 Sonsuz Sınırsız olanın Yüce değerleri, her biri birer inci, birer pırlanta, aslında bu sözcükler bile onların değerini anlatmaya, ifade etmeye yetmiyor ve eksik kalıyor.
Düşünün... Sevginin, kardeşliğin, birliğin, saygının, hoşgörünün, şefkatin ve bunun gibi yüce değerlerin olmadığı bir dünya nasıl olurdu, orada yaşayanlara insan denilebilir miydi?
Düşünün... Öfkenin, savaşın, kaba kuvvetin, nefretin, zulümün, barbarlığın, cimriliğin, dedikodunun, kibirin ve bunun gibi negatif değerlerin olmadığı bir dünya nasıl olurdu, orada yaşayanlara melek denebilir miydi?
Evet, arzu edilen dünya böylesine meleklerin yada İnsanlık basamaklarında kendini insanca yüceltebilen hakiki insanların yeri olması.
Tekamül ve evrim bunun için yaşanmaktadır ve dünyada yaşanan olgulamaların ne kadar önem arz ettiği yukarıdaki örnekten belli olmalıdır.
Her birim ilk etapta kendi tekamülünden ve kendi tekamülünün güç verdiği genel tekamülden sorumludur.
Bilgilenmek en önemli unsurdur.
Ancak, bilgisizlik insana, yanlış düşünceler, yanlış duygulanımlar, yanlış fiiliyatlar sergiletir.
Bilgilenen insan, attığı adımların sonucu bilmenin farkındalığıyla, o sonuçla karşılaşmamak için bu sefer farklı bir seçim yapar ama bu sefer yaptığı seçim kendi yaşamak ve olmak istediği nispettedir.
Her adım atan , adımını da attığı yandan alır.
İyi niyetle, iyi düşüncelerle, iyi duygulanımlarla, iyi ve faydalı işlerle adım atarsa ,attığından yana nasibini alır.
Kötü niyetle, kötü düşüncelerle, kötü duygulanımlarla, kötü işlerle adım atarsa, attığından yana nasip alır.
Evren böyledir, size karşılık verir.
Sonsuz Sınırsız Yüce Zeka öyle bir düzen kurmuş ki, sebebi de sizsiniz, sonