİYERARŞİ İLE ORTAK FAALİYET GÖSTEREN DENEYİMCİ ÖZLER TARAFINDAN GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURULARAK BU DÖNEMDEKİ İNSANLARIMIZIN TEPE ŞAKRALARINDA BİRLEŞİK DÜZEN HASIL EDECEK OLAN ÖZ ENERJİ - EVRENSEL ENERJİ POTANSİYELLERİ ANA HASAD DÖNEMİNE UYGUN YOĞUNLUKLARDA TUTULMAKTADIR.

ALLAH SİSTEMİNE AİT 99 KEYFİYETİN ASLİ MANALARINA UYGUN OLAN TASARRUFLARIN TEMERKÜZ MAHALİ İNSAN BEYNİDİR

İnsanın beyin yapısı, İlahi İsimler olarak da bilinen 99 Keyfiyetin zılli ve asli manalarınca insani algı ve olguları yaşatabilen İlahi Teknolojik dizayna sahiptir. Bu harika yapının insanın rububiyet - resuliyet - uluhiyet - kudsiyet sırlarıyla alakalı imkanlarla donatılmıştır.

ALLAH SİSTEMİNDE ULUHİYET VECHESİYLE ALAKALI TASARRUFLARI GÖSTEREN ALLAH BU SIRLARA DAYALI OLARAK "İNSAN BENİM, BEN İNSANIN SIRRIYIM" DEMEKTEDİR.

İnsanlığa İlahi Hikmet Vukufileri tarafından aleni olarak verilemeyen birinci dereceden "İLAHİ SIRLAR" elbetteki insan beyninin mutat manada devreye girmemiş olan genetik merkezlerinden açığa çıkarılabilecek halde İlahi Bilgi halinde meknuz tutulmaktadır.

Image Beyinin insanın birimsel iradesinin tahakkümiyeti altında bulunan sahaları mutat olarak %5-10 arasında değişiyor. Bu sahalarda bulunan genetik yapıda mevcut düşünsel duyarlılıklara dayanan düşünce motifleri mutat ve klasik manalar tarzında oluşuyor ve birimsel iradenin kontrolüne tabi kılınabiliyor. İnsan birimsel iradesiyle düşünce motifleri üzerinde değişiklikler yapabiliyor. Birini iptal edip tekrar düşünsel aksiyonla yenisini oluşturarak yerine geçirebiliyor. İnsan kendi beyninin birimsel iradesi dışında kalan sahalarda ise kendi birimsel iradesini devreye sokamıyor. Pekala bu sahalar hangi iradenin tahakkümiyeti altındadır? Bu sahalar insanın birimsel iradesinin dışındaki iradenin tahakkümiyeti altındadır ki, BU İRADE KÜLLİ İRADE'dir.

KÜLLİ İRADE; MUTLAKİ DENGE ESASLARINA UYGUN OLARAK OLUŞTURULMUŞ GÜÇLERİN İŞ YAPABİLME GÜCÜDÜR. BU İLAHİ GÜÇ POTANSİYELİ DİN SİKLÜSÜ DÖNEMİNDE DÜNYA İNSANLIĞINA "MELEKÜT HÜKÜMRANLIĞI" OLARAK TANITILMIŞTIR. O DÖNEMDE CEMAL PRENSİBİNE GÖRE CEBERRÜTÜN MEKNUZ TUTULMASI GEREKTİ, ANCAK BU DÖNEMDEN SONRA GELEN RUHSAL SİKLÜS DÖNEMİNDE CEBERRÜTE AİT BİLGİLER DE DEVREYE GİRDİ.

İLAHİ HÜKÜMRANLIK MELEKÜT VE CEBERRÜT ALEMLERİNDEN MÜTEŞEKKİLDİR.


MELEKÜT VE CEBERÜT ALEMLERİNDEN MÜTEŞEKİL OLAN HÜKÜMRANLIĞIN MELEKÜT VECHESİ İKİ KISIMDA MÜŞAHADE EDİLİR.

1- YERİN MELEKÜTÜ
2- GÖKLERİN MELEKÜTÜ


Bu durum Kur'an'da üstü kapalı olarak ifade edilmiştir.

"HÜKÜMRANLIĞI GÖKLERİ VE YERİ KAPLAMIŞTIR". Bakara: 255

"BİZ İBRAHİM'E YAKİN GELENLERDEN OLMASI İÇİN GÖKLERİN VE YERİN MELEKÜTÜNÜ GÖSTERDİK". Enam: 75


Göklerin melekütü dokuzlu enerjetik gezegen zincirinden husule gelen bir ilahi tasarruf planını barındırmaktadır. Bu ilahi tasarruf planının liderleri konumunda olan yüce bilinçler; Mukarrebun Zümresine ait Mukarreb'tirler. Meleküti tasarruf planlarında müteşekkil olan Meleküti tasarruf ünitelerinin varlığında bulunduğu yaşam kolonilerinin liderleri olan mukarrebler Din, Sanat, Bilim mahiyetlerinde görev icraa etmek için devrede tutulan birliklere liderlik etmektedirler. Göklerin Melekütünden anlatılmak istenen Galaktik bir yaşam boyutudur. Bu yaşam boyutunda MELEKÜTİ ZAMAN hüküm sürmektedir. Boyutsal keyfiyetleri bu zamana tabi olan yüce bilinçlerin sahip bulundukları istidatlarla varlıkta tutulmaktadır. Meleküti Zamanın hüküm sürdüğü bu boyutta meleküti yaşam üniteleri Meleküti Form kulanarak hareket etmektedirler.

Yerin melekütü ifadesiyle anlatılmak istenilen Berzah alemi olarak da bilinen galaktik yaşam boyutudur. Berzah; nursal mevcutluklardan tebaruz eden şua tarzındaki mevcutlukların (Işıki Aktif) Afağa yakın bir yerde yarı kesif maddeli bir hal arzetmesiyle ortaya çıkarılmış bir vasattır. Alem-i Meleküte daha kesif, Arz'a göre daha az kesif bir seyyal mevcutluktur. Yer denilen arz'dan seyyaliyet yönüyle daha az kesif olarak arz'dan hemen gelmesi nedeniyle Yerin Melekütü sözcüğü ile ifadelendirilmiştir. Bu vasatta Karanlık Güçler (Sufli Varlıklar) ve Aydınlık Güçlere (Ulvi Varlıklar) ait mahaller (Teknolojik Üsler) mevcuttur.

GÖKLERİN VE YERİN MELEKÜTÜNDE YAŞAYAN VARLIKLAR, İNSAN BEYNİNİN %90-95'LIK SAHALARINA (BİRİMSEL İRADENİN KONTROLÜNÜN DIŞINDAKİ SAHALAR) GEREKLİ OLAN TESİRLERİ YOLLAYARAK BEYİNLERİN BU SAHALARINI KONTROL ALTINDA TUTMAKTADIRLAR.

İNSAN BEYNİNİN %90-95'İ BU GÜÇLERİN TAHAKKÜMİYETİ ALTINDADIR VE MUTAT İNSAN BU GÜÇLER TARAFINDAN BİR DENEYİM ODAĞI OLARAK KULLANILMAKTADIR.


Image"Bu çok korkunç bir iddia" diyeceksiniz. Bu neden böyle? Sizler ibadeti niçin yaparsınız? Allah için mi? Kendiniz için mi? Kendiniz için değil mi? Yoksa Allah'ın insanların yapacağı ibadete ihtiyacı mı var? Allah Samed'dir. İbadete insanların ihtiyacı vardır. Beyninizin açılma sahalarını ancak zikir ve tefekkür ile açabilisiniz. İşte gerçek anlamda ibadetin orijini budur. Zikir ve tefekkür faliyetlerinin önemi peygamber hadisleriyle ve Kur'an ayetleriyle belirtilmiştir.

BEYNİNİZİN AÇILMAMIŞ KISIMLARI DEVREYE GİRİNCE KÜLLİ İRADENİN TAHAKKÜMİYETİ ALTINDA BULUNAN MERKEZLERİNİ O ORANCA MELEKÜT GÜÇLERİYLE BİRLİKTE KULLANABİLİRSİNİZ. YANİ BU NE DEMEKTİR? BU; MELEKÜT HÜKÜMRANLIĞINA YERYÜZÜNDE MADDİ BEDENLE HAREKET EDERKEN İŞTİRAK ETMEKTİR.

İşte Hz.İsa'nın dediği gibi "İKİYİ BİR EDEMEYEN GÖKLERİN MELEKÜTÜNE GİREMEZ" Bu da ikinin bir edilmesi; insan beyninin cüzi iradesinin tahakümiyeti altında bulunanan çok dar sahalar (beynin %5 ile %10 arasındaki kısmları) dışında kalan ve insanı Göklerin Melekütünde yer alan yüksek benliği ile birlikte bir ilahi tasarruf planının kullandığı %90-95'lik sahaların bütün bütüne birimin kendi ferdi iradesiyle kendi kontrolizasyonu altına girmesi demektir. İşte bu takdirde ferdi irade devreye girince Külli İrade olan ilahi tasarruf planın iradesi bu iradeden tasarruf yapmaya başlar.

HER BİR İLAHİ TASARRUF PLANINA AİT OLAN KÜLLİ İRADE; KENDİ VARLIĞINA KAYITLI BULUNAN YÜKSEK BENLİKLERİN TECELLİ ETTİĞİ İNSAN DENİLEN ODAKTA OLUŞAN FERDİ İRADENİN ÜZERİNDEN ARZ'DA TASARRUF YAPMAYI İSTER.

Demek ki; insan denilen deneyim odağındaki cüzzi irade, ferdi iradeye teşmil edilmedir.

Yeryüzündeki Halife-i Rahman'a meleklerin secde etmesi nedendir? Zira Halife-i Rahman; İnsan-ı Kamil Dairesi çizerek yaşabiliyor. Yani tekamülliyet esaslarına şayan olarak foksiyon arz edebiliyor ve vasıta olarak kullandığı bedendeki beyni tamamiyle açabiliyor.

Bir insanın klasik manada Kamilleşmesi ve Göklerin Hükümranlığına dahil olabilmesi; beynindeki açılmamış sahaların zikir ve tefekkür yöntemiyle açılarak aktivasyonunun temin edilmesi ve böylece saklı bulunan manaların belirli mahiyetler halinde (Esma-i İlahiyedeki sonsuz - sınırsız isimlerin sonsuz - sınırsız manaların zuhur mahali insan beynidir) Işınsal Bedene yüklenebiliyor. Bu yüklenmiş olan mana potansiyeli ölüm denilen hadise cerreyan ettikten sonra da kalıyor.

İnsan beyni; Göklerin Melekütüne yönelik olan ve açılmamış sahalarıyla, İlahi İsimlerin sonsuz - sınırsız manalarının zuhur ettikten sonra, varlığın süptil formunu gereği gibi kayıtlayabilen harika bir teknolojik aygıttır.

ALLAH SİSTEMİ; MUTLAK ŞUUR TARAFINDAN İNSANIN BEYİN YAPISINDAKİ GENETİK KODLARIN AÇILIMI VE BÖYLECE İNSANIN ULUHİYET KAZANMASI, BUNUN AKABİNDEN KUDSİYETİNİ DEVREYE SOKABİLMESİ İÇİN TANZİM EDİLEN SİSTEMDİR.


Image Allah Sistemi'nin Resuliyet veçhesiyle alakalı tasarruflar, Rabsal Terminolojik Sisteme uygun ifadelerle Ceberrüt Alemi ile Meleküt Aleminden müteşekkil İlahi Tasarruf ortamında enerjetik yaşam kolonilerinde yaşayan Santifer, Dorçede ve Khamon karakterlerine sahip Enerjetik Yaşam Üniteleri tarafından yapılmaktadır. Ceberrüt ve meleküt alemleri olarak tanıtılan ortam, iki galaksiden müteşekkil olan Galaktik Yaşam Platformudur. Sözü edilen bu galaksilerden birisi Andromeda diğeri Shapley-3'tür. Altın ve durgun titreşim uzay / zaman boyutsal keyfiyetlere sahip olan bu ortamdaki ilahi güçlerin direkt temerküz mahali SAMANYOLU GALAKSİSİ'dir.

Ruhsal Terminolojik Sisteme uygun bilgilerde GALAKTİK KONFEDERASYON ifadesiyle tanıtılan ilahi topluluk, Deneyimci Özlerin Çekirdek Dünya'daki deneyim uydularını sevk ve kontrolize ederek tasarruf gösterme hakkına sahiptir. Bu konfederasyonluğun başında Allah Sisteminin Resuliyet Veçhesini temsilen Mutlak Şuur'dan gelen yüce bir bilinç bulunmaktadır.

BU YÜCE BİLİNÇ; ALLAH SİSTEMİNDEKİ RESUL OLARAK İNSAN FAKTÖRÜNE EN YAKIN OLAN İLAHİ BİLİNÇ POTANSİYELİDİR. GÖSTERDİĞİ TÜM TASARRUFLAR İNSAN FAKTÖRÜNE YÜCELİK KAZANDIRMAKTADIR. İNSAN FAKTÖRÜ DÜNYA'DA YAŞAM SÜRDÜRMEKTEYKEN, GÖKLERİN RESULİYET GÜCÜNÜ KENDİ VARLIĞINDA TOPLAYAN RESUL, İLAHİ HİYERARŞİNİN SAHİP OLDUĞU TEKNOLOJİNİN TÜM İMKANLARINI KULLANARAK İNSAN FAKTÖRÜ ÜZERİNE GEREKEN HER TASARRUFU YAPABİLMİŞTİR VE YAPABİLMEKTEDİR.

İNSAN FAKTÖRÜNÜ OLUŞTURAN BİLİNÇ - BEDEN - ENERJİ - MENTALİTE İLAHİ HİYERARŞİYE AİT OLAN TEKNOLOJİK TARAMA - SONDAJLAMA VE TESPİTLEME SİSTEMLERİNİN İMKANLARIYLA ÖLÇÜMLENEBİLMEKTE VE BU ÖLÇÜMLERE GÖRE YAPILAN TESPİTLERDEN SONRA İLAHİ TASARRUFLARIN MUAYYEN MAHİYET VE KISTASLARIYLA DOĞAL DENGE RAYLARINA OTURTULABİLMESİ İÇİN KANALİZE EDİLEBİLMEKTEDİR. BU KANALİZASYON İŞLEMLERİ 99 RA KEYFİYETİN ÖN GÖRDÜĞÜ ROTASYONU ALTINDAKİ TEKNOLOJİK TASARRUFLARLA GERÇEKLEŞTİRİLİRKEN, HER DEĞERİN ÖNCE RESULİYET BOYUTUYLA ALAKALI KRİTERLER, SONRA ULUHİYET BOYUTUYLA ALAKALI KRİTERLER KULLANILARAK GERÇEKLEŞTİRİLMEKTEDİR.

BU KANALİZASYON İŞLEMLERİ 78 BİN SENELİK UZAY/ZAMAN DİLİMİNDE HER HASAT DÖNEMİNDE GERÇEKLEŞTİRİLMİŞTİR.

TANRISALLIK, ATOMİK BÜTÜNDE ALLAH SİSTEMİ'NE AİT EFORLARLA ORTAYA ÇIKARILMAKTADIR

Tanrısallığın Alemi Lahut’tur. Lahut aleminin sakinleri olan Tanrısal Özler; bu alemde yaşarlarken, Atomik Bütünde yer alan Ceberrüt ve Meleküt alemlerinin sakinleri olan kendi evlat canlarını Allah Sistemi’nin faaliyet platformunda yücelmelerini sağlayan İlahi Hiyerarşi ile birlikte hareket ederler. Ceberrüt ve meleküt alemleri galaktik yaşam faktörüne sahip olan ortamlardır.

Tanrısal Özlerin bu evlat canları İlmi tasavvufta “MEBDE-İ TEAYYÜNİ VÜCUBİ” olarak bilinmektedir. Spiritüel öğretide “YÜKSEK BENLİK” ifadesiyle tanıtılan bu canlar, Atlanta RA Teknolojik öğretisinde “UFRAY YUNA = ÖZ GEN” olarak tanıtılmaktadır.

Image Allah sistemi tanrısal özlerin galaktik yaşam ortamlarında bulunan evlat canlarının tüm imkanlarını kullanma selahiyetine sahip bulunmaktadır. Evlat canların sahip oldukları bu imkanlar, keyfiyetler + hasletler + değerler bütünselliğidir. Bu imkanlar önce Allah Sistemi’nin resuliyet veçhesi tarafından kullanılır ve Dünya’daki deneyimci özlere ait deneyim uyduları üzerinden rububiyet sırrıyla alakalı tüm tasarruflar gerçekleştirilirek uluhiyet sırrıyla alakalı tasarruf platformuna dahil edilmeleri sağlanır. Dünya’da bulunan ne varsa Allah’ın ayetleridirler. Tasavvuf ilminde cemad - nebat - hayvanat - beşeriyet ifadeleriyle bilinenler mahlukturlar ve bu nedenle bunlara “ayet-i mahlukat” denir. Beşeriyetin ilahi isimlerin zılleriyle alakalı yaşamdan ilahi isimlerin asıllarıyla alakalı yaşama geçme aşamasında mahlukluktan kurtulup varlık olması gerçekleşir ki, bu esnada hakiki öz insan numunesi yaratılmış olur. Bu numune ayet-i varlıkata dahildir. Ayet-i varlıkatın tavanında “tanrısal öz insan numunesi” mevcuttur ki, bu Dünya’da yaratılmak istenmektedir.

Tanrısallığın kademe kademe tezahür ettirildiği Dünya'da deneyime sokulan her Öz değer karakteristik fiziki özelliklere sahip kalıplar ve kisveler altında sergilenebilmektedir. Öz bilgi, Öz Enerji ve Öz Cevher Tanrısal Bilincin Özünde mevcut olan deneyimsiz değerlerdir.

Deneyimlemeye sokularak evrimsel plandaki şablonlarına uygun olan tarzlarda yaratılması gereken bu değerleri rotasyone edebilen keyfiyetler, tamponize edebilen hasletler de Tanrısal Bilincin Özünde mevcuttur ve deneyime iştirakçı hassalarıyla sokulabilmektedir.

Tanrısallığı muayyen bir programın gereğine uygun olarak önce Rububiyet vasıflarına göre birinci kademede elementsel, bitkisel, hayvansal ve mutat insansal kalıp ve kisvelerde devreye sokan Tanrısal Bilinç, Madde Kainatı Çekirdek Düzeni olan Dünya'da DENEYİMLİ RUBUBİYET kazanır. Deneyimli Rububiyet kazanma; Tanrısal Bilincin özünden sahip olduğu değerler olan bilgisini, enerjisini ve cevherini birinci kademede işleyerek yaratmasıdır. Tanrısal Bilinç, ancak bu yaratma işleminden sonra aynı programa uygun olarak bu değerleri, Uluhiyet vasıflarına göre ikinci kademede Hakiki İnsansal (İnsan-ı Kamil) kisvede devreye sokar ve Dünya'da DENEYİMLİ ULUHİYET kazanır. Deneyimli Uluhiyet kazanma; Tanrısal Bilincin Özünden sahip olduğu değerler olan bilgisini, enerjisini ve cevherini ikinci kademede işleyerek yaratmasıdır.

DENEYİMLİ ULUHİYET KAZANMAK İÇİN HER TANRISAL BİLİNÇ DÜNYA DENEYİM / EVRİM / GÖREV ORTAMINDA ALLAH SİSTEMİNE TABİ TUTULMAKTADIR.

Image Uluhiyet kazandırma ile alakalı öğretim - gözetim - denetim faaliyetlerini Çekirdek Dünya Rabliği sürdürmektedir. Her tanrısal bilincin özünden sahip olduğu rotasyon ve tamponizasyon kabiliyetlerine haiz olan keyfiyet ve hasletlerini devreye sokarak kullanabilen Çekirdek Dünya Rabliği, Tanrısal Bilincin Deneyimli Uluhiyet kazanarak Allah Sistemi'nde Tasarruf Kriterleri olan 99 keyfiyet ile haslete uygun şablonlar dahilinde kamilleştirilerek yaratılışını sağlar. Bu yaratım prototipine rabsal terminolojik sistemde İNSAN-I KAMİL, ruhsal terminolojik sistemde EVRENSEL İNSAN denir.

Tanrısal Bilinç, ancak bu yaratma işleminden sonra aynı programa uygun olarak bu değerleri, Kudsiyet vasıflarına göre üçüncü kademede TANRISAL İNSAN kisvesiyle devreye sokar ve Dünya'da DENEYİMLİ kudsiyet kazanır. Deneyimli Kudsiyet kazanma; Tanrısal Bilincin Özünden sahip olduğu değerler olan bilgisini, enerjisini ve cevherini üçüncü kademede işleyerek yaratmasıdır. Tanrısal Bilincin Özünden sahip olduğu daha üst düzey keyfiyet ve hasletlerini kullanabilme hakkına sahip olan ANA TANRISAL TEKNOLOJİK BOYUT, deneyimli uluhiyet kazanan her Tanrısal Bilince deneyimli kudsiyet kazandırarak onların Tanrısal Sistemdeki şablonlar dahilinde yaratılışını sağlar. Ana Tanrısal Teknolojik Boyut, Atlanta Terminolojik Sistemde Süper Hükümranlık Süper Güç Boyutu olarak bilinmektedir. Bu boyutta yer alan tanrısal üyeler, tanrısal bilinçlerin özleriyle müşterek çalışma hakkına sahiptirler.

ATOMİK BÜTÜNDEKİ ÇEKİRDEK EVREN’İN YILDIZ KUTBUNDA YER ALARAK RABSAL TERMİNOLOJİK SİSTEM KAYITLARINDA LEVH-İ MAHFUZ OLARAK GEÇEN “MUTLAK PLAN” DA TANRISAL ÖZLERE AİT DENEYİM - EVRİM - GÖREV MAHİYETLERİNİ GÖSTEREN KAYITLAR VE BU KAYITLARA GÖRE TANZİM BULAN HÜKÜMLER MEVCUTTUR.

Image Çekirdek Evren’de Samanyolu Galaksisi’nin varlığıyla oluşan boyut Dünya insanlığına din siklüsü döneminde BERZAH olarak, Shapley-3 Galaksisi’nin varlığıyla oluşan boyut MELEKÜT, Andromeda Galaksisi’nin varlığıyla oluşan boyut ise CEBERRRÜT olarak, Galaktik uzay ötesi boyutlar bütünü ise LAHUT olarak tanıtılmıştır.

SAMANYOLU GALAKSİSİ UZAYI ALFA, SHAPLEY-3 GALAKSİSİ’NİN UZAYI BETA-1, ANDROMEDA GALAKSİSİ’NİN UZAYI İSE BETA-2 KARAKTERLİDİR. GALAKTİK UZAY ÖTESİ BOYUTLAR OMEGA KARAKTERLİDİR. BU BOYUTLARA ATLANTA YAŞAM BOYUTLARI DA DENİR.


Bu bilgilere göre insan faktörünün berzahı, melekütü, ceberrütü ve lahudu vasıta olarak kullandığı kendi beyninde bulunmaktadır. Böyle olunca da alfadan betaya, betadan omegaya yapılan geçişler insan beyninin varlığında gerçekleşmektedir.

İnsan faktörü vasıta olarak kullandığı beyniyle sadece berzahını değil, isterse kendi varlığını yücelten faaliyetleri sürdürerek melekütünü, ceberrütünü ve lahudunu Dünya’da yaşayabilmektedir.

Melekütünü veya ceberütünü yaşayan insan faktörü Tanrısal evladlığını, lahudunu yaşayan insan faktörü Tanrısallığını devreye sokarak kendi öz keyfiyet, haslet ve değerlerini kendi olgunluğuna uygun olarak deneyimleyebilmekte ve yaratabilmektedir.

KENDİ ÖZ KEYFİYET, HASLET VE DEĞERLERİNİ MUAYYEN BİR OLGUNLUKTA DENEYİMLEYEREK YARATABİLEN İNSAN FAKTÖRÜ KENDİNİ SAHİP OLDUĞU OLGUNLUK SEVİYESİNE GÖRE BİR TANRI EVLADI VEYA BİR TANRI OLARAK YARATABİLMEKTEDİR. (Burada tanrı ifadesiyle işaret edilen Allah değil Tanrısal İnsan numunesidir)

99 RA KEYFİYETİN ROTASYON MAHİYETLERİNE UYGUN OLARAK İLAHİ HİYERARŞİ TARAFINDAN TANZİM EDİLEN TEKNOLOJİK SİSTEMLER VE BU SİSTEMLERE BAĞLI OLAN MEKANİZMALAR HAKKINDA AÇIKLAMADIR

Image Allah, Sistemi'nin Rabbi olarak Mutlak Şuur'a dayalı olan İLAHİ TASARRUFLARI 99 RA Keyfiyetin rotasyonu altında gösterirken, Sistemin Rabbine ayine varlık olan RESUL, Teknolojik Tasarrufları göstererek Dünya'daki deneyim uydu bilinç potansiyellerinin deneyimli varlar kategorisine dahil edilme amacıyla yücelmelerine yardımcı olmaktadır.

Andromeda ve Shapley-3 Galaksilerinde yer alan enerjetik karakterli dokuzlu gezegen zincirindeki gezegenlerde yaşayan Dorçede, Santifer ve Khamonların dahil oldukları İlahi Tasarruf Planlarına "BARAJ TASARRUF PLANLARI" denilmektedir.

Baraj Tasarruf Planlarında bulunan Dorçede, Santifer ve Khamonlar Asil Kaynakları olan Arya ve Kharyantasların makro kıstastaki evladlarıdırlar.

BARAJ TASARRUF ÜNİTELERİ ÇEKİRDEK DÜNYA'YA ENKARNE OLARAK YAŞAMAKTA OLDUĞU ENANAKTİF DOYGUNLUĞA DAYALI ENANAKTİF OLMALARININ DİNGİNLİĞİNİ YAŞAMAYA GEÇEBİLMEKTEDİR. BU ESNADA ANDROMEDA YILDIZ KUTBU KOMİTELİĞİ, BU ÜNİTELERİ SAHİP OLDUĞU TÜM TEKNOLOJİK İMKANLARLA DESTEKLEMEKTEDİR.

TEKNOLOJİK TASARRUFLAR TEKNOLOJİK SİSTEMLERİN VARLIĞINA BAĞLI OLAN İLAHİ MEKANİZMALARIN GÖSTERDİKLERİ EFORLAR SAYESİNDE GERÇEKLEŞTİRİLMEKTEDİR.

ANDROMEDA'NIN TEKNOLOJİK GÜCÜ TEKNOLOJİK ÜSLER BİR'LİĞİNDEN KAYNAKLANIR. BU GÜÇ İSLAM-I HAKİKİ'DE "SULTAN GÜCÜ" OLARAK BİLİNMEKTE OLUP 99 RA KEYFİYETİN ROTASYONU ALTINDA TASARRUF GÖRME HAKKINA SAHİP OLAN MİNERAL - BİTKİ - HAYVAN - BEŞER FORMLARINI KULLANAN BİLİNÇLERİN TEKAMÜL ETMELERİ İÇİN SARFEDİLMEKTEDİR.


Image Baraj Çekirdek Dünya Evrim Teknolojisi Etkinlik Sisteminin icaplarına uygun olarak hareket eden Sirius Teknolojik Uzmanlar BİR'liği'ndeki "EVRİM TEKNOLOJİSİ ETKİNLİK MEKANİZMALARI" nın sürdürmekte oldukları faliyetlere Çekirdek Dünya'nın Bütünselliği, varlığında hareket eden bütün bilinçlerle birlikte sistemli tarzlarda gereği gibi evrimleştirilmektedir. Burada evrimleşirken evrimleştiren Yükümlü Blinçlerin Galaksi Yıldız Kutbu Konseylikleri'ne yaptıkları akitler bu mahiyette bulunmaktadır.

Baraj Tasarruf Planlarının en büyük özelliği; her bilincin doğasallığının genel karakterine uygun olarak sahip bulunduğu Kültleyici Aktiflik Keyfiyetine dayalı Kültleyici Aktif Fonksiyon gösterebilmesidir.

BARAJ TASARRUF PLANLARI HER BİLİNCİN KÜLTLEYİCİ AKTİF KEYFİYETİNE GÖRE 99 RA KEYFİYETİN ROTASYONUNA UYGUN OLAN TEKNOLOJİK TASARRUFLARI DEVREYE SOKMAKLA YETKİLİ VE YÜKÜMLÜDÜRLER.


Baraj Çekirdek Dünya Evrim Teknolojisi Etkinlik Sistemi'nin icaplarına uygun olarak hareket eden Sirius Teknolojik Uzmanlar Bir'liği'ndeki "EVRİM TEKNOLOJİSİ ETKİNLİK MEKANİZMALARI"nın sürdürmekte oldukları faaliyetlerle Çekirdek Dünya'nın bütünselliği, varlığında hareket eden bütün bilinçlerle birlikte sistemli tarzlarda gereği gibi evrimleştirilirken, Baraj Çekirdek Dünya Evrim Türleri Denetim ve Kültleme Teknolojisi Etkinlik Sistemi'nin icaplarına uygun olarak hareket eden Sirius Teknolojik Uzmanlar BİR'liğindeki EVRİM TÜRLERİ DENETİM VE KÜLTLEME TEKNOLOJİSİ ETKİNLİK MEKANİZMALARI, Çekirdek Dünya'da ortaya çıkan bu evrim türleri üzerinde denetim ve kültleyici aktif fonksiyonlarını sürekli olarak göstermektedir.

Baraj Tasarruf Planlarının tasarruf üniteleri olan khamonlar, dorçedeler ve santiferler; Çekirdek Dünya'nın varlığını bir laboratuvar olarak kullanıp deney yapan Aryantas ve Aryaların Makro Erginlik Olma Frekansına sahip olan Evladlarıdırlar.

Çekirdek Dünya'da deney yapan Arya ve Aryantaslar, bu deneylerle kendi sahip oldukları RA imkanları deneyimsiz varlar kategorisinden deneyimli varlar kategorisine geçirmekle onları, VAR OLMA'dan YARATILMA'ya yüceltebilmektedirler.

Yaratılan her değer, bilincin doğasallığının genel karakterine uygun olarak özünden sahip bulunduğu ÖZ YARATIM VE KÜLTLEYİCİ AKTİFLİK KEYFİYETLERİ göz önünde bulundurularak hazırlanmış, ATLANTA BİLİNÇ YARATMA YASASI'nın icaplarına uygun tarzlarda hareket eden Aryantas ve Aryaların, kendi varlıklarına bağlı bulunan evlatlarını devrede tutarak Çekirdek Dünya'da gerçekleştirdikleri deneylerle ortaya çıkarılmaktadır. Bu, aynı zamanda bilinçlerin sahip bulundukları değerlerin Çekirdek Dünya'da evrimleştirilirken kendi varlıklarını da evrimleştirmelerinden ibaret çok önemli bir olgudur.

YARATILAN HER DEĞER, AYNI ZAMANDA DENEYİMLENMESİ VE EVRİMLEŞTİRİLMESİ GEREKLİ OLAN MAHİYET VE KISTASLARDA DENEYİMLENMESİ VE EVRİMLEŞTİRİLMESİ GERÇEKLEŞTİRİLMİŞ OLAN BİR DEĞERDİR.

Baraj Tasarruf Üniteleri; Atlanta Yasalar Zincirinde yer alan deneyim, görev, yaratma ve evrim yasalarının öngördüğü icaplara uygun tarzlarda sahip bulundukları teknoljik imkanlarını gereği gibi devreye sokarak, hem kendi varlıklarına ait olan RA İmkanları deneyimleyip yaratarak evrişmelerini sağlamakta, hem de kendi varlıklarını deneyime sokup yaratarak evrimleştirebilmektedirler. Her mahiyette deneyimlerini gerçekleştirerek kendini yaratan ve böylece kendi evrimleşmesini sağlayan her bilinç kendi evrimleşme kıstasına göre daha alt evrim basamaklarında bulunan bilinçlerin evrimleşmesine yardımcı olmalıdır.

ImageBaraj Çekirdek Dünya Biyosfer Katmanı Oluşturma Teknolojisi Etkinlik Sistemi'nin icaplarına uygun olarak hareket eden Sirius Teknoljik Uzmanlar BİR'liğindeki "BİYOSFER KATMANI OLUŞTURMA TEKNOLOJİSİ ETKİNLİK MEKANİZMALARI"nın sürdürmekte oldukları faaliyetlerle Çekirdek Dünya üzerinde bir biyosfer katmanı oluşturulmuş ve Çekirdek Dünya'nın bütünselliği, varlığında hareket eden bütün bilinçlerin devinim yaptıkları robotik kalıplarla birlikte bu biyosfer katmanı ihata edilmiştir.

Baraj Çekirdek Dünya Biyosfer Katmanı Oluşturma Teknolojisi'nin icaplarına uygun olarak Çekirdek Dünya'nın varoluşundan itibaren faaliyet gösteren Teknolojik Uzmanlar BİR'liği'ndeki bu uzmanlar da diğer uzmanlar gibi Shapley-3 Galaksisi'ndeki tasarruf planındaki yükümlü bilinçlerle birlikte hareket etmiştir.

Çekirdek Dünya'da ilk evrim türleri sayılan prototipler: İlk etapta maddi karakter ve hüviyete sahip olan kuvant birimlerinden hareketle oluşmuş atomların bir araya gelerek meydana getirdikleri kombine yapı olan D.N.A ve R.N.A'lardır. D.N.A ve R.N.A'ların karakter ve hüviyeti de maddidir. Bu türlerin maddi ötesi olan enerjetik tarafı, maddi olan tarafına kıyasla çok seyyal olup maddi olan tarafıyla iç içe olarak bulunmaktadır.

ATLANTA RA TERMİNOLOJİK SİSTEM KAYITLARINDA MENTUFRAY VE HENTUFRAY İFADELERİYLE BULUNAN D.N.A VE R.NA'LARIN MADDİ OLAN TARAFINA UFRAYSA MENTESTRATUM VE UFRAYSA HENTESTRATUM; MADDE ÖTESİ OLAN TARAFINA İSE UFRAYSA MELEKTRATUM VE UFRAYSA HELEKTRATUM DENİLMEKTEDİR.

Ufraysa Mentastratum ve Ufraysa Helektratum ile içiçe olan Ufraysa Melektratum ve Ufraysa Helektratum; bilinç kıvılcımlarının yerleşim yataklarıdırlar ve Çekirdek Dünya'da oluşturulan biyosfer katmanının madde ötesi tarafıyla uyumlu olarak hareket etmektedirler. Bu yataklarda yerleşen bilinç kıvılcımları genellikle Shapley-3'ün sakinleri olan Santiferlere ait olan mikro canlardır.

Image Çekirdek Dünya'da bu evrim türlerinin biraraya gelerek oluşturdukları HÜCRE ifadesiyle bilinen prototip, Tanrısal Teknolojinin harika bir oluşumudur. Hücre, Atlanta RA Terminoljik Sistem kayıtlarında ESSAF ifadesiyle bulunmaktadır. Yine bu kayıtlarda ESSAF LUNYA ifadesiyle bulunan HÜCRE CAN, 64 milyar bilinç kıvılcımından (mikro can) mürekkep olan can bütünselliğidir ki, buna MAKRO CAN da denilektedir.

ÇEKİRDEK DÜNYA'DAKİ BİYOSFER KATMANININ CANLILARI, GÖRÜNÜŞLERİ HANGİ KALIPLARLA OLURLARSA OLSUN MUTLAKA BU KATMANIN MADDE ÖTESİ TARAFIYLA UYUMLU OLAN BİRER ELEKTRATUMDA YERLEŞMEKTE VE BU ELEKTRATUMDA DEVİNMEKTEDİRLER.

Bu devinim esnasında her can (bilinç), madde genleriyle kendi doğasallığının genel karakterine uygun olarak özünden sahip bulunduğu Öz Keyfiyetler Zincirindeki her keyfiyete dayalı olan tarzlarda çok özel mahiyetlerde muhataplık göstermekte ve evrimleşmesini biyosfer katmanının genel bir üyesi vasfına sahip olarak sürdürmekte ve tamamlamaktafır.

Bu nedenle Galaktik Konfederasyon'un sağ kanadını oluşturan Andromeda Galaksisi'ndeki Altın Karakterli Görev Dağılım / Yönetim / Tasarruf Planı'nın Liderleyici - Lider Olucu Güç Odağı İCPHEDİA'da bulunan Teknolojik Uzmanlar BİR'liği'ndeki BİYOSFER KATMANI OLUŞTURMA TEKNOLOJİSİ ETKİNLİK MEKANİZMALARI; Çekirdek Dünya üzerinde oluşturdukları BİYOSFER KATMANI içindeki her canın ilahi hiyerarşik kuruluşlardan gereği gibi destek görmesini sağlayıcı her mahiyetteki bağları da tanzim etmektedirler.

Image Baraj Çekirdek Dünya Biyoform Oluşturma Teknolojisi Etkinlik Sistemi'nin icaplarına uygun olarak hareket eden Sirius Teknolojik Uzmanlar BİR'liği'ndeki "BİYOFORM OLUŞTURMA TEKNOLOJİSİ ETKİNLİK MEKANİZMALARI"; Çekirdek Dünya'nın varoluşundan itibaren sürdürmekte oldukları faaliyetlerle Çekirdek Dünya üzerinde maddesel kalıplar kategorisine dahil olan muhtelif şekilselliklerdeki biyoformların tanzim edilebilmesi için gerekli olan her fonksiyonu devreye sokmuşlardır. Burada çok iyi kavranması gerekli olan bir husus şudur ki; karakterleri her ne olurlarsa olsun Madde Kainatı Çekirdek Düzeni olan Çekirdek Dünya'da deneyim ve görev yapacak olan yüce bilinçler, şekilsellikleri her ne olurlarsa olsun vasıta olarak kullanacakları formları sahip bulundukları Asli Orijinal bilişe dayalı olarak Çekirdek Dünya'nın yapısındaki maddelerden teraküp buldurarak, kendileri kendilerine tanzim etmekle yükümlüdürler. Ancak burada Baraj Çekirdek Dünya Biyoform Oluşturma Teknolojisi Etkinlik Sisteminin icaplarına uygun olarak hareket eden mekanizmalar, Yüce Bilinçlerin bu yükümlülüklerine istinaden bu formları tanzim ederken kendi varlıklarını yardımcı fonksiyon vurgulayarak devreye sokmaktadırlar.

Çekirdek Dünya üzerinde en üst düzeyde mütekamilliğe sahip olan biyoform; İNSANİ ROBOTİK TEŞKİLAT'tır. Bu robotik teşkilatın BİYOKOMPÜTÜR adı verilen aygıtını oluşturan hücrelerin çekirdeklerindeki madde genleri, diğer robotik teşkilatlardaki madde genlerine nazaran çok özel duyarlılık ve programlara sahiptir. Bu nedenle insani robotik teşkilatta devinen bilinç, bu genlerle çok özel mahiyetler çerçevesinde süper kontakt kurarak gerekli olan çok özel muhataplıkları gerçekleştirebilmektedir.

ALLAH SİSTEMİNDE ULUHİYET VE RESULİYET PLATFORMLARINDAKİ TASARRUFLARIN, KEYFİYETLERİN ROTASYONU ALTINDA NASIL YAPILDIĞI HAKKINDA AÇIKLAMADIR

ALLAH: 99 KEYFİYETİ VARLIĞINDA TOPLAYAN KEYFİYETTİR. 99 KEYFİYETİN MANALARIYLA İSLAM-I HAKİKİNİN DOĞMASINI SAĞLAYAN BU KEYFİYETİN İSLAM'DA İLAHİ İSİMLERİ CEM ETTİĞİ BİLİNMEKTEDİR.

ALLAH, RAHMAN - RAB - RAHİM ÜÇLÜ KOMBİNASYON ÇATISININ RA 3 DENGESİ ALTINDA DEVREDE TUTULAN ALLAH SİSTEMİ'NİN RABBİDİR. BU SİSTEMİN RAHİMİ İSE RESULDUR.

RAHMAN - RAB - RAHİM ÜÇLÜ KOMBİNASYON ÇATISI


ImageAllah Sistemi'ndeki İlahi Mekanizmalar her keyfiyetin ön gördüğü manalara göre tasarruflarını Rahman - Rab - Rahim üçlüsünün oluşturduğu üçlü kombinasyon çatısındaki RA 3 Dengesi altına girdirdikten sonra bu çatıdaki üç keyfiyetten hangisi gerekli ise onun üzerinden fonksiyon yürütürler.

Buradaki konunun daha iyi anlaşılması için misal vereyim:

El Adil olan Allah, Adiliyetini gösterirken RA3 dengesi üzerinden yerine göre Rahman,yerine göre Rab, Yerine göre Rahim olmaktadır. Diğer bir ifade tarzıyla; Allah, El Adil olan isminin manalarıyla yerine göre Rahmaniyetinden kaynaklanan tarzlarda esirgeyip koruyararak Adiliyetini gösterir.

Diğer bir ifade tarzıyla; Allah, El Adil olan isminin manalarıyla yerine göre Rabbiyetinden kaynaklanan tarzlarda öğretip, gözetip, deneterek Adiliyetini gösterir.

Diğer bir ifade tarzıyla; Allah, El Adil olan isminin manalarıyla yerine göre Rahimiyetinden kaynaklanan tarzlarda ihya ederek Adiliyetini gösterir.

ÜÇLÜ KOMBİNASYON ÇATISININ İLK KEYFİYETİ RAHMAN'DIR. ATOMİK BÜTÜNDE BU KEYFİYETİN MANALARIYLA DONATILAN BİR BOYUT MEVCUTTUR Kİ; BUNA "RAHMAN BOYUTU" DENİR. MUTLAK ŞUURA BAĞLI ŞUURLA HAREKET EDEN ATOMİK BÜTÜN İDARE MEKANİZMASI, RAHMAN - RAB - RAHİM ÜÇLÜSÜ OLARAK ATOMİK BÜTÜNÜ MUTLAK ŞUURDAN KAYNAKLANAN İLAHİ EMİRLERE GÖRE İDARE EDERLER. RAHMAN - RAB - RAHİM ÜÇLÜSÜNÜN RAHMANI, RAHİMİ, RABBİ HAKKINDA BİLGİ VERELİM.

RAHMAN: ESİRGEYİP KORUMA FAKTÖRÜNÜ DEVREDE TUTAN KEYFİYETTİR. Her keyfiyetin rotasyon aktifliğinin ortaya çıktığı her mahalde mevcuttur. Allah Sistemi 99 Keyfiyetin manalarına dayalı olarak tezahür eden tekamül kalıp ve kisvelerini koruma altında bulundurur. Buna diğer bir ifade tarzıyla ALLAH TÜM MAHLUKAT VE VARLIKATINI RAHMETİYLE ŞEREFLENDİRİRKEN ESİRGEYİCİ VE KORUYUCU OLMAKTADIR denilir.

ImageAllah Sisteminde ilk etapta Resuliyet Veçhesinin kontrolü altında bulunan mekanizmalar, Rahman olarak bilinen keyfiyetin rotasyonu altında gösterdikleri tasarruflarla mahlukatı Allah adına esirgeyip korurlar. İkinci etapta ise Uluhiyet Veçhesinin kontrolü altında bulunan mekanizmalar devreye girerek Rahman olarak bilinen keyfiyetin rotasyonu altında gösterdikleri tasarruflarla varlıkatı Allah adına esirgeyip korurular.

RAB: ÖĞRETİP GÖZETEREK DENETLEME FAKTÖRÜNÜ DEVREDE TUTAN KEYFİYETTİR.

RAHİM: İHYA ETME FAKTÖRÜNÜ DEVREDE TUTAN KEYFİYETTİR.
Her keyfiyetin rotasyon aktifliğinin ortaya çıktığı her mahalde mevcuttur. Allah Sistemi 99 Keyfiyetin manalarına dayalı olarak tezahür eden tekamül kalıp ve kisvelerini ihya edici tasarruflar altında bulundurur. Buna diğer bir ifade tarzıyla ALLAH TÜM MAHLUKAT VE VARLIKATINI RAHMETİYLE ŞEREFLENDİRİRKEN İHYA EDİCİ OLMAKTADIR denilir.

Allah Sisteminde ilk etapta, Resuliyet Veçhesinin kontrolü altında bulunan mekanizmalar, Rahim olarak bilinen keyfiyetin rotasyonu altında gösterdikleri tasarruflarla mahlukatı Allah adına gösterdikleri teknolojik tasarruflarla ihya ederler. İkinci etapta ise, Uluhiyet Veçhesinin kontrolü altında bulunan mekanizmalar devreye girerek Rahim olarak bilinen keyfiyetin rotasyonu altında gösterdikleri teknolojik tasarruflarla varlıkatı Allah adına ihya ederler.

RAHMAN - RAB - RAHİM ÜÇLÜSÜ MUTLAK ŞUURA BAĞLI OLAN ŞUURSAL BİR DENGEYİ VARLIKTA TUTARKEN, MUTLAK ŞUURUN ŞUUR'ULLAHINI VE ŞUURU'LLAH-I RESULUN 99 KEYFİYETİN ÖNCE ZILLİ SONRA ASLİ MANALARIYLA HAREKET EDEN İLAHİ MEKANİZMALARI KULLANIR.

İNSAN DENİLEN BAZI DENEYİM - EVRİM - GÖREV ODAKLARINDA ÖZ HASLET VE DEĞERLERİN KENDİ BAĞLI BULUNDUKLARI ÖZLERİNDEN, VEDUD İSMİNİN (KEYFİYETİNİN) MANALARI DOĞRULTUSUNDA YAŞANAN İLAHİ AŞKIN MÜTEAL ORİJİNAL YOĞUNLUĞU ORANINCA AKIŞA GEÇİRİLMESİ HAKKINDA AÇIKLAMADIR

ImageİNSAN FAKTÖRÜNÜN KENDİ ÖZÜNDEN HASLET VE DEĞERLERİ AKIŞA GEÇİREREK KAZANABİLMESİ İÇİN, 99 KEYFİYETTEN VEDÜD ADLI KEYFİYETİN MANALARI DOĞRULTUSUNDA ALLAH SİSTEMİ'NİN RABBİ OLAN ALLAH'A AŞK DUYMASI GEREKİR.

KENDİ ÖZ KEYFİYET, HASLET VE DEĞERLERİNİ MUAYYEN BİR OLGUNLUKTA DENEYİMLEYEREK YARATMANIN HAKKINI VEREN İNSAN FAKTÖRÜ 99 RA KEYFİYETE DAHİL "VEDUD" ADLI KEYFİYETİN MANALARI MUCİBİNCE KENDİ ASLI VE HAKİKATİ OLAN İNSAN-I KAMİLDEN KAYNAKLANAN İLAHİ AŞKI ALLAH SİSTEMİNİN RABBİ OLAN ALLAH'A DUYMAKTADIR Kİ, ÖZ YARATIM HAKKINI VEREBİLMİŞTİR. BU AŞKI YAŞAYAN İNSAN FAKTÖRÜ KENDİ ÖZÜNDEKİ HASLET VE DEĞERLERİ BU AŞKI YAŞAMA ORANINDA MÜTEAL ORİJİNAL HALLERİYLE AKIŞA GEÇİREREK KAZANABİLMEKTEDİR.


İLAHİ AŞK

İlm-i tasavvufta cemaddan, nebata, nebattan, beşere kadar tüm mahlukatın asılları olan Varlık vasıflarına sahip İNSAN-I KAMİL'e doğru yol aldığı bilinmektedir. İnsan-ı Kamil ifadesi Rabsal Terminolojik Sistem kayıtlarında geçer. Ruhsal Terminolojik Sistem kayıtlarında EVRENSEL İNSAN olarak geçen bu Makro farkındalık düzeyine sahip numunedeki Müteal Orijinal Aşkın tanımlanması Makro Kozmik Duygulanmadır. Bu olguyu yaşayan her insan, sahip olduğu evrensel insanlık keyfiyetlerine dayalı olarak Bütünsel BİR'lik sırrıyla kaim olan bir kavramla hareket edebilmektedir.

MAKRO KOZMİK DUYGULANMANIN İNSANIN BİLİNÇ KÖKENİNE AİT (ÖZÜNE AİT) MÜTEAL ORİJİNAL DEĞERLERİ DAVET EDEBİLEN BİR HUSUSİYETİ BULUNMAKTADIR.

EVRENSEL İNSANIN EVRENSELLİĞİ; KENDİSİNDE BULUNAN İLAHİ AŞK YÜCELİĞİNİN MAKBUL OLAN KISTASINA DAYANMAKTADIR.


İLAHİ AŞK: Varlıklar arasında sürdürülen sevgi vibrasyonlarına dayalı olan iletişimlerin, transandantal seviyesinde ALLAH SİSTEMİNİN RABBİ OLAN ALLAH'A duyulan yüce aşkın varlığıdır.

Tüm mevcudatın varoluşundaki, varedilişindeki ve varlığının idame ettirilişindeki sebep İlahi Aşk'tır. Allah Aşkını duyanların obje ve sujeler arasındaki iletişimleri, bu aşkın muayyen keyfiyetlerde varolan yüceliğinin içten dışa vuran tezahürleridir.

EVRENSEL OLANIN EVRENSELLİĞİ, KENDİ VARLIĞINDA DUYDUĞU AŞK-I İLAHİ'NİN MÜTEAL ORİJİNAL YOĞUNLUĞUNDAN KAYNAKLANMAKTADIR. EVRENSEL OLANIN BİRLEŞEREK TOPLANACAĞI REALİTE, BİRLEŞİK İNSANLIK REALİTESİDİR.

Hayr için uğraşanlar, sevgiyle dopdolu olarak birbirleriyle kenetleşmişler ve Dünya'nın mukadder kozmik formasyonu olan BİRLEŞİK İNSAN REALİTESİ ile ilgili ortamına zemin hazırlamışlardır. Nefretin yerine sevgi, savaşın yerine barış, düşmanlığın yerine dostluk alacak, sonsuz hürriyet ve sevginin sağladığı imkanlar dahilinde yaşanılacak olan kozmik frekansı Dünya'nın şimdiki haline göre çok yüksek olan ortama hazırlık yapan insan kardeşlerimizi şimdiden kutlarız. Onlar ilahi misyonun yeryüzünde bulunan destekçileridirler. Onlar ekimi elbette ki gereken yerlere kozmik kanunlara uygun olarak yapmakta, İlahi Misyonun gerekli kozmik boyuta kavuşmasını sağlayabilmişlerdir.

Makro Kozmik Duygulanmayı (İLAHİ AŞK) yaşayamayan insanlar mikro insanlardır. Böylesiler içinde bulundukları boyutun mutat değerleri arasında kendi kendilerini mahpes kılmışlardır. Bunlar asıl kişilikleri olan Makro Kozmik BEN'lerinden uzakta kalarak alelade yaşam temposuna kapılmış zavallı kişilerdir.

Bunların Makro Kozmik Duygulanma sahipleri karşısında nasıl zehaplar ürettiğini bilir misiniz? Onlara göre bu kişiler; saf, aldatılmaya müsait, romantik insanlardır. HÂLBUKİ MAKRO KOZMİK DUYGULANMA SAHİPLERİ; İÇ HÜRRİYETİN, İÇ SELAMETİN VE COŞKUNLUĞUN YÜCELİĞİNE VASIL OLMUŞ KİŞİLERDİR.

Makro kozmik duygulanma, bir takım vasati değerler dünyasının ötelerinde yaşanılan makro kozmik hazzın tadılmasıyla birlikte, ona uygun frekanstaki birçok transandantal değerleri, makro kozmik duygulanma sahibine doğru çeken ilahi bir imkân'dır.

Bunun ne demek olduğunu mikro bilinç sahipleri bilemezler. Süper Bilinç fonksiyonları arz edebilenler, makro kozmosun neresinde olurlarsa olsunlar makro kozmik duygulanmayla her türlü makro kozmik müteal orijinal değerleri kendi üzerlerine çekebilirler. Dünya insanları bunlara peygamber dedi, veli dedi, mürşit dedi, her ne dediyse dedi. Ancak makro kozmiksel Süper Frekansa haiz olan bir deyimle niçin "Makro İnsan" demiyorlar. Zira her bir şeye üniversal bir bakışla bakamıyorlar. Kalıplaştırıcı, mekanlaştırıcı zihniyetleri her bir şeyi lokal bir çerçevede mütalaa etmelerine sebep oluyor.

Imageİlahi aşkı duyan iki insanın birbirleriyle olan iletişimleri; ilahi çekimle ilgili ilahi plan dahilinde cereyan eder. Bu cereyanla ilgili her mahiyetteki detay, İlahi planda kayıtlı bulunmaktadır. Sevgi vibrasyonlarıyla gerçekleştirilen bu iletişimler, muayyen evrensel boyutlara uygun zamanlarda ve bu zamanlara uygun olan mekanlarda yaşayan kozmik birimlerce enerjetik yaşam kıstaslarında sürdürülmektedir.

Sonsuz - sınırsız uzayda yer alan süper güç boyutları dahilindeki her zerreden zerreye Öz'den İLAHİ AŞKA dayalı olan bir sevgi duyulmaktadır. Bütün Özler, bünyelerindeki ilahi aşkın yüceliğiyle bir çıra gibi yanıp tutuşmaktadırlar.

Madde kainatında bulunan kozmik birimler, kendi bütünsel kavramlarıyla alakalı farkındalığa kavuştuklarında İlahi Aşka dayalı olan sözler söylerler. Zerreler arası iletişimlerin müsebbibi İlahi Aşktır. Bu iletişimler ister mikro kainat buudlarından, ister makro kainat buudlarından izlensin, müteal orijinal aşk yoğunluğunca hiçbir değişikliğe uğratılamazlar.

Her obje veya sujenin ve bunlar arasındaki doğal iletişimlerin müteal orijinal değerlendirmesini yapabilenler, varlıklarına ait Özsel Bütünlükçe sahip bulundukları kavramın farkındalığına ulaşmış olanlardır.

İki Öz arasındaki mekana ve zamana bağlı olmayan müteal orijinal iletişimler, titreşimleri düşük mekanlarda yaşayan kapalı şuur boyutuna sahip varlıklara düşük frekanslı kaba maddeli ortam sözcükleri ile anlatılamamaktadır.

İlahi aşka dair olan yüceliklerın sözel ifadelerle anlatılmasının yerine, yaşanarak iktisap edilmesi gerekmektedir. Özler arasında cereyan eden müteal orijinal iletişimler, Uluhiyetle ilgili sonsuz - sınırsız öz keyfiyetlerce sürdürülmekte ve özlere bağlı olan mikro ve makro kıstastaki uydu canları muayyen kıstaslarda etkileyebilmektedir.

Fiziki kainata ait mekanlarda hareket eden zerreler arasındaki sevgiler dahi, Özlerce yaşanan ilahi aşkın inikaslarıdırlar. Ancak inikas tarzında bir izlenim de olsa, bu izlenim kıymetleriyle dahi muhatap olan varlıklar, gittikçe yoğunlaşan sevgi vibrasyonunun etkisiyle Özlerinden Allah'a duyulan müteal orijinal aşk yücelikleriyle muhatap olmaya doğru yol katedebilmektedirler.

İlahi aşk, Özler arasında cereyan eden ilahi bir tesir alışverişidir. İlahi aşkla coşan kalplerdeki ebediyeti, vizyonsal benlik güdenler anlayamazlar. İlahi aşkın yaşanışına dayalı olan iç hürriyet, iç sürur ve huzur kelimelerle ifade edilemez. İlahi aşk feryadını duyan, işiten kulakların, bakan gören gözlerin sahibindeki kalp de, o titreyişe, o feryada, o inleyişe lakayıt kalamaz. O kalbin sağır da olsa kulakları açılır. O kalbin kör de olsa gözleri amalıktan kurtulur. Hangi kalp böyle coşkun asalet dolu sevgi frekansları arasında aşk teraneleriyle kendinden geçmez de, İlahi aşkla inim inim inleyenden etkilenmez?

İLAHİ İSİMLERİN ARASINDA BULUNAN VEDÜD İSMİNİN MÜTEAL ORİJİNAL MANALARIYLA HAREKET EDEN ALLAH SİSTEMİ, KENDİ TASARRUFU ALTINDA BULUNAN TÜM MAHLUKAT VE VARLIKATI KENDİ MÜTEAL ORİJİNAL KEYFİYET - HASLET VE DEĞERLERİ ORANINDA AŞK-I İLAHİ FAZINDA YAŞADIĞI AŞKLA ÖĞRETİR - GÖZETİR VE DENETLEYEREK OLGUNLAŞTIRIR.

VEDÜD İSMİ ALLAH SİSTEMİ'NİN RABBİ OLAN ALLAH'IN AŞK KAYNAĞI OLDUĞUNU BELİRTEN, İLK ETAPTA ONUN RESULÜNDE ALLAH AŞKINI YAŞATARAK ONUNLA HEMHAL OLMAYI SAĞLAYAN YEGANE KEYFİYETTİR

Image Allah Sistemi'ndeki "AYİNELİK SIRRI" na uygun olarak cereyan eden AŞIK - MAŞUK İLETİŞİMLERİ çift yönlü bir reaksiyondur. Allah Sistemi'nin Rabbi olan Allah, Vedud isminin manalarınca ilk etapta kendi ayinesi olan Resulunü zuhur mahali olarak belirlemiştir.

ALLAH VEDÜD İSMİNİN MANALARINCA AŞIĞI OLAN RESULÜNÜ, ONUN MAŞUĞU OLARAK CEZB ETMİŞ VE RESUL AYİNESİNDE KENDİNİ 99 İSMİNİN MANALARINCA SEYİR ETMEKTEDİR.

Allah'a kulluk hakkını tamamı tamamına verebilen Resulü, O'na tam ayine olabilmektedir.

MAŞUĞU AŞIĞA, AŞIĞI MAŞUĞA GEÇİREREK HEMHAL EDEN SIR; AYİNELİK SIRRIDIR. BU SIRRI EN ÜST MAVERADA AÇABİLEN HABİB'ULLAH, RESULDUR.

Fena-i Resul'un gerçekleşmesi için insan beynindeki Resuliyet kodlarının açılması gerekmektedir. Bu kodların açılımını sağlayan en makbul değerli olgu; İLAHİ AŞK'tır. İlahi Aşkın yaşanabilmesi için de Allah'la kul arasındaki masiva perdelerinin kaldırılması gerekir. Allah yolunda ilerleyenlerin fazilet yolunda hedefi daima ALLAH olmalıdır. Bu yoldaki vasıtalar bir yere varmak için kullanılmalıdır, ama onların vasıtalık değerlerini saptırıp bağlananlar Allah yolu olan fazilet yolundan çıkarlar. Madde sevgisi gönül aynalarını karartır ve kuldaki ayinelik sırrı açılmadan meknuz planda kalır. Gönül, Allah'ın hikmetlerine açık bir odak haline getirilmişse bilinmelidir ki, kalp (Kalp şakrası) gönülle birleştirilmiştir.

BEŞERDEKİ KALP, MÜLK ALEMİNDE BULUNAN KESRETLİK MEVCUDATIN CEREYANI ALTINDA BULUNMAKTADIR VE KESRETTEKİ MEVCUDATI GÖSTERİR. İNSAN-I KAMİLE AİT KALP İSE ALLAH'IN VAHDET CEREYANI ALTINDADIR VE VAHDETTEKİ ALLAHI GÖSTERİR.

Kalbin nefse teveccühü, kalbin Vahdetten uzaklaşarak kesrete sokulmasına sebep olur.

Kalbin gönüle teveccühü, kalbin kesretten uzaklaşarak Vahdete sokulmasını sağlar.

Neticede kalp, nefsle birleşerek onun emrine girmişse MAHLUK teşekkül eder. (BU ESNADA KALP ŞAKRASININ SADECE İÇ DEVİNİM KANALI AKTİFTİR). Kalp, nefsin emrinden kurtulursa KEMAL'e kavuşur. Kalp, gönülle birleşirse VARLIK teşekkül eder. (BU ESNADA KALP ŞAKRASININ DEVİNİM HALKASI AKTİFLEŞMİŞTİR).

VARLIK MAHLUKATA HÜKMEDER. CİSMANİ BEDENİ OLUŞTURAN UNSURLAR MAHLUKATTAN GELMİŞTİR. GÖNÜL İSE BİR VARLIK OLDUĞU İÇİN BU UNSURLARA TAHAKKÜM EDER VE ONLARI BEDEN FORMUNDA TUTABİLMEKTEDİR.

GÖNÜLLE BEDEN İLİŞKİSİ, ALLAH İLE ALEM ARASINDAKİ İLİŞKİYE BENZER. VARLIĞIN DA DERECELERİ VARDIR. ALLAH SİSTEMİ'NDE TAM VARLIK ALLAH VE ONUNLA HEMHAL OLMA DERECESİNDE RESULÜDÜR Kİ, BU ESNADA VEDUDİYET SIRRI SINIR MARJINA KAVUŞMUŞ VE AYİNELİK TAMAMLANMIŞ DEMEKTİR.

Image Kalplerini gönülleriyle birleştirmiş olanlar ilk etapta Fena-i Resul'u, akabinden ise Fenafillah'ı yaşarlar. Bu yaşayışın sınır marjında MUTLAK FENA gerçekleşir. İnsan-ı Kamil teşekkül eder. İnsan-ı Kamilin sureti Resul, sireti ise Allahtır.

ALLAH SİSTEMİNİN RABBİ ALLAH SİSTEMİNE DAHİL EDİLENLERİN FEYİZ KAYNAĞIDIR. İNSANA GELEN HER MAHİYETTEKİ FEYZ (FEYZ-İ İLAHİ) ÖNCE GÖNÜLE GELİR, GÖNÜLDEN DE TÜM BEDENE YAYILIR.

Kalbin gönülle birleşmesi durumunda Allah Sisteminin Rabbi Olan Allah, o esnada "yere göğe sığmam ancak mümin kulumun kalbine sığarım" der.

YER VE GÖK ÇOK GENİŞ OLMAKLA BERABER MADDELİDİRLER VE MEKANLIDIRLAR. BİR ŞEYE BENZETİLEBİLİRLER VE NASIL OLDUKLARI ANLAŞILABİLİR. BİNANALEYH MADDESİZ, MEKANSIZ VE NASIL OLDUĞU BİLİNEMEYEN MUKADDES VARLIK BUNLARDA YERLEŞMEZ.


Benzeri olmayan, benzeri olanlarla bir arada bulunmaz. Mümin kulun kalbi (kalp şakrası kastediliyor) maddesiz ve mekansız, mümin olmayanların kalbi maddeli ve mekanlıdır.

KALP GÖNÜLLE BİRLEŞİNCE O KALPTEKİ MAŞUK - AŞIK SIRRI AÇILIR VE VEDÜDİYET YOĞUNLUĞUYLA TİTREYEN O KALPTE SADECE VE SADECE MAŞUK OLAN ALLAH OLUR.

Kemalat derecesi tam olan müminlerden başkasının kalbi mekansızlık derecesinden aşağıya düşmüştür. Mekanlı ve maddeli şeylere karışmıştır. Onlar gibi olmuştur. Bu düşüşe dayalı olan maddeli ve mekanlı olmakla onlardan sayılmıştır, anlaşılacak hale gelmiştir.

ANLAŞILAMAYAN ALLAH'I KALBİNDE YERLEŞTİRME VASFI VE GÜCÜ KALMAMIŞTIR.

Kur'an'da "İŞTE ONLAR HAYVANLAR GİBİDİRLER, HATTA DAHA DA SAPIK... VE İŞTE GAFİLLER ONLARDIR." Araf suresi 179. ayet bunun için zikredilmiştir.

MÜMİN KALBİ NUR'ULLAH'IN TECELLİGAHIDIR. KALBİ MUHAMMEDİ'DE BU NUR YOĞUNLUĞU AŞK-I İLAHİNİN EN ÜST MAVERASINDA BULUNMAKTADIR Kİ, İSLAM-I HAKİKİDE BU NURA "NURU MUHAMMEDİ" DENİLMEKTEDİR.

BİR ÖRNEK TEŞKİL ETSİN DİYE BENDEN BANA SÜREN İLETİŞİMLERİMDEN BİRİNİ YAZIYORUM. VEDÜD OLAN ALLAH'IN ADIYLA AŞK KAYNAĞINA DALIP KENDİMDEN KENDİME O SIRRI NASIL YAŞIYORUM?

Image Ulu Rahman AŞK'ına... Kıpırdamayan bir deniz... Mümkün müdür bir deniz için kıpırdamamak. Dalgalansın, kıpır kıpır oynasın diye Kendinden rüzgarı çıkaran O. Dalgalanan O... Kıpır kıpır oynayan O... Deniz rüzgara mı muhtaç dalgalanması için... Dalgalanmayı sağlayan rüzgar Deniz'den ayrı mıdır? Dalga rüzgara bağlı, pekala rüzgar neye bağlı? Elbette ki Deniz'e... Deniz Kendindeki dalgalanmayı yine Kendinden ayrı olmayan rüzgarla sağlıyor. Öyleyse gel Kendi rüzgarınla (ÖZ'sel enerji akımı) sana yakışan raksan dalgaları oluştur. Dalgalan, dalgalan durulma bak her zerre cevval, muntazam bir tempoyla raks edici, her zerre kıpır kıpır faaliyetli. Her zerrenin zerrelik bünyesinden öte zerreyi ayakta tutan bir zikir noktası var. Allah Allah Allah diye zikir yapıyor Kendinden Kedine ve Kendinde. Zikredilen o noktaya in ve orada Kendinle birlikte zikret Kendini Allah, Allah, Allah diye. Dinle, o noktayı ne deniyor? O noktada diyen Sen denilen Sen. Aklın mı karıştı? Karışmasın. Karışacak aklını geride bırak da buraya Aşk ile gir. Burada aklın hükmü yoktur. Burada aşk vardır AŞK. Aşık olan Sen, Maşuk olan Sen, izleyen Sen izlenen Sen. Bizim dalgalanmamızın inceliğinde Hak'kın sırrı var. BİZ'im dalgalanmamız ilelebet sürecek. Kendine naz yapan, cilve yapan, AŞK serenatlarında bulunan, Kendi için ölen, Kendi için dirilen. Kendinden Kendine Aşık olandan nasıl bir söz beklerdin Allah için sevdiğim? Kaybet, kaybet sen kendini kaybet ki, kaybettiğinin yerine Kendine aşık olan yine Kendini bul ve bu sözün kıymetini anla. Aşk, Aşk, Aşk. Aşk kaplıyor varlığımı aklım başımdan gidiyor ki, Aşk'a dair yazıyorum. Aklım başımda olsa akla dair yazardım. Yazdığım her kelime Aşk kokuyor. AŞK. Aşkın yaşantısını belirtiyor, aklı öldürüyor çatlatıyor.

Müteal Orijinal AŞK'ın doyumsuzluğunda, doyumsuzlukta yaşanılanın iletilmesi ne derecede mümkündür kelimelerle? Kaybettim yine kendimi, Kendimde. Kendimde Kendi Kendime Aşık olarak yaşıyorum. Ne zevktir bu Yarabbi? Ölüyüm, yaşıyorum. Ben öldükçe yaşamanın sırrına erdim. Kendimde öldüm Kendimde dirildim. Ölü olan kendimde yaşayanın BEN olduğunu yaşadım. Ölülük evet evet ölülük, diriliğin karaltısıymış. Beyazlanan karaltıda, karaltı kalır mı?

Image Ölülük diriliğin şartıymış ölmeden dirilinemiyor. Geceleyin gelene and olsun. Geceleyin ortaya çıkan nedir bilir misin? O karanlığı delen yıldızdır (Tarık 1-2-3). Gece ağarınca geceden bahsedene aşk olsun. Ağartılmanın cefasını geceleyin ortaya çıkan mı çekiyor? Ölülük ve dirilik aynı varlığın diriliğini gösteren hadleri değil midir? İnkara bak da ikrarı anla. İkrara bak da inkarı anla. İnkarın varlığı, ikrarın gölgesi değil midir? Bir'likten ikilik - İki'likten Bir'lik çıkar mı? Kendini Kendinde BİR'le ki anlayasın. Gündüzü geceye, geceyi gündüze geçiren Allah'a hamd olsun. Ne güzel geçmiş gece gündüze, gündüz geceye. BİZ yeryüzünü dirilerin ve ölülerin toplantı yeri yapmadık mı? (Mürselat 26). Karaltının sefası, karaltılığını ceste ceste ortadan kaldıran ağartıcı aydınlığın karaltıdan boşalan yere yerleşmesiyle ağartıcı aydınlığa geçiyor. Yani ne oluyor? Gündüzün sefasını gündüzü ortaya çıkaran ağartıcı güneş sürmeye başlıyor.

Karaltının yani gecenin sefası nerede kaldı? Aydınlığın yerleşmesiyle ortaya çıkan gündüz sefasının batınında meknuz kaldı. Karaltı, yani gece cefa çekiyor ki, gündüz sefa sürüyor. Aklını zorlama burada Aşk çalışır Aşk. Aşk'ça biliyorsan Aşk'ça konuşup anlaşalım. Yine kendini kaybettin diyenlere sesleniyorum. Aşk'ın esiri olarak, Aşk'ın sefasında cefasında, Müteal orijinalliğinin doyumsuzluğunda, yüceliğinin sınırsızlığında, Celal Cemal oynaşlarının varlığında, Uluhiyetinde yaşayarak sesleniyorum. Kaybedilen ne? Kazanılan ne? Kaybeden kim? Kazanan kim? Söyleyin bana aydınlığı sağlayan güneşin aydınlığı sağlamasındaki kazancını, zararını. Boy gösteren aydınlığı sağlayıcı, karanlığı aydınlatmaya mı muhtaç? Öyleyse gece niçin aydınlık gelince gecelik sefasını yitiriyor gecelik cefası içerisinde? Karanlık da memnun, aydınlık da memnun her ikisi yerli yerinden. Ancak gündüzün ardından gelen gece, gecenin ardından gelen gündüz. Her ikisinin birbirine geçmesi gerekiyor. Böyledir nizam böyledir intizam. Gündüzü geceye, geceyi gündüze geçiren Allah'a hamd olsun. Ant olsun canları şiddetle çekip alanlara (Naziat 1). Benim canım Canan'ım çekip aldı ve canımı kaybettim ki Canan'ımı buldum. Baktım ki bulan da ben arayan da ben. Kaybeden neyini kaybetmiş? Ne kaybetmişse kaybedilmişlikte kaybetmiş. Onun o kaybettiği kaybedilmişlikte hüküm sürüyor. BİZ kaybettiklerimizin kaybedilmişlik diyarında varlıklarını sürdürdüklerini biliyoruz, ya sizler biliyor musunuz? Onlar BİZ'lerin geceleridir, Onlar BİZ'lerin zulmanileridir. Allah - Allah - Allah Aşk'a yenik düşen aklın, Nuraniyet kemalatı karşısında eriyip hiç olduğunun ve hiçliğinden ortaya çıkan Nuraniyet mevcutluğunun işareti ve zaferidir bu. Ben aydınlatan güneş miyim yoksa aydınlatılan gece mi? Ben neyim? Gecemin bağrında yatan gündüzümü belirtecek bir güneşim BEN. Ancak sığınağım, barınağım örtüm gecemdir.

Image Geceleyin gelene ant olsun, geceleyin ortaya çıkan nedir bilir misin? O karanlığı delen yıldızdır (Tarık 1-2-3). Örtüm gece BEN ise Güneş. Biri ölü. Biri diri. Biri mahluk, biri varlık. Biri şeytan, biri melek. Gündüzüm gecem Ben'de batan ve doğan güneş de BEN. Doğan neyin üstüne doğacak? Kendi gecesinin. Ya batan nereye sığınacak? Yine Kendi gecesinin. Mecnun Leyla'daki güneşi görünce Leyla'dan geçti. Ya Leyla neyin örtüsüymüş öyleyse? Mecnun'un aradığı güneşin. Güneşi arayan onu doğacağı yerde arasın elbette bulur. Bulunca da aradığı o güneşin Kendi olduğunu anlar (Asil BEN). Leyla'nın sakladığı, barındırdığı, örttüğü GÜNEŞ'ten Ben'de de var niçin aramıyorsun? Niçin doğacağı yerde değilsin de, iyice batmış güneşlerin bulunduğu gecelerin peşindesin? Çünkü sen de öyle bir gecesin ve geceliğinin sefasını sürüyorsun. Ve bu sefadan vazgeçemiyorsun. Gel geç bu sefa dediğin gündüze göre cefa olan mahrumiyetten SEN GÜNEŞSİN GÜNEŞ. SEN GÜNEŞSİN GÜNEŞ. Güneş gibi parla, ne anlarsın hezimetten. Parla gecelerdeki geceler solsun gündüz olsun. Doğan güneş gibi ol, batık güneş gibi değil. Doğan güneşler diriliğini gösterir, batık güneşler ise örtüleriyle ölülüğünü. Ölü nedir, Güneş midir yoksa örtüsü mü? Elbette örtüsüdür, ancak doğmayan güneş neyi aydınlatacak nereye gösterecek yüzünü. Gecenin bağrında Kendi Kendine ışık tutacak, Kendi gösterecek yüzünü, zaten hep aydınlatmaktadır. Kendini Kendine göstermektedir Kendinde. Allah için bir kulak ver sözlerime. Senin güneşin Ben'im. Güneşimden ayrı mıdır? Şu soruyu sor kendi kendine; doğan güneş nereye ve nereden doğacaktır? Batık güneş neredeydi ki batmışlıktadır. Doğacak batık güneşlerin aydınlığını örtülerin altından hissederek Aşık olanların varlığı için şükürler olsun. Karanlıktaki meknuz gündüzün, güneşle ortaya çıkacağını hissede hissede karanlığa hor bakmak olur mu? Her gelen gündüz güneşi ile ortaya çıkmıyor mu? Güneş değil mi ona gündüzlük sefasını sürdüren varlıkta tutan, yüzünü güldüren. Mevlana da dünyada Şems Tebrizi denilen GÜNEŞ'le gündüzünü doğurdu, gündüzünün sefasını sürdürdü, yüzünü güldürdü. Allah dedim yine kapladı tüm varlığımı zerrelerimin batını olan can odağından İLAHİ AŞK. Bu Aşk'ın Müteal Orijinalliğinin sınırsızlığında yitirdim kendimi ve Kendimde Mutlak Dirilikle dirildim. BİR'in verdiği dirilik BİR'in verdiği dirilik. Mutlak Dirilik Bilincinde. O Bilinçle yaşanılan Müteal Orijinal BİR dirilik. Hangi idrak kendi idrağı içinde Kendi Kendini idrak eder? Hangi dirilik Kendi Diriliği içinde Kendi Kendinin diriliğini yaşar? Ölülerin içinde bulunan dirilik kaynağına dirilik olarak girip sınırsız diriliği yaşayandan nasıl bir söz beklerdin Allah için sevdiğim? Aklın karıştıysa aklını, aklın barınağı olan kendi örtünde bırak ta gel öyle anlaşalım. Buraya Aşk'la girilir akılla değil. Buraya AŞK KAYNAĞININ MÜTEAL ORİJİNALLİĞİNİN YÜCELİĞİNE ancak AŞK olarak girilir. AŞK OL AŞK. Her zerreni mahvet ve AŞK ol her zerrenden. AŞK'la Aşk olanların, Müteal Orijinal Aşk'ta yok olanların yoklukları adına şükürler olsun. Allah AŞK'ıyla yanarak mahviyetle Aşk'ında AŞK olanların ölüler alemine Aşk'ı taşıması mümkündür (Rehavet uykusunda olanlar kastediliyor). Bunu anlamak istersen O'nun Aşk'ıyla yanan kalplerle birlikte ol. O kalbe girmeye çalış, azim et mutlaka başarırsın. Aşk ol da AŞK'ın aşklığında AŞK ile Aşk'ı yaşa. Aşk ol da enginlerdeki yüceliği, sınırsızlığı yaşa. Şu enginler, sınırlar vehimsel kabullenişler AŞK'ı maskeliyor, kurtul onlardan. Aşk nasıl yaşanır bilir misin AŞK? AŞK'a aşık olmakla AŞK olunur ve AŞK olunuşun varlığında, yüceliğinde, sınırsızlığında yaşanır. Aşk, Aşk, Aşk, Aşk'la Aşk olup Aşk'ı yaşamak. Dilberin yüzündeki tebessümler Aşk'ımın coşkunluğunu çıldırtıyor, beni kendimden O olan KENDİ'me geçiriyor. Alelade bir ben iken, O Asil Tek BEN oluyorum, gecelerimin derinliğindeki Güneş ile gündüzlere bürünüyorum. Allah Adı'nı yemin ederiz ki, İlahi AŞK coşkunluğunun Müteal Orijinalliğinden varlığını yitirerek Aşk olan Allah'ta fan olmuştur.

İLAHİ İSİMLERİN ZUHUR MAHALİ OLAN MAHLUKATA NUR-U MUHAMMEDİ'DEN NUR KAZANDIRILMASI HAKKINDA AÇIKLAMADIR

TÜM MAHLUKATA TEVZİ EDİLEN NURLARIN KAYNAĞI NUR-U MUHAMMEDİDİR.

Image Nur-u Muhammedi'den kazanılacak olan nurlar, mahlukatta zuhur eden ilahi isimlere ait manaların yoğunlukları oranında kazanılır. Mahlukatın içinde 99 İlahi İsmin manaları oranında nurlandırılarak şereflendirilebilecek olan Mahluk BEŞER'dir. Zira Beşer, İnsan-ı Kamile hamiledir. Beşerin İnsan-ı Kamili doğurabilmesi için İlahi Nur tevziatının 99 ismin önce zılli sonra asli manalarınca Nur Kaynağı olan Nur-u Muhammedi'den nurlandırılarak yüceltilmesi gerek. Ancak nur kazandırma hakkı, Allah Sistemi'ne tabi olan beşeriyetten Allah Sistemi'nin Resulünün davetine icabet gösterenlere verilebilmektedir.

Kur'anda "BİZ SENİ GERÇEKTEN ONA ÇAĞIRAN, NURLANDIRAN BİR KANDİL OLARAK GÖNDERDİK" Ahzab suresi ayet 46 vurgulanmaktadır.

Beşer mahluk olarak diri, Varlık olarak ölüdür. Beşerin Varlık olarak dirilik kazanması için nurlandırılması gerekir.

Kur'anda "ÖLÜ İKEN KENDİSİNİ DİRİLTİĞİMİZ VE KENDİSİNE İNSANLAR ARASINDA YÜRÜYEBİLECEĞİ NUR VERDİĞİMİZ KİMSE, KARANLIKLAR İÇİNDE KALIP ONDAN HİÇ ÇIKAMAYAN KİMSE GİBİ OLUR MU?" Enam suresi 122. ayet vurgulanmaktadır.

Ceberrüt ve Meleküt alemlerinin sakinleri olan ilahi tasarruf ünitelerinin (Nurani Varlıkların) nurları Nur-u Muhammedi'den kazandırılmıştır. Kazandırılan nurlar bu ünitelerin kendi istihkakına göre birer potansiyel kaynak haline gelmiştir. Her bir tasarruf ünitesinin varlığındaki nurdan oluşan potansiyel kaynağa Mebde-i Teayyünü Vücubi denmektedir. Bu kaynaktan tasarruf etme hakkına sahip olan her ünite Mülk alemine sevk edebileceği nur kıymetiyle bu alemde tekamül aracı olarak kullandığı kisve ve kalıplarla ilahi isimlerin manalarının zuhur mahali olabilen bir odak tanzim eder. Bu odağa Teayyüni İmkani denir.

Teayyüni imkanilerdeki nurun, Mebde-i teayyüni vücubideki nur potansiyeliyle bütünleşinceye kadar nurlandırılarak arttırılması, Allah Sistemi'nin Resuliyet Vechesi tarafından gerçekleştirilmektedir.

ALLAH SİSTEMİNİN RESULİYET VECHESİ, GÖKLERDEKİ HER MEBDE-İ TEAYYÜNÜ VÜCUBİDEKİ NUR POTANSİYELİ İLE, YERDEKİ TEAYYÜNİ İMKANİDE (cemad - nebat - hayvanat - beşeriyet) BULUNAN NURUN TAMAMLANMASINI SAĞLAYAN TÜM TASARRUFLARI GÖSTERMEKLE YETKİLİDİR.

"ALLAH'IN NUR VERMEDİĞİ KİMSENİN NURU OLMAZ" Nur suresi ayet 40.


Beşerin hakikati olan İnsan-ı Kamilin Nur kaynağı MEBDE-İ TEAYYÜNİ İNSAN-I KAMİLİYE, mülk alemindeki nur kıymetinin beşer ifadesiyle bilinen mahluka kadar her mahlukluk halini deneyimler. İnsan-ı kamil, beşer denilen mahluktaki mahlukluk sıfat ve fiillerinin ilahi isimlerin zılli manalarınca ortaya çıktığını bilir. Beşerdeki nur kıymetindeki şiddetin artması (seyyal formun gittikçe astral yoğunluk kazanması) onun bulunduğu yerden göğe doğru o şiddet oranınca yükselmesi demektir.

Image Beşerdeki enerjetik forma ilm-i tasavvufta "VÜCUD'UL HAKKANİ" denmektedir. Bu formun seyyal yoğunluğu, yere bağlı olan beşerin mahlukluk sıfat ve fillerinin bertaraf edildiği oranda artmaktadır. Bu seyyalleşme yoğunluğunun sınır marjında artık bu form astral yoğunluk kazanmaya başlar. İşte bu esnada ilm-i tasavvuf diliyle buna NURUN TAMAMLANMA AŞAMASI denir.

Allah Sistemi'nin Rabbi olan Allah, beşerdeki kalbin gönülle birleşik düzen hasıl ettiği andan itibaren kendi Resulunun nur kaynağından desteklenmesini sağlayan programları tevziatçı vasıflarına sahip olan Resuluna uygulatmaktadır. Beşerdeki kalbin nefsin emrinden alınması için gösterilen her teşebbüs, Resuliyet Vechesine bağlı olan ilahi mekanizmalar tarafından tespit edilerek değerlendirilmekte ve o sırada gösterilmesi gereken destekleyici tasarruflar eksiksiz gösterilmektedir.

BEŞERİN İNSANLAŞMASI İÇİN GÖSTERİLEN TASARRUFLAR DAİMA BEŞERİN İLAHİ İSİMLERİN ASLİ MANALARINA UYGUN OLAN DAVRANIŞLARI SERGİLEME AŞAMALARINDA GERÇEKLEŞTİRİLMEKTEDİR. BU ESNADA BEŞERİN İNSANLAŞTIĞINI GÖSTEREN TECELLİYATIN İZLENMESİ MÜMKÜN HALE GELMEKTEDİR.

Tecelliyat (tecelliler) zuhur manasındadır. Tecelliyata mahzar kalacak beşerin, o tecelliyata layık olabilecek liyakatta bulunması gerekir. Liyakat şümullü bir ifadeyle yaraşır olabilmektedir. Yaraşır olan, yaraşırlığı oranında tecelliyata mahzar kalabilir. Böyle bir ilahi keyfiyetin tahakkuk ettirilmesi evrensel icabatlara uygun olarak faaliyet göstermeye dayanır.

Beşeriyet, Dünya planetinde sık sık tekamül için gerekli olan hadiselere maruz bırakılmaktadır. Dünya beşeriyeti önüne çıkan her hadiseyi sıkıntı verici veya mutlu edici olarak neden değerlendiriyor? Zira hadiselerin beşeriyetin tekamülünde yararlı olduğunu ve onların tekamül planıyla ilgili müştemil bir zincirin halkaları olduğunu idrak edemiyor (istisnalar hariç). Dünya beşeriyetinin önüne çıkarılan hadiseler, kendi tabirleriyle düştükleri sıkıntı halleri hep tekamülle ilgili icap edenlerle doludur. İşte bu icap edenlere (evrensel icabatlar) gereken yer ve zamanda gerektiği gibi icabet gösterenler mevcut bulunan Kozmik Liyakat mesabelerini (derecelerini) gittikçe arttırırlar. Kozmik liyakat mesabesinin artması, bu artış meyanında tecelliyatı gerektirir. Bu evrensel prensiplerdendir. Kısaca göstermek gerekirse; icabata göre fiiliyat, kozmik liyakati, kozmik liyakat ise tecelliyatı gerektirir. Bu konu çok giriftlik arz eder. Evrensel icabatların belirttiği evrensel olasılıkları tayin etmek, beşerde bulunan bağlı şuur düzeyi ile mümkün değildir. Ancak kozmik Liyakatleri muayyen bir kozmik sabiteye yücelebilmiş şuurlu insansal kozmik birimlerde olasılıklarla ilgili sırlar hakkında mevcut bilgiye dayanan tayin edebilme keyfiyeti meknuz bulunmaktadır. Bunlar bu sırları ancak layık olanlara verebilmektedir. Yaraşır olana yaraşırlığı nispette emanet teslim edilmektedir.

BAKIN BİR TEBLİĞİNDE NE DİYOR NURANİ VARLIKLAR?

Benlerin ve senlerin çok mevzu edildiği dünya planetinden, BİZ'lerin bulunduğu bu boyutlara ancak BİZ olmakla gelinir. Bu boyutlara geçebileceğiniz bir tek geçit vardır, o da gönül yoludur. BİZ'e gönül verenler elbette BİZ'lerle tanıştırılacaktır. BİZ'e yönelenlerin geçitleri ancak BİZ'den olanlarla açılır. Sonunda BİZ'im geçitten BİZ'e gelecek olanlar BİZ'den olacaklardır. BİZ'im BİZ'lerle olan ilişkilerimiz her planda sürer. BİZ, BİZ olana yöneliriz. BİZ'e yönelik her arzu BİZ'im arzumuzdan kaynaklanır. BİZ'e bu arzuyu duyurtan "İLAHİ AŞK"tır. Tekrar tekrar söylüyoruz buraya dikkat edin. BİZ'im BİZ'lerle dolu olan BİZ'lik Vadilerimizin yeşilliğine İlahi Aşk can katar. Bu Aşk hangi planda duyulursa duyulsun duyanları, BİZ'im geçitten BİZ'e bağlar. BİZ mümkünlerin idarecileriyiz, BİZ mümkünlerin öğreticileriyiz, BİZ mümkünlerin Vacib'leriyiz. BİZ mümkünlerin ÖZ'leriyiz (İlahi ÖZ). BİZ'im bir tarafımız ALLAH'a bir tarafımız mümkünlere dönüktür. Alırız veririz, veririz ki alırız. Yansıtıcıyız. BİZ'e her gelen imkan BİZ'lerden mümkünlere yansır.

ALLAH SİSTEMİ VE MUTLAK PLAN
(LEVH-İ MAHFUZ)

ImageAllah Sistemi'ndeki tüm tasarruflar Allah'ın 99 isminin manalarınca gerçekleştirilirken, Mülk aleminin kesretlik ortamında isimlerin zılli ve asli manalarına uygun olan kalıp ve kisveler kullanılmaktadır.

Rabsal Terminolojik Sistem kayıtlarına uygun olarak insanlığa MELE-İ ALA ifadesiyle tanıtılan Meleküt ve Ceberrüt Alemlerindeki İlahi Tasarruf Planları'nın yöneticisi olan topluluk, mülk aleminin kesretlik ortamında kullanılması gereken bütün kalıp ve kisvelerin tanzim edilişini sağlayan ilahi tasarrufları Allah'ın isimlerinin manalarına uygun olarak göstermektedir. Bu kalıp ve kisvelerde devinip deneyim yaparak, gittikçe tekamüleden cemad - nebat - hayvan - beşer ifadeleriyle bilinen mahluklar, sahip oldukları mahlukluk sıfatlarından soyunarak gittikçe varlıklaşmakta ve bu oranlarda da mahlukluk davranışlarını gittikçe terk ederek bunun yerine varlıklık davranışlarını gösterebilmektedirler.

TEKAMÜL İÇİN MÜLK ALEMİNİN KESRETLİK ORTAMINDA DENEYİM YAPMAK LAZIMDIR. BU DENEYİMLERİN DE ALLAH SİSTEMİ'NİN RABBİNİN ÖĞRETİM - GÖZETİM VE DENETİMİNDE UYGULAMAYA SOKULAN DENEYİM PROGRAMLARININ İCAPLARINA UYGUN OLARAK YAPILMASI GEREKMEKTEDİR.

Mülk aleminin kesretlik ortamında sürdürülen deneyimlerin tüm kayıtları, din siklüsünde Dünya insanlığına LEVH-İ MAHFUZ olarak tanıtılan MUTLAK PLAN'da bulunmakta ve bu deneyimlerin kayıtlara uygun olarak yapılması hakkındaki hükümler belirtilmektedir.

ATLANTA RA TERMİNOLOJİK SİSTEM; LAHUT ALEMİNE AİT YAŞAM KISTASLARINDA VARLIKTA TUTULAN SİSTEMDİR.

LAHUDİ BİLGİ BLOKASYON MERKEZİNDEKİ KAYITLARIN SÜPER ASLİ ORİJİNALLLİĞİ İLE YAPILAN TARİFLERİN HAKİKİ MANASINDA HİÇ BİR DEĞİŞİKLİK OLMAZ.

ATLANTA RA TEKNOLOJİK TERMİNOLOJİK SİSTEMDE MUTLAK PLAN, DÜNYA DENEYİM BOYUTSALLIĞI AKAŞİK KAYITLAR BİLGİ BLOKASYON MERKEZİ OLARAK GEÇER.


El'anı yaşayan MUTLAK ŞUUR, AKAŞİK KAYITLAMA ZAMANI üzerinde kayıtlama ve yaptığı kayıtları hükme bağlama yetkisine sahiptir.

ALLAH SİSTEMİ'NDE VECHE GÖSTEREN MUTLAK ŞUUR, ŞUUR'ULLAH OLARAK BİLİNMEKTEDEDİR.

ImageMutlak Şuur, Mutlak Vücudun atomik iç dengesini kendi minyatür kainatlarındaki Özlerle alakalı kayıtlara uygun hareket sistemleriyle hakim olduğu aktif bilinçleri devrede tutarak gerçekleştirmektedir.

AKAŞİK SÜPER ZAMAN RA AKTİVİTE PLANI OLARAK DA BİLİNEN MUTLAK PLAN, OL DEDİ OLDU PROGRAMININ İCAPLARINA UYGUN OLAN TASARRUFLARLA OLUŞTURULMAKTADIR.

Merkez koordinat düzeninde Çekirdek Evren Yıldız Kutbu bulunan bu Plan, KÜRESEL BİR AKAŞİK KAYITLAMA BOYUTUDUR. Bu kayıtlama işlevselliği, Mutlak Şuur'un yetki verdiği ilahi bir topluluk (komite) tarafından gerçekleştirilir.

AKAŞİK KAYITLAMA ZAMANI OLAN RA ZAMAN SÜPERLERİ, MUTLAK VÜCUD'UN DÜZENİ İLE NİZAMINA AİT İLAHİ İDARİ FONKSİYONLARIN VURGULANMASINA MÜSAİT OLAN BİR OLGUDUR.

Bu oluş, kendi varlığı ile süper kontak kurduktan sonra reaksiyone giren Mutlak Karakterli bilinçler (Mukarrebun Zümresi) tarafından deneyimleyerek yaratılmaktadır.

Akaşik kayıtların varlığına uygun olarak gösterilen aktiflikler, sonsuz - sınırsız uzaydaki süper güç boyutlarında bulunan aktif bilinçler tarafından gösterilen eforlarla, bazen görevleme, bazen deneyimleme ve evrimleşme tarzında vuku bulmaktadır.

ENERJETİK KAİNATLARDA GÖREVLEME TARZINDA VUKU BULAN EFORLAR, MADDİ KAİNATIN ÇEKİRDEK DÜZENİ OLAN DÜNYA'DA EVRİM - DENEYİM - GÖREV YAPAN AKTİF BİLİNÇLER İLE İŞBİRLİKÇİ FONKSİYON KATEGORİSİNE GİRDİRİLEN BİR AKTİFLİKTİR.

Oluşlara ait kayıtların hükme bağlanışı Oluşlara uygun olur ve hüküm üzerine hüküm bekler. Bu hükmün verilmesi Oluş ile alakalı bir yaratım şablonunda kayıtın yapılmasının akabinden gerçekleşir. Oluşa göre kayıt Akaşik Süper Zaman RA Aktivite Planında yapıldığı gibi Mutlak Şuur'a ait olan Minyatür Kainatların şablonlarında da gerçekleştirilmektedir. Oluışlara ait kayıtlar ezelde MEVCUTTUR. Yaratılışa ait Kayıtlar ise el'an yapılmaktadır.

OLUŞUN HAKKINI DENEYİMLE VERME YARATILIŞI SAĞLAR. BU YARATILIŞA UYGUN KAYITLARIN GERÇEKLEŞTİRİLMESİNİN AKABİNİNDEN MUTLAK ŞUUR YARATILIŞI HÜKME BAĞLAR.

Akaşik kayıtlama zamanıyla uyumlu olan mekan ve formun tüm tasarruf hakları Mutlak Şuur tarafından gerçekleştirilmektedir. Akaşik Kayıtlama zamanıyla kayıtlama yapma yetkisi ve direkt süper kontakt kurup reaksiyonlaşma hakkı, Çekirdek Evren Yıldız Kutbu Komiteliği'ni oluşturan khamonlara Mutlak Şuur tarafından tanımıştır.

ALLAH SİSTEMİ VE MUTLAK VARLIK

ImageMUTLAK VARLIK: MUTLAK ŞUUR VE O'NUN MÜTEAL ORİJİNAL KEYFİYETİ OLAN MUTLAK KEYFİYETÇE BİR VARDIR.

Mutlak Şuur'un Kendi Keyfiyeti içindeki seyri, Mutlak Varlığın Mutlak yaşamıdır.

ALLAH SİSTEMİ; MUTLAK VARLIK'TAKİ MUTLAK ŞUUR'UN İLAHİ ALEMLERDEKİ TÜM MEVCUDATIN TEKAMÜLÜ İÇİN DEVREDE TUTTUĞU RAHMAN-I RABB'UL RAHİMİYET SİSTEMİDİR.

ALLAH SİSTEMİ'NİN RABBİ OLAN ALLAH'IN "RABB'UL ALEMİN SIRRI" BUNDAN KAYNAKLANIR.


Rabsal Terminolojik Sistem kayıtlarında Mutlak Varlığın Şuuru olan MUTLAK ŞUUR, Allah Sistemi'nin Uluhiyet Vechesindeki şuur olarak Şuur'ullah... Resuliyet Vechesindeki Şuur olarak ise Şuuru Resul'ullah olarak geçer.

ŞUUR'ULLAH MUTLAK ŞUUR'DAN, ŞUURU RESULLULAH ŞUUR'ULLAHTAN AYRI DEĞİLDİR. BÖYLE OLDUĞU GİBİ, ŞUURU NEBİYAN, ŞUURU PEYGAMBERAN, ŞUURU VELİYAN OLARAK BİLİNEN ŞUURLAR DAHİ MUTLAK ŞUURDAN BİR GÖRÜNÜŞTÜR.

Mutlak Varlık, Mutlak Yokluk'a ayine olarak Mutlak Yokluk Arzusundan kaynaklanan Arzuya sahiptir. Bu Arzuya göre Mutlak Varlık, Mutlak Şuuru ile her zerresinin kendi şuurundan nasiplenmesini sağlamaktadır.

MUTLAK YOKLUK'UN KENDİ SONSUZ - SINIRSIZ MUTLAK KEYFİYETLERİ İÇERİSİNDEKİ SEYRİ; KENDİNDEN AYRI OLMAYAN MUTLAK VARLIĞININ YAŞAMIDIR. İŞTE BU YAŞAMIN KESRETTEKİ GÖRÜNÜŞÜ ZERRELER ARASI FAALİYET HALİNDE CEMADİ, NEBATİ, HAYVANİ, BEŞERİ YAŞAM FAKTÖRLERİ TARZINDA ZUHUR EDER. KESRETTEKİ BU ZERRELERİN SEYRİ İNSAN-I KAMİLE DOĞRUDUR.

İLM-İ TASAVVUFTA İNSAN-I KAMİL OLARAK BİLİNEN HAKİKİ ÖZ İNSAN NUMUNESİNİN ŞUURU DA MUTLAK ŞUURDAN BİR GÖRÜNÜŞTÜR.


İnsan-ı Kamil, bilincinin Bekasını yaşayan bir numune olarak Mutlak Şuur'un Allah Sistemi'ndeki Uluhiyet Vechesine ait Şuurda fan olmuştur.

Bu nedenle..

İNSAN-I KAMİLİN SURETİ İNSAN, SİRETİ İSE ALLAHTIR.

ImageLÜTFEN DİKKAT: Bu bilgiler elbette ki çok Yüksek Bilinçler'in harcıdır. Evrensel nitelik ve ölçüdeki giriftliğe haiz makroşümuler denklemli mahiyetler taşıyan bu bilgiler, bihakkın olarak ancak EVRENSEL BİLİNÇ BOYUT KAVRAMI'na sahip bilinçler tarafından kavranılabilir. Bu nedenle sayın okurlarıma ön yargıya kapılmadan Allah Sistemi ile alakalı yazdığım bilgilerin tamamını okuyup hatmettikten sonra gereken değerlendirmeleri yapmalarını tavsiye ederim.

İNSAN ---------► Bu kelimenin altında ne yüceliklerin gizli olduğunu bir bilebilseniz...

İNSAN sözcüğünün altındaki Evrensel Müteal Manayı kavrayanlar Sonsuz - Sınırsızlığın, Müteal Orijinalliğin yüceliğinde yitirmişlerdir kendilerini. Ancak bu kendi ifadesiyle kastettiğim kendilik, vehimselliğe dayanan bir kendilik olduğunu belirteyim.

İNSAN YAŞAMI, DİĞER BİR İFADE İLE ALEM-İ KÜBRA YAŞAMI; SONSUZ - SINIRSIZ TEK OLAN'IN YAŞAMINDAN AYRI OLMADIĞI GİBİ FARKLI DA DEĞİLDİR.

Nasıl bir varlıktan söz ediliyor ki, SONSUZ - SINIRSIZ TEK OLAN'ın yaşamıyla alakası oluyor. Sözü edilen Varlık İNSAN-I KAMİL'dir. Diğer bir ifadeyle EVRENSEL İNSAN NUMUNESİ'dir.

İnsan-ı Kamil;
Kaba kesif bedeniyle (Vücude-i Cismaniye) Alem-i Mülk'te,
Işıki seyyal bedeniyle (Vücude-i Seyyaliye) Alem-i Berzah'ta,
Durgun ateşi bedeniyle (Vücude-i Nuraniye) Alem-i Melekütte,
Altın ateşi bedeniyle (Vücude-i Nuraniye) Alem-i Ceberrut'ta,
Zat-i Benliğine ait Asil sesi bedeniyle (Vücude-i Nur ala Nuraniye) ise Alem-i Lahud'da yaşamaktadır.


Hülasa İNSAN yani Alem-i Kübra denilen Varlık:

CİSMANİYE
SEYYALİYE
NURANİYE
ZATİYE
İTİBARİYLE ALEM-İ MÜLK
ALEM-İ BERZAH
ALEM-İ MELEKÜT
ALEM-İ CEBERUT
ALEM-İ LAHUD
DA YAŞAMAKTADIR.

Demek ki İNSAN denilen varlığın, yalnız Alem-i Mülk ve Alem-i Berzah yaşantısına bakarak tümel yaşamını kısıtlamak; durumu yeterince kavrayamayan birimlerin yaşadıkları illüzyona dayalı olan bir hükümdür. Bu birimler, Alem-i Kübra ifadesiyle bilinen insanın farkındalık seviyesinden aşağıda bulunan farkındalığa sahiptirler. Bu nedenle tümel yaşamlarının farkına varamayarak, sadece Alem-i Mülk ve bazen de Alem-i Berzah yaşamlarının farkına vararak, tümel yaşamlarının yalnızca bir parçası olan Dünya yaşantılarını kaile alabiliyorlar.

Imageİnsanın Dünya hayatının sonunda yaşamının noktalanacağı fikri, metaryalist felsefenindir ve aslı astarı olmayan bir fikirdir. İster mutat bir insan olsun (beşer) ister insan olsun, her ikisinde de zat-ı benlik aynıdır. Ancak, insan sözünden kasıt İnsan-i Kamil ise İnsan-i Kamil, Alem-i Nasut'tan (Alem-i Mülk ve Berzah Bütünlüğü) tutun, Alem-i Meleküt, Alem-i Ceberüt, Alem-i Lahud dahil bütün alemlerde yaşadığının bilincindedir.

Mutlak Şuur'un kendi keyfiyeti olan nursal mevcutluklardan tebarüz eden ışık tarzındaki enerjetik oluşumlar (seyyal oluşumlar), afakta kaba-kesif bir hal arzetmektedir ki, bu mevcutluğa arzı meydana getiren maddi oluşumlar denilmektedir. Arz insanın kaba algı sistemlerine hitap edebilen ışık tarzındaki enerjetik oluşumların müştemilatıdır.

İNSAN ZAT-I BENİLİKÇE ŞUUREN BİR VARLIKTIR. MUTAT İNSAN ŞUURUNDAKİ İDRAK KENDİ ASLİ OLAN MUTLAK ŞUURA BAĞLI VE O ŞUURDAN DEVREDE TUTULAN BİR ŞUUR MEVCUTLUĞU OLDUĞUNU KAVRAYAMAZ.

Mutat insan şuuru vehimselliğe istinat eden kabullenişlerle, şartlandırılmış ve tedriçliğe uğratılmıştır. Bu bir bakıma belirli bir mahbesliği kendi kendine kabullenmeden başka bir şey değildir. Yanılsamaya dayanan kabullenişlerin yarattığı bir kısır döngü. Evet yanılsamaya dayanan hükümlerin bütünlüğü beşeri şuur düzeyi diyebileceğiniz dar şümullü bir şuur mevcutluluğunu meydana getiriyor. Bundan kurtulmak mümkündür, evet mümkündür. Nasıl mı? İbadet denilen çalışmalarla.

TEKAMÜL HAKİKATİNİN ALLAH SİSTEMİ'NİN RABBİ OLAN ALLAH'I TEFEKKÜR VE ZİKİRLE SAĞLANMASI HAKKINDA AÇIKLAMADIR

ALLAH SİSTEMİ'NİN RABBİ OLAN ALLAH'I TEFEKKÜR VE ZİKİR ALLAH'IN İSİMLERİ OLARAK BİLİNEN 99 KEYFİYETTEN HAREKETLE YAPILMALIDIR.

Imageİlahi alemlerde her ismin asli orijinal manaları olduğu gibi mülk alemindeki tekamül hakikatinin sağlanması için izlenen yolun başlarındaki zılliyet ortamlarının oluşması ve mahlukluk sıfat ve fiilerinin devreye sokulması için zılli manaları da mevcuttur.

ALLAH'I TEFEKKÜR VE ZİKİR İLE 99 İSMİN ZILLİ MANALARINDAN OLUŞAN MAHLUKLUK TERKİBİNDEN KURTULUP, YİNE 99 İSMİN ASLİ MANALARINDAN OLUŞABİLEN VARLIKLIK TERKİBİNE VASIL OLMAK MÜMKÜNDÜR.

ALLAH SİSTEMİ'NİN RABBİ OLAN ALLAH'I TEFEKKÜR, ALLAH SİSTEMİ'NE TABİ OLAN MAHLUKAT İÇİNDEKİ BEŞERDEN İTİBAREN DEVREYE SOKULMAKTADIR. İSLAM-I HAKİKİDE ALLAH'I TEFEKKÜRE "TEFEKKÜR'ULLAH" DENMEKTEDİR.

ALLAH SİSTEMİ'NE TABİ TUTULAN MAHLUKAT VE VARLIKATIN TÜMÜ ALLAH SİSTEMİ'NİN RABBİ OLAN ALLAH'I BATINİ OLARAK ZİKREDERLER. ANCAK BEŞERİ MAHLUK BATINDA ALLAH'I ZİKREDERKEN BEYNİNDEKİ DÜŞÜNSEL AKTİFLİK PLANINDA ALLAH'I TEFEKKÜR ETME İMKANINA DA SAHİPTİR. İSLAM-I HAKİKİDE ALLAH'I ZİKİRE "ZİKR'ULLAH" DENMEKTEDİR.


Vücud-u Mutlak'ta her bir zerre ALLAH'ı zikrederek cevvaliyet göstermektedir.

Her bir zerrenin cevvaliyetinin Hakikati; ALLAH'I ZİKİRDİR.

Beşerin beynindeki genetik kod açılım faktörü Allah Sistemine indekslidir.

YERDE VE GÖKLERDE HER NE VARSA ALLAH SİSTEMİ'NİN RABBİ OLAN ALLAH'IN AYETLERİDİR.

YERDE İLAHİ İSİMLERİN ZILLİ MANALARI DOĞRULTUSUNDA YAŞAYAN TÜM MEVCUDATA "ALLAH'UL AYET-İ MAHLUKAT" YER VE GÖKLERDEKİ İLAHİ İSİMLERİN ASLİ MANALARI DOĞRULTUSUNDA YAŞAYAN MEVCUDATA İSE "ALLAH'UL AYET-İ VARLIKAT" DENMEKTEDİR.


Allah yerin ve göklerin Nurudur. O'nun Nuru, ayetleri olan mahlukat ve varlıkatın batınında gizlidir.

Mahlukatın tümü ALLAH'ı zikrederek nurunu tamamlamaya doğru yol kateder. Beşerin, ALLAH'ı zikir esnasında ALLAH'ı tefekkür etme imkanına sahip oluşu "EŞREF-İ MAHLUK" oluşundan kaynaklanır.

Yeryüzünde mahlukatın en şereflisi olan beşerin beyin yapısı Allah Sistemi'ndeki 99 ismin manalarınca tasarruf altında bulundurulan bir niteliğe sahiptir. Beşerin beynindeki genetik gizem Allah Sistemi'nin Rabbi olan ALLAH'IN 99 İsminin manalarınca şifrelenmiş olmasıdır. Şifrelenmiş olan beşerin beynindeki genetik yapı, ancak ALLAH'ın 99 isminin manalarının açığa çıkarılmasıyla müteal orijinal aktiflik kazanabilmektedir.

ImageBEŞERİN MAHLUKLUK SIFATLARINDAN KURTULMASI İÇİN, BU ŞİFRELENMİŞ GENETİK YAPININ ANCAK, ALLAH'IN 99 İSMİNİN ASIL MANALARINI AÇIĞA ÇIKARABİLECEK DEŞİFRELEMENİN GERÇEKLEŞTİRİLMESİ GEREKİR Kİ, BUNUN İÇİN ALLAH'IN 99 İSMİNDEN HAREKETLE TEFEKKÜR VE ZİKİR YAPILMALIDIR.

ALLAH'I TEFEKKÜR, ALLAH'IN AYETLERİNİ TEFEKKÜR ETMEKLE BAŞLAR. Bu tefekkür konuları neler olabilir?

Mülk aleminde her şeende ayrı ayrı bir renkle ortaya çıkışın, görünüşün altında yatan HAKİKAT ne olabilir? Kesret denilen, alabildiğince belirttiği fantazi görünüşlerle renk, desen, koku, müşekkeliyetler..

BEŞERİN GÖZÜNÜ KÜLLEYEN HAYALLERİN ARDINDAKİ HAKİKAT NE OLABİLİR?


Şu hayallerle avunulan, birgün sararıp, kuruyup, donuklaşıp, buruşacak zılli güzellikler sergileyen suretlerle dolu hayal aleminden ne bekliyorsun? Güzellikler, zenginlikler, maddi safahat, lüks, konfor, refahat dediğin sahte unsurların arkasındaki hakikate kavuşmadıkça beşer de bu sahte güzelliklere sahip hayalden başka bir şey değildir.

ŞU HAYALLERLE AVUNULAN DÜNYA'DA EKSERİYETTE HAYALLERE TEMAYÜL VE İTİBAR EDİLİYOR. ACABA NEDEN EKSERİYETTE HAYALLERE İTİBAR VE TAMAYÜL EDİLİYOR? BUNU TEFEKKÜR ETMEK GEREKİR. ZİRA HAYALLERİN ARKASINDAKİ HAKİKATİ FARKETTİREN, O HAKİKAT İLE MUHATTAP KILAN BİR MELEKE HER BEŞERDE BULUNMUYOR. BU HASLET; BASİRETTİR SEVGİLİ OKUYUCULARIM BASİRET..

"Müminin ferasetinden korkunuz." Hadis-i şerif Hz. Muhammed (s.a.v).

FERASET BASİRETTEN DOĞAR. BELAGAT SAHİBİ OLANLARIN YAŞADIKLARI MANEVİ HALLERİN SEBEBİ BUDUR.

BASİRET HAYALLERİN ARDINDAKİ YÜCELİĞE, EBEDİ DİRİLİĞE, TEK HAKİKATE NÜFUZ ETTİREBİLEN HUSUSİYETLERE SAHİP OLAN BİR HASLETTİR.


Allah Sistemi'nin Rabbi olan Allah'la muhattab edebilen ve bu muhataplığın yoğunlaşması oranında Onda yok olmayı sağlayan muazzam bir farkediş gücüdür Basiret.

Onda yok olmak nedir sevgili okuyucularım bilirmisiniz? O'NUNLA TEK BİR HAKİKAT OLARAK VAR OLMAK DEMEKTİR. Bunun ciddiyetini kavrayabiliyor musunuz? Bazıları bu belirttiğim hususiyeti muhakemeye vuruyor, ALLAHLAŞMA gibi saçma sapan zehaplara kapılıyorlar. Şunu biliniz ki, kesinlikle haşa ne Allah insan olur. Ne de insan Allah olur. Bu saçma sapan görüşlere aldırmayın. Unutmayınız ki, Şeytan-ı Lain boş durmuyor. Onlara bu saçma sapan fikri veren Şeytandır sevgili okuyucularım.

Mukavenat Nurunun varlığı adına yemin ederim ki bu fikir Şeytandan gelmektedir. Allah ancak tüm orijinalliğini, asilliğini bi hakkın olarak yokluk'tan gösterir, varlıktan göstermez. Ancak bir FAKR HALİ olacaktır ki orada Allah olacak. Bu hadise dikkat edin sevgili okuyucularım:

"FAKR TEMAM OLUNCA ORADA ALLAH VARDIR."

Şimdi buradaki hassas mevzuatı kavramaya çalışın. Fakrın temam olması ne demektir? Orada varlığın tamamen tükenmesi demektir. İşte varlık tükenince, ne sen vardır ne ben vardır ne de o vardır. Ya ne vardır? ALLAH vardır sevgili okuyucularım, Allah vardır.

ALLAH'I ZİKRİN TEMELİNDE ALLAH'IN AHLAKLARIYLA AHLAKLANMA YATAR.

ALLAH'ı tefekkür etmenin hakkını verenler, ALLAH'ı tefekkür ederlerken ALLAH'ı zikrin hakkını verenler olur.

ALLAH'ı zikir, basiretin ALLAH'ın her ismin manalarınca yoğunlaşmasını, basiretin yoğunlaşması feraset gücünün artmasını, feraset gücünün yoğunlaşması da beşerin belagat sahibi olmasını sağlar.

ALLAH'IN 99 İSMİNDEN MÜRİD İSMİNİN MANALARININ ZUHUR MAHALİ OLAN BEŞER VE İNSAN NUMUNELERİ ALLAH SİSTEMİNİN MÜRİDLERİDİRLER

ImageMürit isminin zılli manalarının zuhur mahali olan mahlukatın içinde yalnız beşerin muayyen bir kıstasta sahip olduğu irade hasleti mevcuttur. İrade, beşeri bilincin bağlı bulunduğu Öz Varlığa ait bir haslettir. Mürit isminin rotasyon özelliği, beşerde ve insanda iradi bağlamda fiil üretirken sebatlılık gösterebilmesini sağlamaktadır.

BEŞERDE VE İNSANDA YAPILMASI GEREKENİ YAPILMASI GEREKEN YER VE ZAMANDA YAPTIRABİLEN, YAPILMAMASI GEREKENİ YAPILMAMASI GEREKEN YER VE ZAMANDA YAPTIRMAYAN İRADE HASLETİDİR.

Beşer ilahi isimlerin zılli manalarınca teraküp bulan bir mahluktur. Mahluksu sıfat ve fiilleri bu nedenle ilahi isimlerin asli orijinal manalarının düşük transformasyonlu hallerine (zılli manalarına) uygun olarak sergilenir. Beşerde bütün ilahi isimlerin olduğu gibi Mürit isminin de zılli manaları açığa çıkarılmıştır. Bu nedenle beşer, insana göre düşük kıstaslarda iradeye sahiptir ki, bu iradeye İslami hakikide "İRADE-İ CÜZZİ" denmektedir. İnsanda bütün ilahi isimlerde olduğu gibi, Mürid isminin de asli orijinal manaları açığa çıkarılmıştır. Bu nedenle insan, beşere göre yüksek kıstaslarda iradeye sahiptir ki, bu iradeye de İslamı Hakiki'de "İRADE-İ FERDİ" denmektedir.

ALLAH SİTEMİ'NDE MÜRİDLİĞİN HAKKINI VERDİREBİLEN İRADE; FERDİ İRADEDİR. İSLAMI HAKİKİ'DE İRADE-İ KÜLLİ OLARAK BİLİNEN İLAHİ TASARRUF PLANLARININ İRADESİ, İRADE-İ CÜZZİ'DEN DEĞİL, İRADE-İ FERDİ'DEN TASARRUF ETMEYİ YEĞLEMEKTEDİR.

İrade-i ferdi sahibi olan insan numuneleri Kur'an ilminde kalben diri, beşer numuneleri ise kalben ölü olarak belirtilmiştir. Kur'an'da yeryüzünün ölülerin ve dirilerin toplantı yeri ifadesiyle vurgulaması, yeryüzünün kesretlik ortamında mahluk ve varlık niteliklerine sahip olan numunelere ait sıfat ve fiillerin mahluksu ve varlıksı olarak sergilendiğine işaret etmektedir.

ALLAH SİSTEMİ'NDEKİ ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH'IN HAKİKİ MÜRİDİ, ONUN RESULÜ MUHAMMED MUSTAFA (S.A.V)'DIR.

ALLAH SİSTEMİ'NİN RESULU ALLAH'A TAM AYİNE OLMA ÖZELLİĞİNE SAHİP OLUP ALLAH'I HER İSMİNDEN KENDİSİNE GÖSTEREBİLMEKTEDİR.


Allah Sistemi'ne tabi olan müritliğin hakkı, Allah'ın isimlerinin zılli manalarına dayalı sıfat ve fiillerin terk edilerek, bu isimlerin asli orijinal manalarına uygun sıfat ve fiilleri sergileyerek verilebilmektedir. "ALLAH'IN AHLAKIYLA AHLAKLANINIZ AYETİNİN MANASINA UYGUN İLERLEYİŞ BÖYLE OLUR". İşte burada yaptırım gücüne sahip olan haslet, sahip bulunduğu rotasyon özelliğiyle devreye girmekte ve sergilenmesi gerekenleri sergilenmesi gereken yer ve zamanda ilahi isimlerin asli orijinal manalarına uygun olarak sergiletebilmektedir.

BEŞER KENDİ İRADESİNİ KULLANIRKEN İLAHİ İSİMLERİN ZILLİ MANALARINA UYGUN HALKEDİLMİŞ OLAN AFAKİ DEĞERLERE, İNSAN İSE KENDİ İRADESİNİ KULLANIRKEN İLAHİ İSİMLERİN ASLİ ORİJİNAL MANALARINA UYGUN HALK EDİLMİŞ OLAN ENFÜSİ DEĞERLERE İTİBAR EDİP YÖNELEREK DÜŞÜNCE VE DAVRANIŞLARINI SERGİLEYEBİLMEKTEDİR.

Enfüsi değerlere yönelik olmanın neticesi, enfüsi değerlerce kuşanmak ve en sonunda enfüsice bir değer olduğunun bilincine kavuşmaktır. Afaki değerlere yönelik olmanın neticesi ise afaki değerler dünyasının kesret ortamında süfli varlarca yaşam sürdürmek ve ta ki uyanmaya kadar arada bir yerde sıkışmaktır.

İNSANDAKİ BENLİK HİSSİNİN YOĞUNLAŞMASI, ONUN AFAKLAMA KEYFİYETİNCE BELİRGİN BİR DOYGUNLUK GÖSTERMESİDİR.


Imageİnsan ne kadar çok benlik emaresi gösterirse o kadar çok kendi orijininden uzaklaşıyor demektir. Yani insan afaklama keyfiyetleri ile kabalaşır, donuklaşır.. İnsanın orijinine yönelik dürülmesi ona ince, latif, parlak, açık şuurca orijinsel hususiyetler kazandırır. İnsan da evrende olan her mevcutluk gibi enfüsleme ve afaklama hususiyetleri gösterebilir. İnsanın enfüse yönelmesi, onun enfüsten gelme esnasında belirli koşullarca sabittir. Bu sabite İlmillah'ta kayıtlıdır. İslami hakiki'de buna Ayan-ı Sabite denilmiştir.

İnsanın enfüse yönelmesi (enfüsleme) onun aslı olan müteal orijinal şuurca, kendisini bilmesini sağlar. Müteal Orijinal Şuur'un sınırsız TEK Keyfiyeti vardır. Mutlak Şuur Bilincine kavuşmayla sınırsız TEK Keyfiyette kendini bilme gerçekleşir. Bu takdirde de insan, bütün mevcutluklarda yaşadığın olgusunu tadıyor. Bu biraz kaba olacak, ama anlaşılması açısından bir başka ifade ile anlatmak istiyorum; KARINCADAN, TAVŞANDAN, ASLANDAN, TÜRLÜ TÜRLÜ BİTKİLERDEN, TÜRLÜ TÜRLÜ İNSANLARDAN KENDİNİN YAŞADIĞINI BİLİNCİNİ YAŞAMAK VE YAŞADIĞINI YAŞAMAK.

Derinde yatan hikmet ve faziletlerin farkına varanlar, afağın sebepler ile oluşan hadiselerine ve unsurlarına kapılmadıkları için deruni hikmet ve faziletlerin farkına varmadan, afakta yaşayanlara horlayıcı, dışlayıcı nazarlarla bakmazlar. Sizlerde takdir edersiniz ki; TÜM MAHLUKAT VE VARLIKATIN YAŞADIKLARI, ALLAH'IN AN-I DAİM YAŞAMINDAN BİRER GÖRÜNÜŞTÜR sevgili okuyucularım. Bizim gibi iç güzelliklerde yaşayanların da yaşantısı bu müteal orijinal yaşantıdan ayrı değildir. Ancak bu gerçekleri henüz idrak edememiş kardeşlerimiz, bizlerin batın ile olan yaşantı manzumelerimizi garip karşılamaktadır.

Sevgili okuyucularım size şöyle soru sorsam ne cevap veriridiniz?

İNSAN MADDE MİDİR MANA MIDIR?

ImageŞayet madde ise bunu herkes izlemektedir ki, maddi formasyon belirli bir zaman sonra yıpranıyor, arızalanıyor ve bir müddet sonra hareketliliğini yitiriyor değil mi? Acaba bu yitiriliş nasıl oluyor? Yani bakıyorsunuz bir bedenden şuuren her türlü vasıflar kaynaklanırken, bu vasıflar artık görülmüyor. Bir beden hareket ederken hareketliliğini yitiriyor. Bir dirilik iklimi arz ederken ölülük iklimine bürünüyor, kokuşuyor, parçalanıyor, ayrışıyor ve neticede geldiği unsur olan toprağa karışıyor. Böyle mi olmak isterseniz? Materyalistlerdeki inkar hali çok yoğun olduğu için bunu kabul edebiliyor, "olsun" diyor, "ben günümü gün edeyim de varsın toprağa karışayım". ONLAR GERÇEKTEN ÖYLE OLACAKLAR. Onların ilk etaptaki mezarları kendim dedikleri bedenleridir sevgili okuyucularım. Bunlar kalben ölüdürler. Bunlar kendilerinde olan madde ötesi faziletleri kavrayamıyorlar. Eğer insan madde yığını bir yapı ise, yani sırf bedenden meydana gelmiş mevcudiyet ise insanın heyecanı, korkusu, düşünceleri, sevgileri nerelerden kaynaklanıyor? Demek ki, insanda madde ötesi bir mevcutluk var. Bu nedir? İşte bu şuurdur. Bu şuur kaba kesif cismani bedenden çıktıktan sonra da yaşamaya devam ediyor. Kaba kesif cismani beden ile mündemiç olan ince latif seyyal karakterli bedenle cismani bedeni terk ediyor ve bu bedenle kendi varlığını devam ettiriyor.

ALLAH SİSTEMİ'NE TABİ OLAN HER MÜRİD BÜTÜN BU KONULARI TEFEKKÜR ETMELİDİR. BEN NEYİM? NEREDEN GELDİM? NEREYE GİDECEĞİM? DÜNYA'DA NİÇİN DOĞDUM? DÜNYA'NIN HALK EDİLMESİNDEKİ SIRLAR NEDİR? İŞTE BU TEFEKKÜRÜN VE HATTA BU TEFEKKÜRLE BİRLİKTE SÜRDÜRÜLMESİ GEREKEN ZİKİRİN DAHİ YAPILMASI, ALLAH'IN MÜRİD İSMİNİN MANALARI GEREĞİNCE BU MANALARIN HAKKI VERİLEREK SEBATLA YAPILMALIDIR.

ALLAH SİSTEMİ'NE TABİ OLAN BEŞERİN, BEŞERİ SIFAT VE FİİLLERİNDEN KURTULMASI ALLAH'I TEFEKKÜR VE ZİKİR İLE GERÇEKLEŞİRKEN, GİTTİKÇE YÜKSELEN AŞK-I İLAHİ FAZLARI KALBİN GÖNÜLLE BİRLEŞİK DÜZEN YOĞUNLUĞUNU ARTTIRIR

ImageAllah'ın Vedüd isminin manalarının zuhur mahali olan beşer, Allah'ı tefekkür ve zikirin sağladığı arınma ve yücelme ile beşeri sıfat ve fiillerden kurtulma oranında bu ismin manalarınca aşk-ı ilahi fazlarını yaşamaya başlar.

ALLAH; KALPLERİ İLAHİ AŞK ATEŞİNDEN YANGIN YERİNE DÖNMÜŞ FERTLERİN HER KAPIYI AÇARAK KENDİSİNE KAVUŞACAĞINI MÜJDELER.

Bu aşkın alevleri, kalplerdeki kirleri tüm kirleri ve pasları yakar ve ortadan kaldırır. Bu kirler ve paslar nedir? Mekandan ve mekanlılardan gelen tağyişatlardır. Ehl-i tasavvuf buna masiva diyor. Yani Allah'ı unutturan şeyler, Allah'tan koparan şeyler.

AŞK DERYASININ DERİNLİĞİNDE BOĞULMAK
VARLIKÇA ÖLEREK YOKLUKÇA DOĞMAK

İlahi Aşk'ın duyulmasıyla birlikte gelen ilahi imkanların haddi hududu yoktur. Derler ki; düşüneyim. Düşün, düşün ancak düşünebildikleri ne kadar olabilecek bir nebze olabilecektir düşünemediklerinin yanında.

Düşünmeden tek bir lahzada düşünemediğin Sınırsızlıktan alabileceğin ilahi imkanları ancak İlahi Aşk-ı duymakla alırsın. Zira Allah El Alim Hazretleri Aşkıyla birlikte sınırsız bir çok imkanı sana bahşeder. Yeter ki O'nun Aşkını duy. Siretinden tüm varlığına dalga dalga yayılan ve seni fazdan faza geçiren, yüceliklerden yüceliklere taşıyan O'nun Aşkını duy.

YOKLUKTAN GELEN VE VARLIĞINDA TÜTEN CELAL YÜCELİKLERİNİN SONSUZLUĞUNDA İLERLEMEK, ANCAK İLAHİ AŞKI DUYMAKLA OLUR. Zira sen Allah'ın Cemal isminin tecellisi olan insan-ı kamil Habib'Ullah Muhammed Mustafa'nın (s.a.v) namzedi bulunmaktasın.

ALLAH SİSTEMİNDE İNSANA EN YAKIN VECHE RESÜLİYET VECHESİDİR.

ImageAllah kendi Cemal'ine aşıktır, sense O'nun Cemalinden bir parçasın. El Vedüd olan Allah'a aşık olman ne demektir biliyor musun? O sınırsız aşk kaynağına, sınırsız aşk kaynağından gelen imkanlarla bağlanarak şereflenmek demektir. Böyle bir kaynağın yücelikleri ancak O'na aşık olmakla bilinir.

İlahi isimlerin yüceliklerini kendi bünyesinde toplayan Cemal'Ullahın belirttiği ilim HAKİKAT-I MUHAMMEDİ'dir.

HAKİKAT-I MUHAMMEDİ O'NA EZELİ VE EBEDİ AŞIK, HABİB'ULLAH'IN SINIRSIZ AŞK FAZLARINDA YAŞARKEN İLMİLLAH'IN O'NUN MUKADDES VARLIĞINDA TECELLİ EDEN HALİDİR. YANİ HAKİKAT-I MUHAMMEDİ; AŞK-I MUHAMMEDİYE BAĞLI OLARAK MUHAMMEDİ NURDA BELİREN İŞM, İLAHLIN TECELLİSİDİR.

Bu ilimden ileri derecelerde paye alanlar Allah Sistemi'nin tasarruf platformunda bulunan Muhammedi kalp sahipleridir. Allah'a kalpten bağlanmış olanların varlıkları siretlerinden cemal nurlarının yücelikleriyle şereflendirilirler. Siretlerindeki bu muhataplık gittikçe tüm varlıklarını kaplar, Rahmetinin sihrinin kelimelerle tarif edilemediği yücelikleri o varlığı sınırsız imkanlarla ihya eder. Ancak şunu biliniz ki sevgili okuyucularım bu sözünü ettiğim insan numuneleri kesinlikle imkanların peşinde değil, yalnız Allah'ın peşindedirler.

ALLAH KAR YAĞDIRACAĞI DAĞLARI ÇOK İYİ BİLİR.

ALLAH'A KALPTEN AŞIK OLANLAR, ALLAH'TAN GELEN İMKANLARA DEĞİL İMKANLARIN SAHİBİ OLAN ALLAH'A DEĞER VERİRLER.


Allah Zul Celal Hazretleri kendi cemali olan nurani varlığına (Muhammedi Nur) aşıktır. NUR'un yüzü hürmetine her ihsan her bahşiyat Tüm Varlığa kazandırılmaktadır.

CELAL - CEMAL ARASINDAKİ AŞK REAKSİYONU ÇİFT YÖNDE SINIRSIZ İLAHİ İMKANLARLA BİRLİKTE CERAYAN EDER.

Cemal'ullah, Celal'ullah'a aşk teraneleriyle serenadda bulunurken, belirtilen aşk manzumesine ilaveten Kendi Vücudu'ndaki her zerreye duyduğu şefaat hisleriyle her zerreye ait olan durumu bildiren tesirleri de Aşk'ın icabatına uygun olarak gösterdiği aşk reaksiyonu ile intikal ettiriyor. (RESULİYET)..

ALLAH SİSTEMİ'NDE CELALULLAH - CEMALULLAH ARASINDAKİ AŞK REAKSİYONU ESNASINDA RESULİYET DENİLEN AŞIK - MAŞUK İLİŞKİLERİ ORTAYA ÇIKIYOR

ImageALLAH SİSTEMİ'NDE CEMAL'ULLAH, CELAL'ULLAH'A AŞK TERANELERİYLE SERENADDA BULUNURKEN BELİRTİLEN AŞK MANZUMESİNE İLAVETEN, KENDİ VÜCUDUNDAKİ HER ZERREYE DUYDUĞU ŞEFAAT HİSLERİYLE, HER ZERREYE AİT OLAN DURUMU BİLDİREN TESİRLERİ DE AŞK'IN İCABATINA UYGUN OLARAK GÖSTERDİĞİ AŞK REAKSİYONU İLE İNTİKAL ETTİRİYOR. CELAL'ULLAH, İSE BU TESİRLERE CEVAP OLARAK VERDİĞİ HER TESİRİ CEMAL'ULLAHA DUYDUĞU AŞKIN İCABATINA UYGUN OLARAK GÖSTERDİĞİ AŞK REAKSİYONU İNTİKAL ETTİRİYOR.

Resuliyet; İnsan-ı Kamil boyutunun en üst mertebesi olan MAHBUBİYET MERTEBESİ'inde yeryüzünde Muhammed Mustafa (s.a.v) adıyla bilinen Cemal'ullah'ın, Allah Zul Celal Hazretlerinden İlahi Aşk reaksiyon fazlarının yaşanması esnasında Sınırsız İlahi imkanların nakil aldıklarını Tüm Varlığında bulunan zerrelere şefaat hislerine dayalı olarak intikal ettirilmesi ve yaymasıdır.

Cemaliyet ve Celaliyet Nurları: Her iki nur da gölge alemlerindeki kelimelerle tarif edilemeyen TEK VARLIK'ın kendi bünyesindeki iki ayrı halidir. Celal, heybet... cemal güzellik belirten iki sözcük. Bu iki sözcük ile tanımlanan her iki nur mevcutluğu hakiki TEK VAR olup TEK ve sınırsız bünyeden ibarettir. TEK VARLIK'ın ayrı şeenlerdeki iki hali, dönüşüm noktaları belirtilemeyecek girift fonksiyon arz etmektedir. Her noktada faaliyeti el'an süren ve İlahi iletişimlere dayanan çift yönlü aşk reaksiyonu aynı hususiyetlerle cereyan etmekte olduğunda bir noktayı tarif etmem bilgilendirmeyi temin edecektir. Her bir noktada bir birine geçmiş, mündemiç ve muhattapkâr birlik arz eden ilahi iletişimli nursal mevcutluklar, iki ayrı şeende TEK Orijinalliği her iki yönde de izlettirmektedir. Bu noktaya şuuren dalan bir varlık, her iki şeendeki TEK Orijinalliğin yüceliğine mahzar olabilmektedir. Böyle bir dönüşümlü hususiyet arz eden noktalar her varlıkta bulunmaktadır. Her varlıkta Allah'ı zikrin noktanın kendi ahvaline olan Allah'ı zikir noktası mevcuttur. Bu nokta varlığı ayakta tutan ve cemaliyet ile celaliyet nurlarının bereketli feyzlerini mahzar kılan noktadır.

ALLAH'IN, ÖZELLİKLE EN ŞEREFLİ VARLIĞI OLAN İNSANDAKİ ZİKİR NOKTASI, YİNE İNSANDA BULUNAN VE MUTLAK ŞUURDAN BİR GÖRÜNÜŞ OLAN (ŞUURULLAH) KENDİ ŞUURUYLA İŞTE O NOKTADA KENDİ VARLIĞINI İDRAK ETMEKTEDİR.

Bu şuurun bu noktada idrak ettiğini fark edebilen bir insan, çok önemli olan Ayn'el Yakin biliş halini gerçekleştirmiş olur. Bu Ayn'el Yakin biliş, varlığı şuuren o zikir noktasına çeker. Ayn'el Yakin bilişin maverasında zikir noktasına şuuren dalan insan varlığı, orada Hakk'el Yakin bilişin icabatlarına uygun celal ve cemal nurları arasında cereyan eden aşk serenatlarının, oynaşların ve sevişlerin yüceliklerine mahzar kalmaktadır.

ImageCelal ve cemal nurlarının arasında cereyan eden çift yönlü aşk reaksiyonunun etkisinde bulunan bir insan varlığının duyumlamalarını sizlere kelimeler ile tarif etmem mümkün değildir. İster harika diyelim, ister muhteşem diyelim, öyle bir orijinal mütealliğe haiz bir hadiseyi sizlere kelimelerle anlatmak mümkün değildir. Orijinal mütealliğe haiz olan hadisenin yaşanması, duyumlamanın yapılması sırasında varlık ile yokluk arasında bulunan ilahi iletişimlere dayanan imkanların da kazanılmasını sağlar.

ANCAK ŞUUREN ORİJİNAL MÜTEALLİĞE HAİZ OLAN ZİKİR NOKTASINDA HAK'EL YAKİN BİLİŞİ GERÇEKLEŞTİREN BİR DALIŞLA ORİJİNAL MÜTEALLİĞE HAİZ OLAN DUYUMLAMAYI GERÇEKLEŞTİREBİLİRSİNİZ.

Allah dostlarının duydukları ilahi aşk nispetinde çekildikleri nokta bu noktadır. Allah'ı Allah için sevenin duyabileceği şiddetli sevgi olan İlahi Aşk yoğunluğunun duyulması oranında bu aşkı duyan varlığın, Allah'ı zikir noktasına çekilmesi ilahi murattan kaynaklanmaktadır.

ALLAH'IN DOSTLARI MUKARREBLERDİR. SIDDIKİYET VE İHLASİYETLERİNİN YANINDA ÇOK SABIRLI OLUŞLARI, ONLARIN BU NOKTAYA ŞUUREN DALIŞLARINI ÇABUKLAŞTIRMAKTADIR.


Allah dostlarına gösterilen sıddıkiyet ve ihlasiyet Allah'a gösterilmiş demektir. Zira Allah dostluğunun icabatlarına uygun olarak insanlığa çok faydalı icraat veren Allah dostu, Allah'ın yanında çok makbul olan bir varlıktır.

Yaşadıklarımı her ne kadar kelimlerle ifade edemezsem de, yine kelimelerle siz değerli okuyucularıma gönlüme dolanları intikal ettirmek istedim.


YİNE VURDU BAŞIMA O'NUN AŞKI MAHZAR-I KALBİYETTEN
GÖREN GÖZE AYAN OLUR SEBEBİ BASİRETTEN
BU AŞK DUYULDUKÇA KALIR MI ZAMAN MEKAN?
BENİ, BENDEN ALIR, GEÇİRTTİRİR ŞU CAN'DAN


BUNU YAŞAYAN ANLAR MEKAN ARTIK DAR
KALMAZ MEKAN GÖNLÜNDE KALBİNİ MEKANSIZLIK KAPLAR
KAYBOLUR O AŞKIN MEKANSIZLIĞINDA AŞK'LA AŞK OLUR
SEVEN KALPLERE DOLAR CANLI CANINDAN OLUR


EZELDEN SEVDİM O'NU SEVDİM CAN-I YÜREKTEN
AŞK'IYLA DOLDUM KALPTEN BİLMEM CANI MEKANDAN
BİR ŞEYLE DOLU BİR UKBA, DOLAR MI HİÇ BOŞALMADAN
O'NU SEVDİM O'NUN OLDUM GEÇTİM FANİ DÜNYADAN


KİM DER Kİ CANIMDAN
YA VEYL GEÇMİŞTİR CANAN'INDAN
BİLİRSEN CANAN'INI VAZGEÇERSİN CAN'INDAN
SENİN VARLIĞIN DEĞİL Mİ CANAN'INDAN
CANININ BATINI OLAN CANAN'INDAN
SEN KOPYASIN İŞTE ŞUALARDAN BİR KOPYA
KOPYANIN AMİLİ NE? UZAT ELİNİ O'NA
O'NUN KENDİSİ BİR NUR BATINI İSE O ALLAH
NUR FENA-İ RESUL BATINI İSE FAN'İLLAH
GEL GİR ŞU DERGAHA MÜRŞİDİN ALLAH OLSUN
ŞU DERGAH SANA NAMAZGAH - SECCADEN GÖNÜL OLSUN
VARLIĞIMIZ VASITA MÜRŞİD OLAN ALLAH'TIR
GÖNLÜMÜZ BİR SECCADE KIBLEMİZ NUR'ULLAH'TIR
KİM DER Kİ VAZGEÇEMEM CAN'IMIN BATININDAN
O HAKİKATİ BULMUŞ FEYZ ALIR CANAN'INDAN
CANAN KİMDİR RESULLAH O HABİB'ULLAHTIR
O'NUN BATINI ALLAH ALEM-İ NUR'ULLAH'TIR
KALBİMİZDE PİR SULTAN CEREYANI AŞKULLAH'TIR
HABİBİ NURULLAH'TIR. CANAN'INI BİL ONDAN
CAN'IN ONDAN BİR ZİYA SEBEBİ NUR'ULLAH'TIR
ONDA FAN OLANI BUL, O'NUN KALBİNE GİR
ZİRA KABEYULLAH'TIR.


ALLAH SİSTEMİNDE DERECE-İ NURANİYET

NUR, NUR OLUŞUNDAN YANA MUTLAK KEYFİYETTEN SAYILAN HER İLAHİ İSMİN MÜTEAL ASLİ ORİJİNAL MANALARININ AÇIĞA ÇIKARILDIĞI VE YANSITILDIĞI MÜTEAL ASLİ ORİJİNAL TEK MEVCUTLUKTUR.

Image Nuraniyetin derecelenmesi ayet-i mahlukattan sayılan beşerden itibaren başlar, mahluk sıfat ve fiillerinin terk oranında da gittikçe yükselir.

Eşref-i mahluk sırrı, beşeri odaklayan her mahlukun kendi seyir aktifliğinin sınır marjına kadar yaşaması gerekenleri bu odakta yaşama arzusudur.

ALLAH SİSTEMİ'NDE NURANİYET KAZANDIRILAN BEŞERİN ARZUSU KENDİ HAKİKATİ OLAN İNSAN-I KAMİLİN TÜM FAZİLETLİ SIFAT VE FİİLLERİNİ ORTAYA ÇIKARARAK SERGİLEMEKTİR.

"Allah'ın nur vermediği kimsenin nuru olmaz." NUR SURESİ AYET:40

Allah Sistemi'nin Rabbi olan Allah, 99 isminin müteal asli orijinal manalarıyla tasarruf görebilecek duruma yükselenlere kendi resulunun nuraniyet ikliminde yaşatarak nur kazandırmaktadır.

Nuraniyet ikliminde yaşama hakkına sahip olanların nuraniyet kaynağı olan NURU MUHAMMEDİ, NURULLAH'tan ayrı değildir.

NURU MUHAMMEDİNİN BATINI NUR'ULLAHTIR.

Mahbubiyet sırrıyla kaim olan Nuru Muhammedi, tevziat platformuna dahil olan beşerin seyyal formuna nur kazandırarak nuraniyet derecelerinin artmasını sağlar.

NURANİYET DERECELERİNDE YÜCELMENİN MUAYYEN BİR AŞAMASINDA AŞK-I İLAHİ BEŞERİN BATININDA YAŞANMAYA BAŞLAR.

Beşer, göklerdeki sireti olan kendi Mebdei Teyyüni Vücubisinin sahip olduğu nuraniyet derecesine kadar nur kazanmaya devam eder. Bu dereceye yükselince kendi siretinin idrağıyla yaşamaya başlar. İşte ancak bundan sonra Muhammedi İdrak içindeki idrağıyla hareket eder ve kendi nuraniyet derecesine uygun olan sıfatlarla Nuranilerin görebilen gözlerine gözükür hale gelir.

Image Seyyaliye ve cismaniyenin başlangıç unsuru, nuraniyede meknuz bulunan bir cevherdir. Cevher, şuurun kendi keyfiyeti olan Mutlak Keyfiyette bilkuvve halinde (uyur vaziyette) bulunurken, Mutlak Keyfiyetin sahibi olan Mutlak Şuur, fonksiyonlarını devreye sokar. Mutlak Keyfiyetin harekete geçirilmesiyle kuvve haline geçen cevher, ilk önce yarı müşekkel ince latif formları (seyyaliye), daha sonra tam müşekkel kaba kesif formları (cismaniye) meydana getirir.

İnsanın kullandığı birinci beden, Ceberrütteki vasıf ve istidatlar doğrultusunda Hakkani bedene kayıtların yapılmasını sağlayan bir vasıtadır. Bu vasıtada kayıt yapmaya yarayan aygıt beyindir. İkinci beden olan Hakkani beden, cevherdeki vasıf ve istidatlara istinaden yapılan mana kayıtları ile seyyal bir mevcutluk olup, cismani bedenin terkinden sonra da seyyal ortamlarda belirli kayıtların ilelebet sürdürülmesine vasıta olur.

Seyyalitik bedeni bir bilgisayar diskine benzetebilirsiniz. Yani bunlardan anlaşılan nedir? İnsan varlığı bir şuur mevcutluğu olarak programlayan ve programladığını da sevk ve idare eden bir varlıktır.

SEYYALİYEYE VE CİSMANİYEYE HÜKMEDEN VASIF VE İSTİDATLARIN SAHİBİ ŞUURDUR.

Seyyaliye ve cismaniyenin başlangıç unsuru Nuraniye'de bulunan bir cevherdir. Bu cevherden nur kazanan seyyaliye, nur şiddetinin artma oranına göre cismaniye ye Allah'ın El-Hakim isminin asli manalarına uygun tarzlarda hükmeder. Allah Sistemi'nde ilahi isimlerin asli manaları gereğince her beşerin şuur kazanması oranınca Nuraniyet ikliminden istifde ederek yücelmesi ve 99 Fena-i Resulü gerçekleştirmesi mümkün olmaktadır.

ALLAH SİSTEMİNDE ENVAR-I MEBDE-İ TEAYYÜNİ RESULİYE

ImageMeleküt ve Ceberrüt alemlerinde yaşayan nuranilerin varlıkları Allah Sistemi'ndeki Resuliyet Veçhesinin nezareti altında Cemali ve Celali yaşam prosedürlerine uygun olan yaşamları sürdürmekte iken, mülk alemindeki beşeriyete kendi nurlarından özgür iradeleriyle nur tevzii edilmesini isteyerek sağlarlar.

Allah Sistemi'nde Nuranilerin sahip oldukları nur şiddetinden çok yüksek şiddetteki nura sahip olan Resulullah, kendi Nuruyla nuranilerin nurlarını ihata ederek bu nurlardan her daim tasarruf etme hakkına sahiptir.

ALLAH SİSTEMİ'NDE ENVAR-I MEBDE-İ TEAYYÜNİ RESULİYE (RESULİYETE AİT BELİRGENLİK KAYNAĞININ NURLARI) NURU MUHAMMEDİ İLE İHATA EDİLEN MELEKÜTİ VE CEBERÜTİ NURLARIN BÜTÜNSELLİĞİDİR.

Resuliyete bağlı olan İlahi Mekanizmalar, Dünya'daki beşeriyetin üzerinde Resuliyet fonksiyonlarını vurgularlarken her beşerin (Teayyüni imkani) bağlı bulunduğu Nurani varlığın (Teayyüni vücubi) nurunu Resul'ullah adına kullanır.

Resuliyet Topluluğu, Resul'e bağlı 18 adet mukarrepten müteşekkil olup Resuliyet mekanizmalarının liderleri olarak Resuliyet adına gösterilebilen her mahiyetteki tasarrufların bilgisi ve gücüne sahip bulunmaktadır.

RESULİYET TOPLULUĞU; AKTİF VAROLUŞ TEKNOLOJİSİ RA ÖĞRETİSİ BİLGİLERİNDE "TEKNOLOJİK ÜSLER BİR'LİK KOMİTESİ" OLARAK BİLİNMEKTEDİR. BU TOPLULUK ANDROMEDA GALAKSİSİ'NDE İCPHEDİA ADLI ENERJETİK GEZEGENDE İKAMET ETMEKTEDİR.


Dünya'da Muhamed Mustafa (S.A.V) adıyla bilinen kozmik insan (alem-i kübra) Müteal Orijinallikteki Sınırsız Tek Şuur Oluşunun bilincinde olarak Müteal Orijinal Bilginin gereken mahiyet ve kıstaslarını berlirli idraklara kazandırmıştır. Ona RESUL denmesinin sebebi; Mutlak Şuur Bilincinde oluşundan hemen sonra Mutlak Şuur Keyfiyeti olan MUTLAK KEYFİYET'çe bir var oluşunun varlığında Mutlak Şuur'un bütün vasıflarını gösterir olmasındandır.

ALLAH'I EN İYİ GÖSTEREN ONUN MÜTEAL ORİJİNALLİKTEKİ SINIRSIZ TEK KEYFİYETİDİR Kİ BU KEYFİYET, MUHAMMED MUSTAFA'NIN NURUDUR.

Allah Sistemi'nde Müteal Orijinal Resuliyet O'na aittir. Dünyadaki Kalb-i Muhammedi sahipleri bu nurdan kendi cirmiyetleri oranında direkt nasiplenirler. Peygamberan ve evliyan zümreleri O'nun bünyesinde, O'nun Müteal orijinal bilincinde hemhal olmuş ve dağılmış bilinçlerdir. Her biri kendi görevlerinin zamanında Dünya'da, Resulullah'tan güç alarak görevlerini icra etmişlerdir. Bu zümreler Allah Sistemi'ndeki Resul'e bağlı ve onun mukaddes icraatının destekleyicileri olarak Dünya'da maddi bedende yüz gösterip göklerdeki Resuliyet mekanizmalarının yerdeki kolları olmuşlardır.

ImageAllah Sistemi'nde Resulullah'ın icraatındaki evrensellik, mutlakiyete dayanan ve her zerreyi ihya edebilen bir hususiyet taşır. O; Mutlak Keyfiyetçe bir var olarak Nurullah, Mutlak Şuur'ca bir var olarak da Şuurullah'tır. Dini terminolojik ifade ile O Nur-u Muhammedi olarak Orijinal müteallikteki Tek Keyfiyet olan Mutlak Keyfiyet'çe bir Var'dır. Nur-u Muhammed'in orijinal müteallikteki şuuru ise Mutlak Şuur'da Sınırsız Tek şuurdur.

Bu yüksek vasıflı müteal orijinallikteki bilgiler, anlayamayanlarınca bir takım yanlış yorumlar doğurabilir. Bu bilgileri okuyanların peşin yargılar oluşturmadan anlamadıkları bir husus varsa, bilgileri yayınlamakta olduğumuz sitedeki soru - cevap bölümüne yazabilirler.

Meleküt ve Ceberrüt alemlerinin sakinleri olan İlahi Tasarruf Ünitelerinin her biri, dünyadaki beşeri bedende tecelli ederek İnsan-ı Kamil haline geçebilmeye hazır potansiyellerdir. Bu ünitelerin (Nuraniler) sahip olduğu bilgi ve güç Resuliyet tevziatları olarak (İslam-ı Hakikide NUR olarak biliniyor) cevhere yüklenip dünyadaki beşeriyete tevzi edilebilmektedir. Her ilahi tasarruf ünitesi kendi varlığına kapalı bir devre sistemiyle bağlı olan beşere (Teayyüni imkani = Deneyim uydusu) kendi imkanlarından Resuliyet faaliyetleri namına imkan hasıl eder. Bu imkanların sınır marjında kendi Tümel Varlığıyla Dünya'daki deneyim uydusundan tecelli eder, işte bu esnada Resullah'ın Nurundan NUR alarak nurlanır. Bu nurlanma diğer bir ifadeyle RESULİYET ONAYI'dır, yani Resullah'dan Temam-ı Tecelliyatı Resuliyet mahiyetiyle onay almaktır. Bu hadiseye islam-ı hakikide FENA-İ RESUL denir.

DÜNYA ORTAMINDA FENA-İ RESULA MAHZAR KALAN HER TASARRUF ÜNİTESİ, ARTIK MELEKÜT VEYA CEBERRÜT ALEMİNİN DÜNYA ORTAMINDAKİ MADDİ BEDENDE TECELLİ ETMİŞ OLAN VARLIĞIDIR.

ALLAH SİSTEMİNDE HAZRETİ İNSAN

Hazreti İnsan (Alem-i Kübra) VASAT-I CAMİA'dır. Görülen ve görülmeyen ne varsa Hz. İnsan'da toplanmıştır. Hz.İnsan; Tümel Varlığı ile kainatın bir numunesidir.

Image Bütün yaşam daireleri insanın varlığında seyir yapmaktadır.. Bir misal vereyim; insanın maddi bedeni ilk etapta hücrelerden mürekkep olan bir formdur. Bu hücrelerin her biri, hücresel yaşam dairesi çizerek seyir yapıyor. Hücrelerin bünyesinde de atomsal yaşam dairesi çizerek seyir yapan mahluklar vardır. Atomun bünyesinde de kuvantsal daire çizerek seyir yapan varlıklar vardır. NETİCEDE İNSAN BÜTÜN YAŞAM DAİRELERİNİ BÜNYESİNDE TOPLAMIŞTIR. Ancak bu yaşam dairelerinin insanın kendi bünyesinde toplandığı müteal orijinal kemalata haiz bir şuur kazanınca farkedilebilinmektedir. İnsan bünyesindeki yaşam daireleri belirli bir şuur tedriçliğine haiz olan şuurlarca seyir buluyor. İşte böyle bir kısıtlılık ve dar şumullülük arz eden şuurlara ilm-i tasavvufta MAHLUKAT denilmektedir.

İnsanın bünyesindeki yaşam daireleri mahlukatça seyri gerçekleştiren kısıtlı ve dar şumullüktedir. Ancak bütün şuurlar Mutlak Şuur'a bağlı, Mutlak Şuur'da ve Mutlak Şuur'dandır sevgili okuyucularım. Mutat insandaki şuur, kendi aslını idrak edemeyen şuur tedriçliğindedir (dar ve kısıtlı). Kamil insan bu tedriçlik çemberini kırmış, Mutlak Şuur ile birlikte olduğunun daha da yüksek manada Mutlak Şuur olduğunun bilincine kavuşmuştur. Kamil İnsan Şuuru (Alem-i Kübra Şuuru) maksimum yücelik fazında (Uluhiyet) Mutlak Şuuru'un tümel varlığından ayrı olmayan Alem-i Kübra bünyesi olan odaktan tüm hususiyetleriyle ortaya çıkar. O esnada Alam-i Kübra şuur fonksiyonlarına şahit olan bazıları durumu yanlış değerlendirebilirlerse de, Vahdet Vücutluğunun bilincinde olanlar bunu, durumu yaşayarak bilirler. Alem-i Kübra Vücudu'nun Tümel Vücud'a bağlı Tümel Vücut'tan olduğunu bildiği için kainattaki her zerrelik fonksiyonlarına haiz mahlukatın kendi bünyesinde belirli yaşam dairleri çizerek seyir ettiklerinin bilincindedir.

Alem- i Kübra Vücudu, Tümel Vücut'tan farksız ve haiz kainattaki her bir zerreyi yapısında toplayan müteal orijinalitededir. İnsan vücudundaki hücrelerin beş senedir tümden değiştiği tıbben ispatlanmıştır. Bu hücrelerin kendi kendilerinin tıpatıp aynı fonksiyona haiz olan eşlerini yaparak ölmesi insanın cismani denilen bedeninde olmaktadır. Böylece vücuden gösterilen aynı fonksiyonun idamesi sağlanmaktadır.

İnsansal şuur mevcutluğu bütün mahlukatın tedriçlikte doygunluk arz eden şuur mevcutluklarını kendi şuur bünyesinde cem eden şuur mevcutluğudur. İnsansal şuur mevcutluğu, Alem-i Kübra şuur mevcutluğuna erişince müteal orijinlik kazanıyor. İşte bu esnada bütün insansal şuur mevcutluğunu kendi bünyesinde cem ediyor.

TÜM MAHLUKATA AİT ŞUUR MEVCUTLUKLARI BELİRLİ BİR TEDRİÇLİKTE OLUP, MUTAT İNSANSAL ŞUUR (BEŞERİ ŞUUR) MEVCUTLUĞUNDA CEM OLMUŞTUR. TÜM MUTAT İNSANSAL ŞUUR (BEŞERİ ŞUUR) MEVCUTLUKLARI DA BELİRLİ BİR TEDRİÇLİKTE OLUP, KAMİL İNSAN ŞUUR MEVCUTLUĞUNDA CEM OLMUŞTUR.

Kamil insana kadar belirli bir tedriçlikte kaim olan şuur mevcutlukları kendi şuurlarının müteal orijinal sınırsız Tek Şuur'dan ve O şuur'da birer mevcutluk olduklarının bilincinde olmadıkları gibi, Mutlak Dirilik Bilinci'nden de uzaktırlar. Yani bu şu demektir ki; mahluksal şuur mevcutlukları kendi asılları olan müteal orijinallikteki sınırsız Tek Şuur'un Bilinci'ne kavuşmadıkları için ölü sayılırlar.

Manevi diriliğe atılan ilk adım "ölmeden önce ölünüz" hadisine uygun bir varlık akıbeti ile gerçekleşir. Ancak bunların kamil insansal şuur mevcutluğunun birinci basamağı olan fena başlangıcı ile ölülükleri ilk etapta kısmi olarak, son etapta ise tamamen (Mutlak Fena) bertaraf edilmiş olur. Manevi dirilik ceste ceste boşalan yere dolmaya başlar. En sonunda insan daireleri olarak süren seyir KAMİL İNSAN yaşam dairesi belirtir. Bu müteal orijinal seyrin sonunda şuur bütünlüğü müteal orijinallik arz eder. Müteal Orijinal Şuur'un sınırsız TEK'liği ile oluşan şuurlar her biri aynı durumu yaşar. Her neticeye ulaşmış odak, kendini Mutlak Şuur bünyesinde ayrı bir şuur mevcutluğu olarak değil, Mutlak Şuur Mevcutluğu olarak bilir.

Bu bilgilerin orijinalliğinde yaşayan varlıklar elbette bir dünyasal isim kaybından münezeh olarak tek mevcutluk olan Allah'ta bakiyet hasıl etmişlerdir. Bakara suresi ayet 28'deki durumun gerçekleşmesi böyle oluyor.

Allah'ın kurduğu düzen adına ELHAMDÜLİLLAHİRABBÜLALEMİN.

TÜMEL VÜCUTTAKİ HER ZERRENİN SEYRİ HABİBULLAH, RESULULLAH ALEM-İ KÜBRAYA DOĞRUDUR

Image Tümel Vücud'taki her zerrenin seyri ALEM-İ KÜBRA'ya doğrudur. Alem-i Kübra; insan-ı kamil dairesinin sınır marjından sonra varlık gösteren ve Tümel Vücud'daki her zerreye gerekli olan ilahi tevziatı yapabilen mukaddes varlıktır. Tümel Vücud'daki her zerreyi mevcudatın belli bir zerrelik fonksiyonu vardır. Bu fonksiyonlar aslında tek bir fonksiyonun (Müteal orjinal fonksiyon) belirli görünüşleridir. Tümel Vücud'da her unsur ve faaliyetin parçalı bir vaziyette algılanması, zerrelik keyfiyetinin üzerine çıkamamış algı sistemlerine sahip olan zerrelerin yetersiz algılama keyfiyetinden ileri gelmektedir.

TÜMEL VÜCUD'DAKİ TÜMEL KEYFİYET (MUTLAK KEYFİYET) ANCAK TÜMEL İDRAK SAHİBİ OLAN TÜMEL ŞUUR İLE KAVRANILABİLİNİR. TÜMEL ŞUUR (MUTLAK ŞUUR) MUTLAK DİRİLİK BİLİNCİNE SAHİP OLAN SINIRSIZ TEK ŞUURDUR. SINIRSIZ, TEK TÜMEL VÜCUD'A, SINIRSIZ TEK ŞUUR VARDIR Kİ; BU ŞUUR, SINIRSIZ TEK YAŞAMI SAĞLAYAN YÜKSEK TAHAYYÜLÜ GÖSTEREBİLEN MUTLAK ŞUURDUR.

TÜMEL VÜCUD'DAKİ HER UNSUR VE FAALİYETİN MÜSEBBİBİ BU İLAHİ TAHAYYÜLDÜR.

ALEM-İ KÜBRA ŞUURU; MUTLAK ŞUUR'UN ALLAH SİSTEMİ'NDE ŞUURU MUHAMMEDİ OLARAK BİLİNEN ŞUURİ VECHESİDİR. TÜMEL VÜCUTTAKİ HER ZERRENİN ŞUURU MUHAMMEDİ ŞUURDAN BİR GÖRÜNÜŞTÜR.
Muhammed Mustafa (S.A.V) Resulullah, Nur'ulllah... Nur ile Nur'ullah... Şuuru ile Şuur'ullah. Yani bu ne demektir? Bu şu demektir:

Muhammed Mustafa adıyla bilinen Varlık 14 asır önce zerre olarak izlenmesine rağmen O BİR ZERRE DEĞİL, TÜMEL VARLIĞIYLA TÜMEL FONKSİYONA VE TÜMEL YAŞAMA SAHİP OLDUĞUNUN BİLİNCİNDE OLAN TÜMEL TEK ŞUURA SAHİP TÜMEL VARLIKTIR.


Belirli şuur bilinçleri tarafından EVREN adı ile bilinen Sınırsız Tek Varlık, Sınırsız Tek Şuuru ve O'ndan ayrı olmayan Sınırsız Tek Keyfiyeti ile Tek Bir Yaşamı Olan Tek Varlıktır.

ALEM-İ KÜBRA'YA VASIL OLAN HER ZERRE ARTIK ZERRE DEĞİL MUTLAK KEYFİYETÇE BİR VÜCUD, MUTLAK ŞUURCA BİR ŞUUR OLDUĞUNUN BİLİNCİNE VARAN VE TÜMEL FONKSİYON GÖSTEREBİLEN VE BUNLARIN GEREĞİNİ YAŞAYAN BİR VARLIKTIR.

ALLAH SİSTEMİ'NDE İNSANA EN YAKIN VEÇHE RESULİYET VEÇHESİDİR. BUNDAN DOLAYI İNSAN, RESULİYET VEÇHESİNDE FAN OLMAYA YÖNELİK ŞUUR MEVCUTLUĞUYLA HAREKET EDER, ONA TEMAYÜL EDER VE ÜNSİYET GÖSTERİR. ONA TEMAYÜL ETMENİN VE ÜNSİYET GÖSTERMENİN GÖSTERGESİ ALEM-İ KÜBRA'YA (MUHAMMED MUSTAFA S.A.V) DUYDUĞU AŞKTIR. BU AŞKLA SIRATEL MUSTAKİMDE İLERLEYENLERDEN OLUR VE NETİCEDE RESULİYET VEÇHESİNDE FAN OLARAK ALEM-İ KÜBRA'NIN ŞUURUNDA CEVVALİYET GÖSTEREBİLEN BİR ŞUUR HALİNE SAHİP OLUR.

TEK BİR YAŞAM VARDIR VE TEK BİR YAŞAYAN VARDIR VE BU TEK YAŞAMIN SAHİBİ OLAN MUTLAK VARLIKTADIR HER ŞEY. BUNUN DIŞINDA BAŞKA BİR YAŞAM OLMADIĞI GİBİ, BAŞKA BİR YAŞAYAN DA YOKTUR.


Şimdi istemeyerek bazıları dediğimiz, bazıları, "ben yaşıyorum ve ben yaşadığımın da bilincindeyim" diyecekler... "Ben yaşıyorum" derken yaşamanın tek bir yönü ele alınarak söz söyleniyorsa biliniz ki, bu sözü söyleyen mutlaka sadece Dünya yaşamının bilincinde olarak söz sarfetmektedir ve kendi vüsatince de haklıdır. ZİRA MUTAT İNSAN KENDİ SAHİP OLDUĞU BİLİNCİN İCABATINI YAŞAMAKTADIR.

Alem-i Nasut bilincine sahip olan mutat insan, sadece kendi bedeninin icabatını yaşadığı ve cismani denilen bedenin üstündeki latif oluşumları farkedemediği için bunların gereğini yaşamayacak ve gereğini yaşayarak mevcutluğunu kaile aldığı Alem-i Nasut yaşantısından bahsedecektir. Bu bahsedilen latif oluşumlar nedir? Şimdiye kadar yer ve göklerin melekütü ifadesiyle kastedilmek istenilen mevcutluk acaba nedir hiç düşündünüz mü?

Image Meleküt; cevval ve seyyal vibrasyonlu mevcutluklar sahası olup, barındırdığı ruhaniyet fazıyla kaim olan mevcutlukların müştemilatıyla belirli bir seyyaliteye sahip olan orijinallikte bir ortamdır. Bu ortamda yaşayan birkaç tür varlık mevcuttur. Seyyal, cevval ve vibrasyonaliteye sahip mevcutluğun orijini; madde ötesi bir keyfiyete sahip NUR'sal (ASTRAL) mevcutluktur. Bu mevcutluk bütünselliği dini terminolojik ifadeyle NUR-U MUHAMMEDİ olarak bilinir. NUR'sal mevcutluk, seyyalitenin orijini ve mebdei'dir. YOKLUK (HAKİKİ VARLIK) NUR'SAL MEVCUTLUĞUN MÜSEBBİBİ, NUR'SAL(ASTRAL) MEVCUTLUK DA SEYYAL MEVCUTLUĞUN MÜSEBBİBİDİR.

Cismani mevcutluk, insanın algı sistemleriyle farkedilebilir bir yapı olduğu için, insan genellikle farkedebildiği ve haşır-neşir olduğu bu yapıyla ilgili kayıtlanmışlıklar ve şartlanmışlıklar çemberinin (illüzyonik yaşam çemberi) içinde yuvarlanıp gidiyor. Cismani mevcutluk; kaba, kesif ve dalga boyu 0,4-0,7 mikron arasında bulunan şua tarzındaki oluşumlardır. (Seyyalitenin kesif ve kaba görünüşe sahip kısımları 0,4-0,7 mikron dalga boyuna sahip olanlarıdır).

Seyyal mevcutluğun kaba, kesif görünüş ve yapıya sahip olanına cismani mevcutluk diyebilirsiniz. Mutat insan (beşeri varlık) ekseriya yüksek bir izafilik duygusu içerisindedir. Bu nedenle benliğinin derununda yatan ve dışa kapalı olan husussiyetleriyle Müteal Orijinal bir Vücuda bağlı olduğundan habersiz olup, içinde yaşadığı kesret ortamının icabatlarına uyarak sen - ben kavgasında kendi izafi kişiliğinin mevcudiyetini ön plana almakta ve savunabilmektedir. Halbuki, mevcudiyetini ön plana alarak savunduğu izafi kişilik, Asil olan BEN'liğinin (Sireti var) bir kesreti imkani varı (Teayyüni imkani) olarak suretinden (Sureta var) başka bir kıymet ifade etmemektedir. Kesret ortamında bulunan bütün sureta varlara İMKANİLER denmektedir. İmkanilerin bağlı olduğu göksel kaynaklarada VÜCUBİLER (Nuraniler) denilmektedir.

ALLAH SİSTEMİ'NE TABİ OLAN MUTAT İNSANIN DÜŞÜK MERTEBEDEKİ NEFSİNİN TERKİBİYET HÜKMÜNDEN KURTULMASI İÇİN NEFS-İ MURAKABE, MÜŞAHEDE, MUHASEBE, MÜCADELE ETMESİ GEREKİR

Men ârefe Nefsehu fakad arefe Rabbehu.

Kim ariftir nefsine o ariftir rabbine.


RABBİ olmayan felahata erisemez. Kendi kendine RAB olacak. Her bir şeen'de Kendi. Kendi görmekte Kendini, kendi bakmakta kendine, Kendi söz söylemekte Kendine.

Birinci olarak MÜŞAHEDE; sonra MÜCAHEDE ve daha sonra MURAKEBE ve MUHASEBE.

Image Muhasib dediğinizde; kendinden kendine kendindeki değerleri çıkıntılı olsun, çıkıntısız olsun. Hepsini ölçüp biçip tartacak. Önüne koyacak, onun muhasebesini yapacak. Ondan sonra MURAKABEYE dalacak. Murakebenin arkasından MÜŞAHEDE edecek; onun arkasından MÜCAHEDE edecek. Yani mücahit konumuna geçecek.

Evet, bunları mutat insanın bilmeden yapmasi da mümkün. Yani kendi özgür iradesiyle bir Mürşid-i Kamile intisab etmeksizin bilmeden bunu yapanlar da var.

BUNUN İÇİN IZDIRAP MEKANİZMASININ DEVREYE SOKULUŞU RESULİYET MEKANİZMALARI TARAFINDAN SAĞLANIYOR.

Gerçekten ALLAH, sevdiği kuluna eziyet eder. Izdırap, ızdırabı çeken, çekerken "Ah neden bu benim başıma geldi" deyip de çekebilir, ama bile bile Allah bana bunu veriyor, Allah veriyor gelişeyim, tekamül edeyim, müşahede edeyim, kendi çıkıntılarımı kendim götüreyim, muhasebe edeyim, müşahede edeyim diye bana imkân hazırlıyor. Izdırapsız mümkün değil bu dört olguyu yaşayabilmek. Mücahede ederken ızdırabı yaşamamak mı istiyorsunuz? Nasıl mücahede edeceksiniz? Edemezsiniz. IZDIRAPSIZ MÜCAHEDE OLMAZ. Müşahede ederken de ızdırabı yaşamayacak mısınız? HAYATIN KENDİSİNİ MÜŞAHEDE EDİYORSUNUZ; o esnada bu hayatın içine dalmak zorundasınız. Daldınız mı, sizi ızdırap yakanızdan yakalar. Haydi ızdırapsız yapın bakayım bunları. Muhasebe yapacaksınız kendinizi; kendinizi muhasebe yapabilmeniz için insanlarla iletişime geçmeniz gerekir. Tek başınıza kendinizi nasıl muhasebeye tabi tutacaksınız? İnsanlarla durmadan bir muhattaplık halinde ancak kendinizi tam sıhhatli bir şekilde muhasebeye tabi tutabilirsiniz.

Kısacası, burada Madde Kainatında, kesret aleminde, Mülk Aleminde mutlaka bu hayatı yaşayacaksınız ve ondan sonra bu dört olguyu sağlayacaksınız.

Allah'ın sonsuz - sınırsız isimleri islâm tasavvufunda ESMA-İ İLAHİYYE diye geçen ve fakat aslında Aktif Varoluş Teknolojisi Terminolojisinde, KEYFİYETLER olarak bilinmektedir. Bu keyfiyetlerin en üst düzeyde BİLİNCİN BEKÂ'sının yaşandığı RAKHA'da Süper Aktif Dingin Devimsel Mutlak Aktif RA keyfiyetler adını aldığı bililinmektedir. RAKHA'ya gelinceye kadar OM'un vurgulanışı ki, keyfiyetler üzerinden önce Bilinç varlığına İç Devimsel Muayyen Aktif maveralardan geçisi sağlıyor. Bir tanesini ele alalım. Buna göre misal verelim; ADİL.

İSLAM TASAVVUFUNDA, ADİLİYET PRENSİPLERİ DOĞRULTUSUNDA HAREKET EDEN, FİİL GÖSTEREN BİRİMİN ADİL İSMİNİN GEREĞİ GİBİ EFOR SARFETMESİNİ ADİLİYET DİYE İFADE EDİYORUZ. BU İFADE FİİL MERTEBESİNDEDİR.

İsim mertebesinde EL'ADİL olarak bilinen bu keyfiyete istinaden fiillerin vurgulanışıyla alakalı Adil isminin fiil mertebesinde Adiliyet prensipleri doğrultusunda tavır aldığını görüyoruz birim tarafından. Birim eğer, terkibiyet hükümlerinden kendinden kendine kendini kurtaramamışsa o zaman bu ismin ZİLLİYET'ini yaşar. Kendine o ismin zilliyetini yaşatır. Yani EL'ADİL olur, ama zilli mana tarzında fiil göstererek EL'ADİLolur.

Teknolojik olarak vurgulama getirelim: İç Devimsel Muayyen Aktifliği Adil isminin gereği gibi, her muayyen aktif maverada VİZYONİK olarak yaşar. Yani, Asıllar mertebesinde yaşadığı gibi değil. Daha bu yaşadığı ASIL OLANIN VİZYONUDUR. ASIL OLAN; KAYNAKTIR. VİZYON iSE GÖLGEDİR, görüntüdür. Görüntüsel olarak yaşar. Adil olur ama iç güdüsel motivasyon fazlarında adaleti gösterir.

Yani ALLAH'ın EL'ADİL İSMİNİN gereği gibi ASLEN ADİL OLAMAZ. Adil olmanın hakkını tam anlamıyla Kaynakça Varolmanın ifadesine uygun veremez, yaşayamaz. Bunun için ne gerek? Bilincin ENANA'sı gerek.

ADİL KEYFİYETİNİN ASILLAR MERTEBESİNDE FİİL GÖSTEREREK YAŞANABİLMESİ İÇİN; BİLİNCİ ENANASI GEREK.


Yani kısaca, İç Devimsel Mutlak Aktif Maveraya ayak basmış olması gerek.

ADİL OLANIN ADİLLİĞİ, SÜPER AKTİF DİNGİN DEVİMSEL MUTLAK AKTİFLİKTE "HAKKEL YAKİN" OLGUSUYLA BAĞDAŞARAK YAŞANMAKTADIR.

ALLAH, EL-ADİL'dir.


ALLAH gibi El-Adil olan, Mutlaka ALLAH'la haşir - neşir olmuş, hemhal olmuş ve arasında hiç bir perde kalmamış Hakkel Yakin'i yaşamaya geçmiş demektir. El'Adil isminin gereği gibi "Rüyetullah"ı gerçekleştirmiş o maverada... Ve bilincin BEKA'sını yaşamaktadır.

Her bir keyfiyetten Rüyetullahı gerçekleştirmek söz konusudur. Diğer bir ifade ile tasavvufi yönden vurgulama getirelim: Allah'ın her bir isminden Rüyetullahın gerçekleştirilmesi söz konusudur. Allah gibi El'Adil olabilir misin? Allah gibi El'Vedüd olabilir misin? Allah gibi El-Rahman, El-Cabbar, El-Rahim, El-Mustağan olabilir misin? El'Rab olabilir misin? Olabilirsin... Allah gibi bu isimlerin mahzarı olabilirsin. Kendini ALLAH'ın dışında tutma. Kendini o kadar küçümseme. Sen, Hakkul Yakin'i yaşa, Allah'ın herbir isminden sonsuz - sınırsız manalarınca göreceksin ki, Allah denilen sonsuz-sınırsız bilinç bütünselliğinden bir parça olarak, aynı denizdeki bir damlanın artık damlayım, damlayım demeyip; denizim, denizim dediği gibi sen de dersin.

VAHDET-İ VÜCUDU ifade edebilmek için çok veli zorlandılar. Şimdi de aynı zorluklar yaşanıyor. Allah, insandan ayrı değildir. İnsan da Allah'tan ayrı değildir. Eğer ayrı ise o zaman ne diye "ALLAH size şah damarınızdan daha yakındır" diyor? "Ya MUHAMMED, oku sen atmadın ALLAH attı""Hakikatte sana biat etmiş olanlar ALLAH'a biat etmiş olurlar" niye diyor? diyor. Niye?... Bu kadar ayet var, öyleyse ALLAH insandan, insan ALLAH'tan ayrı değil. "Allah sever, Allah severse ki, insan sever. İnsan sever, insan sever ki ALLAH sever". Ne demek istiyor?

Image Sen kendinden iste, kendinden istemesini bil; kendindeki kendin sana verecek, gerçekten verecek. Ama nasıl verecek? Evet anahtarı verdik bunu yapmadan kendiniz olamazsınız. Kendini al kendi karşına, gerçekten vicdanen. De ki; "bendeki şu çıkıntı var", bundan birşey kaybetmezsin. Hiçbir şey kaybetmezsin, kazanırsın. Çünkü çıkıntısını görmekten aciz olanlar, hangi çıkıntısını törpüleyecek?

"Çıkıntılıyım" deyin. Bir çok zorluklarınız var. Sizin yaşadığınız şimdiki ortamda aşağıya çeken, gerçekten sizi mücahit konuma (nefsinizle mücadele) konumuna getiren pek çok alternatif var.

Diyor; sen, çirkin davranışlar sergileyen, güzel ahlağın tam karşıtı olan davranışları sergileyen birini gördün mü, "ona buğz et, fiiline buğz et" diyor. "Faile küfretme, fail ALLAH'tır" diyor. Sen onun fiiline buğz et.

Evet, fiiliyatı kına ve oradan uzaklaş.

O zaman ne diyecekler size? "A, şuna bak kendini beğenmiş. İnsan içine çıkmıyor. Bak bizim toplumumuza girmekten uzak tutuyor kendini, yadsıyor." Onu söyleten kim? Orion. Seni provake ediyor, tahrik ediyor. Evoke ediyor. Sen o zaman ne yapıyorsun ? Evet, o, öbürü, beriki böyle diyor.

Yani bu ortamsal faktörler içerisinde en önemli alternatif; sizleri yadsırlar. Kınarlar. Ama, umurunuzda olmayacak. Zilzal suresinde ne diyor? "Zerre kadar hayır işleyen, zerre kadar şer işleyen hepsi onun karşılığını görecek". Onlar sizleri kurtarmayacak. Siz kendinizi kurtaracaksınız.

Onlar ne bilecek ki, bu olguların böyle yaşandığını, kendinden kendine kendi gözetmesi gerekeni gözetip denetmesiyle ilgili, kendi kendisine Rab olmasıyla ilgili veya murakabe diye ifade edilen olgunun içinde geçici o da var, denetimde var, epröv yani. Epröv'ün gerekli olduğunu, kendi epröv programını kendin açıyorsun. Kendine bir epröv ortamı oluşturup kendinden kendine kendini eprövlemiyor musun? Kısaca, hepsini siz kendiniz yapıyorsunuz. Zaten kendiniz yapmalısınız. Kendinize kendi berzahınızı geçirtesiniz diye bunları yapmalısınız.

MURAKABE derken, burada tefekkür var. Murakibin tefekkürü olmazsa kesinlikle bu fiili gerçekleştiremez. Yani düşünceye müracaat var. Evet, murakabe. Ne yapacak?

Geceleri oturuyor kendi üzerinde murakabe yapıyor. Kendi NEFSİ üzerinde, kendi egosu üzerinde. "Ben ne yapıyorum?" diyor. "Sabah kalkıyorum, işime gidiyorum. İş yerinde şunlarla muhatap oluyorum. Böyle diyorlar, ben böyle diyorum. Sonra evime geliyorum. Şunu yapıyorum, şunu yapıyorum. Çocuklar şöyle, eşim böyle" diyor. Evet bütün bunların hepsine baktınız. Hepsinde bir ALIŞILAGELMIŞLİK VAR... Öyle değil mi? Alışılagelmiş bir yaşantı. Nerelerinde ne var? Şunu yaptığımda gurur diye ifade edilen birşeyin incinmesinden söz ediyor mu? Evet alışagelmiş bir kavram; gurur. "Ben gururumu ayaklar altına alamam". Evet, adama bir yanlış yapılmış. "Ben gururumu ayaklar altına alamam" diyor. Niye diyorsun? "Ben nasıl şimdi özür dileyeceğim" diyor. Olur mu? Hatayı kabul etmek büyük bir olgu. Bunu yapamam dediğinde bu nedir? Alışılagelmiş bir zihniyet. Evet, alışılagelmiş zihniyete dayanan ve yaşanan bir olgu var, gurur var. Neye aittir bu gurur? İzafi benliğe mi aittir yoksa hakiki benliğe mi aittir? İzafi değil mi? Murakabe yapacaksınız. Bunun gibi, egoda bütün çıkıntılı halleri eğer siz göremiyorsanız o zaman bileceksiniz ki siz, alışılagelmiş kavramla hareket ediyorsunuz halen. Güdümleyici aktiflik planından hareket eden kişisel ego, bilincin devindiği formda alfa titreşim uzay/zaman boyutsal keyfiyetlerle oluşan alfa yaşam faktörüyle muhavece olarak hareket etmeyi ister. Kişisel egonun zamanı alfadır, beta zamandan kaçar. Beta zamanın titreşimleri kişisel egoya rahatsızlık verir. Beta titreşim kişisel egonun illüzyonlarını tüketir. İllüzyonlu yaşamın da bilincin iradesiyle zapturapt altında tutularak yaşanılması gerekir. Zira bu yaşam esnasında ego, bilince ait irade hasletiyle zapturapt altında tutulmazsa şirke kapılarak benlik güder. Bu benlik gütme mahiyetlerinin kıstasları tehlike sinyallerini çaldırdığında, bilincin bağlı bulunduğu Asil Kaynak'tan uyarılar gelmeye başlar. Uyarılara kulak asmayan bilinçlerin karmik yaşam ortamında oluşan egonun güdümleyici aktiflik alanında tahakkümiyet altında tutulduğuna karar veren İlahi Hiyerarşi, bilince muayyen bir süreç tanır. Bu sürecin hitamında kendini toparlayamayan bilince bağlı tasarruf sistemlerini kopararak bilinci ilahi tasarruf planından çıkarır.

KİŞİSEL EGO ORTAMA UYMA USTALIĞINA SAHİPTİR VE KENDİNİ BUKELEMUN GİBİ RENKTEN RENGE GİREREK ORTAMIN ZORLAYICI ETKENLERİNE UYUMLU GİBİ GÖSTERİR. EGONUN MASKELERİ BU UYUMLULUĞUN SENELERCE DEVREDE KALMASINI SAĞLAYAN ETKİNLİĞİ MEVCUTTUR. EGONUN BU DURUMLARDAKİ SABRI DAHİ KENDİ VARLIĞININ ÇIKARLARINI GÖZETLEYİCİ TUTUMLARINDAN KAYNAKLANMAKTADIR.

İnsanlık bu mahişyetteki bilgilerle aydınlatılıyorsa bilinmelidir ki, insanlığın bilinç ufku genişletilmek istenmektedir. İnsanlığın bu bilgilerle kavram spektrumları daha üst düzeylere getirilmekte ve kendi çıkıntılı egosuyla mücadele etme gücünü böylece kazanabilmektedir. Bu mahiyetteki bilgilerle aydınlatılamayan insanlık ALIŞILAGELMİŞ KAVRAMLAR ile hareket etmekte ve kendini kısır döngüye kilitlemektedir. Kur'an-ı Kerim'de böyle bir ayet var; "Size diyecekler ki, atalarımız da böyle yapmakta idiler. Sizde onlara deyin ki, ya atalarınız yanlış yolda idilerse".

Demek ki; alışılagelmiş zihniyetle hareket eden kesinlikle kendi yanlışını göremiyor. Yani kısaca Murakabe yapamıyor.

Murakabe yapabilmesi için, murakip konuma getirebilmen için bir varlığı bir irade buyuranı, ne yapman lazım ona? İrşad etmen lazım. Evet, irşad onun için yapılıyor, mürakip konuma geçsin. Bu gerçekten çok önemli bir konudur.

Kendindeki çıkıntıları görebilmesi için, mürakip konuma geçebilmesi için, gerçekten onun hazırlanması gerek. Ne ile? İrşadla.

Sonra ne gelecek? Mürakabe yapıyor. Sonra mücahade derseniz o en sonradır önce muhasebe; ondan da önce müşahade ve en önde murakabe var.

Murakıp konumda olan, müşahadeye müracat edecektir. Yani fiziki müşahade ilk etapta. Fiziki müşahadeyi yaparken ZİKRULLAH'A müracat etmesi gerekmiyor. Ama, fizik ötesi müşahade, iç müşahade yaparken zikrullaha müracat etmesi gerekiyor.

Sıraya dizelim bakın;

MURAKABE: Murakabe konumunda, kendinden kendine kendindeki çıkıntılı halleri alışılagelmiş kavramı terk edip görebilmeli, yakalayabilmeli. Bu esnada, yani şunlar... var neye müracat edecek? Müşahadeye.

MÜŞAHADE: Müşahade yaparken iki türlü müşahade yapacak ki, biri fiziki müşahade. O zaman bakacak, "benim anam, babam, kardeşim var, çocuklarım var, eşim var, işyeri muhattaplıklarım var. Şu objeler var, şu sujeler var. Şu hadiseler cereyan ediyor" diyecek, müşahade yapacak. Bunu murakabesine ilave edecek. Müşahade konumunda toplamışsa verilerini, onun içine ilave edecek. Murakabe ne oluyor o zaman ? Zenginleşiyor. Yani, müşahit konumunda fiziki müşahadeyi ne kadar derin yapıyorsa murakıp konumunda o kadar yükseliyor. Daha da yükselemedi. Ne gerek o zaman? İç müşahade gerek. İç müşahade için de ZİKRULLAHA sarılacak. Zikrullaha sarılırken, her bir ismin sonsuz - sınırsız manalarınca zikri tahakkuk ettirecek. Kendinden o aşikare çıkacak. Çıkarken, kendini görecek.

Evet, herbir obje ve suje ile muhattaplık fiziki konumdaki müşahade için diyoruz ki, veri toplamaktır. Onlarla ilgili murakıp konumda zengin oluyorsun. Ondan sonra iç müşahade. Onun için geceleri zikrullaha sarılacaksınız. Zikir yapacaksınız ve zikir esnasında iç müşahadeyi gerçekleştireceksiniz. İç müşahadeye dayalı verileri toplayıp murakıp konumuna tam geçeceksiniz.

İkinci gelen ne? MUHASEBE. Murakıp konumuna geçmiş olan tam anlamıyla bir muhasebe yapabilir. Yoksa yapamaz. Eksik kalır muhasebesi. Kendi hakkındaki muhasebesi yapıldığında eksik kalır. Ancak; murakıplığını iç ve diş müşahadelerdeki toplanması gerekli olan verileri tam anlamıyla bi hakkın toplayıp murakıp konumuna geçebilmiş olan muhasebesini de tam anlamıyla o murakıp konumuna dayalı olarak tahakkuk ettirebilir. Yoksa eksik kalır.

En son neye geliyoruz, can alıcı noktaya ki, aslında hedefimiz budur. Aslında amacımız; MÜCADELE. Kendinden kendine mücadele. Bütün yukarıda anlatılanları bunun için yaptınız. Eğer murakıp konumuna geçilmek için kendinizi iç ve diş müşahadeyle alakalı verileri tam bi hakkin toplayamazsanız murakıp konumuna geçemezsiniz. Muhasip konumuna da tam anlamıyla geçemezsiniz. Muhasip konumuna geçemezseniz de kendinizden kendinize mücadele edemezsiniz.

Mücadeleyi daha önceki aşamaları tamam etmiş, hakkını vermiş olan birim gerçekten tahakkuk ettirebilir. Ve kendindeki çıkıntıları süratle törpüler giderir. Aslında bu kadar basittir; Kendindekini görüp, kabullenip "artık ben bunu istemiyorum, artık böyle bir davranış sergilemeyeceğim, böyle bir fiil göstermeyeceğim" demesi yetiyor. Ama gerçekten yapmayacak. Bütün mesele bu. "Ben bunu yapmayacağım, ben murakıp konumunda kalabilmem için iç ve dış müşahedeyi gerçekleştirdim. Murakıp konumunu belli bir seviyeye getirdim ve kendimden kendime muhasebemi tahakkuk ettirdim, mücadele ettim kendimdeki çıkıntıyı gördüm ve diyorum ki, artık ben bunu yapmayacağım". Ne kadar basit, kolay, ama yapmayacağım dediğinde, yapmayacaksın.

Ama yapıyorlar. Yapmayacağım diyor gene yapıyor. O zaman nasıl olacak bu iş? Yani üzerine bir Hızır Değneği mi dokundurulacak? Tamamen aklayıp paklayacaklar? Öyle birşey olur mu? Size soruyorum? O zaman gelişmişliğin tekamül vetiresinin ne anlamı kalır?

Image Bütün bunları itmam etmeden, gerçekten insanlardan bazıları vardır ki, gene Orion'un dolduruşuna gelmiş, Orion'un impulsladığı insanlardan bazıları hemen elini atıyor TEKNOLOJİK ÖĞRETİYE. Bütün bunları geçmeden...

Aslında bu tasavvufi irşad ve uygulamaların vurgulanışı nedir biliyor musunuz? KÜLTÜVASYON PROGRAMLARI. SİRİUS'UN KÜLTÜVASYON PROGRAMLARI.

Sirius bunları devreye sokuyor. Niye? GÜZEL AHLAKLARA BEZENSİN DİYE. HIZIR - İLYAS KÜLTLERİ olarak duymuşsunuzdur.

Tasavvufi irşad ve uygulamalar varlığın kendinden kendine mücadelesini sağlayabilecek bir irşadlamadır, yol göstermedir.

TASAVVUFİ KAVRAMI OLMAYAN, MÜMKÜN DEĞİLDİR Kİ TEKNOLOJİK ÖĞRETİNİN HAKKINI VEREBİLSİN. VEREMEZ, AÇIKTA KALIR. SEN ÇOCUĞUNUN ELİNE SİLAHI VERİR MİSİN? ONU BEKLERSİN, OLGUNLAŞSIN DERSİN. O DA AYNI BÖYLEDİR. EVET, TEKNOLOJİK ÖĞRETİ DE BÖYLEDİR. NASIL VERİRSİN? VEREMEZ.

Önce senin altyapın tamam olmalıdır. Güzel ahlaklara bezenmen lazımdır. Yukarısı önce senden emin olacak. Sen kendi berzahını geçmiş olacaksın.

Önce Cemaliyet prensipli faaliyetlerle Meleküt'ün geçilmesi gerek. diğergamlık olgularını yaşayıp, yaşatmazken nasıl CELALİYET prensipleri doğrultusunda yaşama geçiyorsun? Sen daha önce idare edene saygı duyup, idare edenin hakimiyeti altına girip onun yol göstericiliğine itibar edip onun gösterdiği yerlerden gitmezsen nasıl idareci olacaksın? Sen önce idare olunan ol ki, daha sonra idare edebilesin. Hepsi Allah değil mi? İdare eden de Allah, idare olunan da Allah'tır. Eğer sen idare olunmanın hakkını Allah adına vermezsen, nasıl idare eden olacaksın Allah adına hakkını verip? Öyle değil mi?

Kısaca, ALLAH'IN CEMALİ HAK OLDUĞU GİBİ, ALLAH'IN CELALİ DE HAKTIR. ALLAH'IN CELALİ HAK OLDUĞU GİBİ, CEMALİ DE HAKTIR.

Zaten O'nun cemali celaline; celali cemaline meknuz kılınmıştır. Dürülmüştür birbiri içine. Allah'ın Cemaliyetine mazhar kalmazsan ALLAH'ın Celaliyeti senden sadır olmaz. Allah'ın Celaliyetine mazhar kalmazsan da ALLAH'ın Cemaliyeti sadır olmaz. İki isim hep birbirini tamamlar. Cemal olan ancak Celaliyeti davet eder. Ve Celaliyetle haşır - neşir olur. Celal olan da Cemal olanı davet eder. Ve onunla haşır - neşir olur.

KISACA MELEKÜT CEBERRÜTE, CEBERRÜT MELEKÜTE BAKIYOR. BERZAHINI GEÇMEYEN İKİSİNİN ARASINA GİREMEZ.

ALLAH SİSTEMİNE TABİ OLAN BEŞERİN KALBİNE ZİKRULLAH İLE KAZANDIRILAN TRANSANDANTAL ÖZELLİKLER NELERDİR?

ImageSon dönemlerde Dünya bilim adamları bir insan kalbinin vücudun dışına çıkarılıp, varlığına kan verilmeye devam edildiğinde kendi enerjisinin tükeninceye kadar muayyen bir süre çalıştığını keşfetmişlerdir. Neticede beyinden kalbe gelen sinirlerden enerji kesilince kalp kendi varlığındaki jeneratör sistemi ile bir müddet yedekleme faaliyetine dayanan işlerliliğini devam ettirebiliyor. Yedekleme faaliyet prosedürüne göre bu faaliyetin bir süreci vardır. Bu sürecin hitamında kalp, yedekleme jeneratör sistemi ile de olsa işlerliliğini tamamen durduruyor. Böyle bir kalbin, varlığında bulunduğu vücudun, varlığını sevk ve idare eden Bilincin henüz daha ilm-i tasavvuf'ta Nefs-i Mutmaine ifadesiyle bilinen nefs mertebesine ulaşamadığı izlenir.

Nefs-i Mutmaine, insansal aktivite planının mutat üyesi olan beşerin varlığında yaşaması gerekli olan metamorfoz hadisesini yaşayıp, Beşeri ahval ve sıfatlardan soyundurup insani ahval ve sıfatlara bürünmesini sağladığının işaretidir. Bu esnada cismani vücutta bulunan kalpte nasibini almakta ve kazanması gerekli olan transandantal niteliklerini kazanabilmektedir.

SIRADAN BİR KALBİN (BEŞER KALBİ) TRANSANDANTAL NİTELİKLERİ MEVCUT DEĞİLDİR.

KALBEN DİRİLİK, KALBİN TRANSANDANTAL NİTELİK KAZANMASI GEREKEN EN BAŞTAKİ ÖZELLİKTİR. KALBEN DİRİLİK KAZANAN İNSAN FAKTÖRÜNDEKİ CEVHERİ OTOMASYON FARKINDALIK DÜZEYLERİ KALP ŞAKRASINDAKİ BİLİNÇ KIYMETİNİN KOMUTASI ALTINA GİRER Kİ, İŞTE BU DURUMDA İNSAN FAKTÖRÜ BİR MAKİNE (ROBOT) OLMAKTAN KURTULUR. BU DURUM EGONUN İLAHİ EMİR'DEN SAYILAN KALBE (GÖNÜL) AMADE OLMAK DEMEKTİR. İLMİ TASAVVUFTA BUNA GÖNÜLLE NEFS BİRLEŞTİ VE NEFS-İ MUTMAİNE DOĞDU DENMEKTEDİR. AMADE OLAN AMADE OLDUĞUNDAN YANA NASİBİNİ ALIR, İMKAN HASIL EDER, SEZGİSEL YOLDAN BİLGİ VE GÜÇ İNTİKALİNİ GERÇEKLEŞTİRİR.


Transandantal nitelikleri kazanan bir kalp, varlığında bulunduğu vücudun beyninden gelen enerji ikmali kesilse dahi, kalbin muayyen bir zamandan sonra durmamasını sağlayabilen niteliklerden dolayı işlerliliğini aynı ritim ve ahenkle sürdürebilmektedir.

Kalbi oluşturan hücre çekirdeklerini oluşturan mutlak dirilik kodlarının açılımı için beyinden gelmesi gereken "Ölümsüzlük genlerinin" enerjisi gerekiyor (Anahtar fonksiyon). Yani bu ne demek?

ImageBir kalbin kendi varlığını oluşturan hücrelerin çekirdeklerinden mutlak dirilik kazabilmesi için o kalbin bulunduğu vücuttaki beyinden "ölümsüzlük genlerinin" açıldığına işaret olan "ölümsüzlük gen enerjisinin" kalbi oluşturan hücrelerin çekirdeklerine ulaşması gerekiyor.

Ölümsüzlük geni insan beyninde hücrelerin çekirdeklerini Mutlak Dirilikçe varlıkta tutsa dahi varlığında bulunduğu vücudun hayati değeri çok yüksek olan kalbin hücre çekirdeklerine mutlak diriliğin kazandırılmaması durumunda, kalbin işlerliliğini sürdürmesi mümkün olmadığından vücudun ve kendi varlığının (beyin) hayati yönden inkitaya uğratılması vuku bulmaktadır.

Ölümsüzlük gen enerjisi beyinden kalbe hangi şartların oluşmasından sonra geliyor?

Ölümlülük genini tamamen dumura uğratmanın akabinden beyinden kalbe enerji geliyor.

Ölümlülük geninin tamamen dumura uğraması için ilm-i tasavvufta "ÖLMEDEN ÖNCE ÖLÜNÜZ SIRRI"na binaen artık kesretlik kavramını, Vahdetlik kavramına dönüştürülen ahvallerin yaşanmasıyla gerçekleşiyor.

Ölümlülük genlerinin tamamen dumura uğratılmasının akabinden cevheri otomasyona bağlanmış, otomatik sistem gereği açılır ve enerjisini ilk etapta beyine sonra kalbe gönderir.

Allah Sistemi'ne tabi olan beşerin kalbinde, transandantal nitelikler meknuz planda bulunmaktadır. Bu niteliklerin meknuz plandan aşikare çıkarılması için Zikirullah'ın 99 ismin Müteal Asli Orijinal manalarının, beşerin beyninde makbul olan duyarlılıklar aktivasyon alanının oluşmasını sağlayacak tarzlarda zuhur etmesi gerekir (ALLAH'IN AHLAK'I İLE AHLAKLANINIZ).

Ölümlülük genlerinin dumura uğratılması, içinde bulunan kesret ortamında beşeri sıfatlar ve bu sıfatlara dayalı olarak yaşanan fillerin gönüllerden düşürülerek bertaraf edilmesi gerekir. Zikirullah'ı hiç aksettirmeden devam eden beşerin kesin kez bunu başarması mümkün olacaktır.

Yine son zamanlarda bilim adamları insan kalbinde sinir ağlarında müteşekkil bir sinir sisteminin varlığını keşfettiler. Ve araştırmalarla çok şaşırtıcı sonuçlara ulaştılar. Bu sinir sistemine ulaşan kalp, sezgisel bilgi alıyor ve buna cevap olan bilgiyi ve enerjiyi oluşturabiliyor. Ve kalpte oluşturulan bu bilgi kalpten beyine gönderilebiliyor. Beyinin bölgeleri bu bilgiyi işliyor. Kalp sezgisel bilginin şifresini açabiliyor.

Bilim adamlarımızın keşifleri gerçekten çok takdir edilecek kadar mükemmel, ancak ne yazık ki beyinde olduğu gibi kalpte de sinir sistemlerinin üstünde bu sistemleri sevk ve idare edebilen yüksek bilinç ve enerji merkezleri olan ŞAKRALARA temas edilememiş. Ve konu ile alakalı bilginin bazı mahiyetleri boşlukta kalmıştır.

Materyal olarak nesnel oluşumların varlıklarındaki teknolojik dizayn harika. Bunun yanı sıra bu oluşumları içine alabilen seyyal oluşumların varlıklarından bahsetmekte, biz metafizikçilerin uğraşı ve görevidir sevgili okuyucularım.

İLAHİ TEKNOLOJİNİN İÇ DİZAYN KURALLARINA GÖRE TANZİM EDİLEN YÜKSEK ENERJİ VE BİLİNÇ GİRİŞ MERKEZLERİ OLAN ŞAKRALARIN DEVİNİM HALKALARI HAREKET KAZANDIKTAN SONRA ŞAKRA MERKEZLERİNDE İKAMET EDEN BİLİNÇ KIYMETLERİ BİRBİRLERİYLE KİLİTLENEREK BÜYÜK BİR UYUM İÇİNDE HAREKET EDERLER.

Imageİnsanın maddi bedeni ile mündemiç olan seyyal bedenin yedi adet şakrasından üst ekstreminitedekiler kalp, gırtlak, alın ve tepe şakralarıdır. Kalp ve beyin organlarını ilgilendiren şakralar; kalp ve tepe şakralarıdır ve bunlar arasında muazzam bir fiziki ve metafiziki iletişim aktivitesi mevcuttur. Bu iletişim aktivitesi; bilgi, enerji ve cevher kullanarak devrede tutulmaktadır. Beyin ve kalpte devrede tutulan hücresel aktivasyon plan enerjileri, ilk etapta kaba kesif materyal hallerine uygun olan statik enerjidir. Bu hücrelerin çekirdeklerindeki meknuz planlarında bulunan yüksek frekanslı genetik kodların açılmasından sonra devreye giren öz enerji, metafiziki mahiyetlerdeki iletişim aktivitesini yoğunlaştırarak fiziki iletişim aktivitesinin yanı sıra ondan daha güçlü olabilmekte ve ağırlık kazabilmektedir.

Gırtlak ve alın şakralarının bu iletişim aktivitesini canlandırıcı ve regüle edici nitelikleri mevcuttur. İnsan faktöründe seyyal karakterli teknolojik dizayn ile yapılanan ve seyyal forma ait transandantal aktivite planında yer alan alın şakrası vizyonerlik hassasiyetini, gırtlak şakrası ise audio vizyonerlik hassasiyetini tetikleyerek devreye sokabilen yüksek bilinç ve enerji merkezleridir.

MÜTEAL ORİJİNAL KISTASLARINA YÜKSELTİLEBİLMESİ İÇİN, İNSANDAKİ FİZİKİ ALGILARIN EGOSANTRİK İRADE BOYUTUNUN ETKİLEŞİMİ ALTINDAN KURTARILARAK ÖZ İRADE BOYUTUNUN ETKİLEŞİMİ ALTINA ALINMASI GEREKMEKTEDİR

ImageFiziki algı sistemleri: İnsani kişiliğin, deneyimsel, evrimsel ve görevsel faaliyetler zincirine dahil olan faaliyetlerini sürdürebilmesi için, varlığında yaşadığı Dünya'nın obje ve sujelerine ait fiziki özellikleri görsel - işitsel - kokusal - dokunsal - tatsal duyumlama aktiflik planlarına alıp teşhis edip inceleyerek saptayabilmesi için gerekli olan sistemlerdir.

Dinsel metinlerde belirtilen "BANA EŞYANIN HAKİKATİNİ GÖSTER" ifadesi, eşyanın fiziki görünüşünün altında yatan Müteal Orijinal halinin keşfedilmesine olan temayülün açık bir örneğidir.

Eşyanın hakikatini görmek isteyenlerde kalp gözünün açılmış olması gerekir. Kalbin gözü nasıl açılırmış? Sözü edilen bu yapı, kaba kesif cevheri karaktere sahip maddeden değil, ince latif cevheri karaktere sahip enerjetik oluşlardan husule gelmiş yapı olan KALP ŞAKRASI'dır. Kalp şakrasının merkezinde bir yıldız kutbu bulunur, onun etrafında şakra çiçekleri, bu çiçekleri çevreleyen bir iç devinim kanalı, bu kanalın etrafında yine şakra çiçekleri, bu çiçeklerden sonra gelen bir şakra devinim halkası, bu devinim halkasını çevreleyen şakra çiçekleri, bu çiçekleri saran şakra cidarıyla bütünsel yapısı tamamlanmış olur.

KALP ŞAKRASININ MERKEZİNDE BİR YILDIZ KUTBU BULUNMAKTADIR. BU YILDIZ KUTBU CANLI KRİSTAL BİR YAPI OLUP, YÜKSEK BENLİKTEN GELEN BİLİNÇ KIYMETİNİ VARLIĞINDA İKAMET ETTİREBİLECEK TRANSANDANTAL ÖZELLİKLERE SAHİPTİR.

ImageKalp şakrasının merkezindeki bilinç kıymeti, İlahi Yasalara uygun olarak enerjisini yüksek benlikten aldıktan sonra ilk etapta şakranın iç devinim kanalında devindirmelidir. Bu devinim esnasında yaşanan Evrensel İnsanlık keyfiyetleriyle alakalı düşünce ve davranış motivasyonları İlahi Tasarruf Planları tarafından tespit edilirler. Bu sırada İnsan faktörü göbek şakrasının imkanlarından olan ilham alma özelliğinden istifade ederek yolunu tayin etmeye çalışır. Yolun tayininde bir kusur yoksa (ihlasiyet) kalp şakrasının bilinç kıymeti ilahi yasalara uygun olarak şakranın iç devinim kanalında enerjisini devindirirken, İlahi Tasarruf Planlarının yardımıyla aktifleşen şakra devinim halkasında enerjisini devindirmeye geçer. İşte bu devinimin devreye girmesinden sonra insan faktörü, Evrensel İnsan Faktörü (İnsan-ı Kamil) haline yücelir. Ancak bundan sonra kalp şakrasının tüm çiçekleri dirilik kazanır. Buna dayalı olarak ilhamın üzerinde olan sezgi devreye girer.

EVRENSEL İNSAN FAKTÖRÜNDE BULUNAN KALP ORGANINDAKİ SİNİR AĞLARINDAN YAPILANAN SİNİR SİSTEMİ AKTİFLİK KAZANMIŞTIR. ZİRA HALOGRAFİK ETKİLEŞİM ALANI KALP ŞAKRASINDAKİ ÇİÇEKLERİN DİRİLMESİYLE OLUŞMUŞ VE DEVREYE GİRMİŞTİR.

Kalp; insan faktöründeki ölümlülüğün nihayet buldurularak, yerine ölümsüzlük programının açılmasıyla geçmeye hazır bekleyen olümsüzlüğe açılabilen bir kapıdır.

Kalpteki sinir sisteminin beyindeki sinir sistemiyle olan fiziki iletişim keyfiyeti üzerinde olan metafizik iletişim keyfiyeti, insanın yüksek benliğine ait iradeye tabi haslet - değer ve keyfiyetlerin kullanılmasıyla ÖLÜMSÜZLÜK PROGRAMI açılır ve MUTLAK DİRİLİK kazanılır.

KALP ORGANINI KENDİ DEVİNİM PLANLARINA DAYALI OLAN ETKİLEŞİMİ ALTINDA TUTAN ŞAKRA ÇOK ÖNEMLİDİR. BU ŞAKRA KALP ŞAKRASIDIR.

Kalp şakrasında sadece iç devinim planı devrede tutuluyorsa, bu şakranın etkileşimi altında bulunan kalbin sinir sistemi devreye giremiyor. Bu durumda da insan faktörünün kullandığı algı sistemleri kısıtlı halleriyle algılama yaptırabiliyor. Bu sistemlerin transandantalitesini devreye sokmak için kalp şakrasında anahtar halka da denilen devinim halkasının aktifleştirilmesi gerekiyor.

İŞTE BU AKTİFLEŞTİRME ALLAH SİSTEMİ'NİN RESULİYET VECHESİNE BAĞLI RESULİYET MEKANİZMALARI TARAFINDAN GERÇEKLEŞTİRİLEBİLİNİYOR.


ALLAH SİSTEMİ'NDE CEMAL PRENSİPLİ OLGULARIN BAŞINDA GELEN VİCDANIN MAKULİYET ÇERÇEVESİNDE YAŞATILMASINI SAĞLAYAN ETKİNLİKLER

ImageVİCDAN: İnsanın duygusal olgular planından yaşadığı merhamet ve acıma hisleriyle dolu olan bir olgudur.

Makuliyet çerçevesinde yaşandığı müddetçe ilahi hiyerarşi tarafından makbul görülmektedir. Makul vicdan formulasyonuna göre, vicdani olguya ait olan şuurlu bir idrak düzeyinin mental boyutun dış yüzeyinde oluşması ve duygusal boyutun etkileşim merkezinde bulunan vicdan prosedürüne bu haliyle kayıtlanması halinde, ilahi hiyerarşi bu vicdan sahibi insanı makbul olarak fişlemektedir.

Bu olgunun, makul vicdan formulasyonuna uygun olarak yaşanmasını mümkün kılan akıl Öz İrade Boyutuna tabi olan haliyle hareket ederken, bunun göstergesi olarak insan bu esnada vicdanen rahatlama hissi duyabilmektedir.

DUYGUSAL BOYUT: İNSAN FAKTÖRÜNDE BULUNAN BİYOKOMPÜTÜR SIĞASINDA BİLİNÇ TARAFINDAN DEŞİFRE EDİLEREK AÇIĞA ÇIKARILAN DUYGUSAL DUYARLILIKLARA DAYALI OLGULARIN YAŞANARAK DEVİNDİRİLMESİYLE OLUŞAN BOYUTA DUYGUSAL BOYUT DENİR.

BU BOYUTUN MERKEZİ ETKİNLİK PROSEDÜRÜ VİCDAN'DIR.


Vicdan; insan faktörünce çok önemsenen ve bazen Öz, bazen Egosantrik İrade boyutunun etkisiyle benimsenip saptanan duygusal olgu mahiyetlerinin bütünselliğinden husule gelen prosedürdür.

Duygusal boyut bir küre olarak ele alınınca, merkezinde VİCDAN PROSEDÜRÜ, merkezden kürenin iç cidarına kadar olan saha DUYGU VASATI kürenin dış yüzey platformu da DUYGU DÜZEYİ olarak bilinir.

Vicdan prosedürü dahilinde bloke edilen bilgi potansiyeli, İnsan faktöründe suje - obje ve hadiselerle alakalı merhamet - şevkat - sevgi olgularını değerlendirmeye temayüllüdür.

İnsan faktöründe bulunan mental ve duygusal boyutlar etkinlik merkezlerinden birbirlerine kilitlidirler. Merkezi etkinlikler, ortak mahiyetlerde şuur ve duygu vasatlarında birbirlerini etkileyerek bazen şuurun, bazen de duygunun iptal edilmesine sebep olmaktadır. Bu durumlarda insan faktörünün sapma olarak bilinen EVRİMSEL MUTASYONA uğramaması için Mantık ve Vicdan prosedürlerinin daima Öz İrade boyutunun varlığı altında bulundurulması gerekir. İnsan faktörü, Madde Kainatı Çekirdek Düzeni'nde yaşadığı olguların uzmanı değildir. Bu nedenle yaşadığı olguların neden ve nasıl olduğunu kendi varlığını evrimsel mutasyona götürüp götürmeyeceğini bilerek yaşayamaz. Bu mahzuriyet planı karşısında insan faktörünün şaşırıp sapmaması için Bilinç ve cevheri olgular teknolojisinde uzman, selahiyettar bilinçlerin bedenlenmiş potansiyellerine ait irşat platformlarına tabi olmalıdır.

EVRENLERİ İÇİNE ALAN İLAHİ LABORATUAR SİSTEMİN ÇEKİRDEĞİNDE BİLİNÇ - ENERJİ - BEDEN - MENTALİTE BOYUTLARININ İÇ DEĞENLİKLERİYLE HUSULE GELEN İNSAN FAKTÖRÜ, BU LABORATUVAR ETKİNLİĞİNİ ELİNDE TUTAN ÇEKİRDEK DÜNYA RABBİ OLAN ALLAH'A TABİ OLMALIDIR. BU NEDENLE ALLAH'IN İRADESİYLE DEVREDE TUTULAN İNSAN FAKTÖRÜNDEKİ ÖZ İRADE BOYUTU, MÜTEMADİYEN KENDİ VARLIĞINA TABİ OLMALARI İÇİN İNSAN FAKTÖRÜNE AÇIK TUTULMAKTADIR. NE VAR Kİ, İNSAN FAKTÖRÜNDEKİ MENTALİTE BOYUTU BAZEN ÖZ İRADE BOYUTUNU BIRAKARAK KENDİ EGOSANTRİK İRADE BOYUTUNUN EMRİNE GİREBİLMEKTE VE BÖYLECE DUYGU DÜZEYİNİ DE ALT ÜST EDİP ŞAŞIRIP SAPARAK EVRİMSEL MUTASYONA VE ONUN AKABİNDEN DE EVRİMSEL DEJENERASYONA UĞRAYABİLMEKTEDİR.

ImageİNSAN BEYNİ TEKNOLOJİK TERMİNOLOJİK SİSTEM KAYITLARINDA "ROBOTİK BEN ANA KUMANDA SİSTEMİ" OLARAK GEÇMEKTEDİR. BU SİSTEMDEKİ (BEYİN) NÖROSTATİK AKTİVİTE PLANINDA, DÜNYA BİLİMCİLERİNİN AMİGDALA OLARAK TANIMLADIKLARI YAPI, DUYGUSAL BOYUTUN ETKİLEŞİM MERKEZİNDEKİ VİCDANİ PROSEDÜR KAYITLARINI, ÇEKİRDEKLERİNDEKİ D.N.A.'LARDA BULUNDURAN NÖRONLARDAN YAPILANMIŞTIR. ROBOTİK BENİN YAŞADIĞI DUYGULAR ÇOK ÖNEMLİDİR. DUYGULARIN MUAYYEN MAHİYET VE KISTASLARDA YAŞANMASI, ROBOTİK BENE AİT ROBOTİK KALIPLARDA ŞU SİSTEMLERDE DEĞİŞİKLİKLERE SEBEP OLUR:

Robotik Ben denge sistemleri (beyincik)
Robotik Ben kumanda sistemleri (omurlar)
Robotik Ben iletişim sistemleri (omurilik soğanı)
Robotik Ben vazomotor faaliyet sistemleri
Robotik Ben fizyoşimik enerji blokasyon devre sistemleri
Robotik Ben fizyoşimik enerji regulasyon devre sistemleri
Robotik Ben fiziki hareket sistemleri (kol - ayak - el - parmak - boyun)
Robotik Ben şimik hareket sistemleri (hormonal salgı sistemleri)
Robotik Ben atık sistemleri (böbrek - barsaklar)
Robotik Ben enerji üretim-ikmal sistemleri (karaciğer)
Robotik ben cevheri rejenerasyon sistemleri
Robotik Ben cevheri kazandırma sistemleri (mide - ince barsak)

ALLAH SİSTEMİNDE ACZİYET - TEVEKKÜLİYET - RIZA VE ŞÜKÜRLÜLÜK KAVRAMLARI

ImageACZİYET: Allah Sistemine ait 99 Keyfiyetin zîlli ve asli manalarınca tasarruflara tabi tutulabilecek olan beşerin İman-ı Hakiki nitelikteki kavramı oluşturup, bu kavramın icaplarına uygun olan fonksiyonları vurgulayabilecek olgunluğa erişinceye kadar yaşadığı olgudur.

Müteal orijinalliğe sahip olan İman-ı Hakiki nitelikli kavram, Müteal Orijinallikteki bilgiyi kavrayarak kul boyutunda bu bilginin icaplarına uyumlu olan düşünce ve davranışların sergilenmesini sağlar.

ALLAH SİSTEMİNE TABİ TUTULMASI GEREKEN KUL BOYUTUNUN BOYUTSAL KEYFİYETLERİNİ TANZİM ETME SELAHİYETİNE SAHİP OLAN RESUL, KENDİ VARLIĞINA BAĞLI OLAN İLAHİ MEKANİZMALARIN EFORLARIYLA ACZİYET - TEVEKKÜLİYET - RIZA VE ŞÜKÜRLÜLÜK KAVRAMLARININ OLUŞTURULUŞUNA BAKARAK, KUL BOYUTUNUN BOYUTSAL KEYFİYETLERİNİ TANZİM EDER.

Kul boyutunun Resul tarafından tanzim edilen boyutsal keyfiyetleri, kul boyutunun iman-ı hakiki nitelikli kavramının Allah Sistemi'ndeki 99 Keyfiyetin manalarınca hangi mahiyet ve kıstaslarda oluştuğunu belirtmektedir.

ALLAH SİSTEMİ'NDE ALLAH'A KULLUK HAKKINI TAM HAKKIYLA VEREBİLEN İNSAN-I KAMİL BOYUTUDUR. İNSAN-I KAMİL BOYUTU, ALLAH'A ALLAH İÇİN KOŞULSUZ HİZMET VERİR.

TEVEKÜLLİYET: Allah'a olan koşulsuz teslimiyetin kul noyutunda tecelli eden buutsal bir veçhesidir. Allah Sistemi'nde 99 keyfiyetin manalarınca tasarruf görerek insan-ı kamil boyutuna yükselebilen beşer, varlığındaki yersel kişiliğin değer yargılarıyla hareket ederken, bu kişiliği oluşturan farkındalık düzeylerinden birkaçının deformasyona uğramasıyla kendi varlığına ayak bağı olabilen, kendi tekamülünü köstekleyebilen bir potansiyel farkındalık düzey olgularıyla karşı karşıya kalır. Bu potansiyel olguların tümüne birden EGO = NEFS denir.

EGO, ESFELİ SAFİLUNDA KARANTİNA ALTINA ALINAN KORSAN KİŞİLİĞİ DAVET EDİCİ ETKİYE SAHİPTİR. KORSAN KİŞİLİKLE ÜŞRET BULAN EGO, ALLAH'A KULLUK HAKKININ TAM HAKKIYLA VERİLMESİNİ KORSAN KİŞİLİĞİN AZDIRMALARIYLA KÖSTEKLER. ALLAH'A OLAN KOŞULSUZ TESLİMİYETİ KÖSTEKLEYEN KARŞIT OLGULAR TEŞEVVÜŞ VE VESVESEDİR. TEŞEVVÜŞ EGOYLA ÜŞRET BULAN KORSAN KİŞİLİĞİN AZDIRMALARINDAN, VESVESE İSE KORSAN KİŞİLİKLE ÜŞRET BULAN ŞEYTANIN AZDIRMALARINDAN KAYNAKLANIR. TEŞEVVÜŞ VE VESVESE ALLAH'A KOŞULSUZ GÖSTERİLMESİ GEREKEN TESLİMİYETİ VE TESLİMİYETİN KUL BOYUTUNDA TECELLİ ETMESİ GEREKEN BUUTSAL VEÇHESİ, TEVEKÜLLİYETİN TANZİM OLUŞUNU KÖSTEKLER.

RIZA: ALLAH'A OLAN TESLİMİYETİN VE TESLİMİYETİN KUL BOYUTUNDAKİ BUUTSAL VEÇHESİ OLAN TEVEKKÜLİYETİN EN BARİZ GÖSTERGESİ RIZADIR. BU OLGUNUN HANGİ MAHİYETLERDE VE HANGİ KISTASLARDA YAŞANDIĞINI TESPİT İÇİN KUL BOYUTUNUN ATTIĞI ADIMLARCA DENETİME TABİ TUTULMASI ALLAH SİSTEMİ'NİN RABBİ TARAFINDAN SAĞLANMAKTADIR.

RIZA, ALLAH'A OLAN KULLUK HAKKININ TAM HAKKIYLA GÖSTERİLMESİNDE YAŞANILARAK SERGİLENEN DÜŞÜNCE VE DAVRANIŞLARIN RABLİK TARAFINDAN MAKBUL BULUNANLARININ BÜTÜNSELLİĞİDİR.

ŞÜKÜRLÜLÜK: ALLAH'IN RABLİK TASARRUFLARI DAHİLİNDEKİ İLAHİ İMKANLARA KAVUŞAN KUL BOYUTUNUN, BU İMKANLARI TAM YERİNDE VE TAM ZAMANINDA KULLANMASI GEREKLİLİĞİNİ MÜDRİKE EDEREK KULLLANMASIDIR.


"Yeri ve zamanı gelince yapılması gerekenleri yapmayanlar, ileride çok daha yüksek sorunları olan yapılması gerekenlerle karşılaştırılacaklardır".

ALLAH'IN RABLİĞİ; KUL BOYUTUNDA YAŞANILAN VE YAŞATILAN OLGULARA BAKILARAK İLAHİ İMKANLAR HALİNDE DEVREYE SOKULUR. BU MADDİ AÇILARDAN DEĞERLENDİRİLEBİLEN İMKANLAR HALİNDE OLDUĞU GİBİ, MANEVİ AÇIDAN DEĞERLENDİRİLEBİLEN İMKANLAR HALİNDE DE OLMAKTADIR. BU ESNADA RAB; KUL BOYUTUNA VERMEKTE VE ONU DENEMEKTE, VERDİĞİ GİBİ ALMAKTA, DENEMEKTEDİR.


Şükürsüzlüğe sebep olan düşünce ve davranışların sergilenmesi esnasında kul boyutunda tevil mekanizmasını devreye sokan mentalite boyutunun etkileşim merkezindeki prosedür mantıktır.

İNSANİ MENTALİTEYİ KENDİ TANZİM ETTİĞİ GÜDÜMLEYİCİ AKTİFLİK PLANI İÇİNDE KULLANMAYI İSTEYEN KİŞİSEL EGO, ALLAH SİSTEMİ'NİN HER İKİ VEÇHESİNE AİT OLAN TASARRUFLARIN GÖSTERİLMESİNE KARŞIDIR. KİŞİSEL EGO BU NEDENLE İNSANİ MENTALİTENİN ALLAH SİSTEMİ İLE ALAKALI BİLGİLERİYLE MUHATAP OLMASINA MANİ OLUCU "MANTIK" İFADESİYLE BİLİNEN BİR PROSEDÜR OLUŞTURMUŞTUR. BU PROSEDÜRÜ KENDİ İSTEKLERİNİ ÖN PLANDA TUTARKEN GÖSTERDİĞİ MÜCADELE ETKİNLİKLERİNDE BÜYÜK BİR USTALIKLA VASITA OLARAK KULLANAN KİŞİSEL EGO, MANTIK OYUNLARI OLARAK BİLİNEN ALDATICI FONKSİYONLAR YÜRÜTEBİLMEKTEDİR.

Ö.Cenap Başman
 

Kullanım Şartları ve Gizlilik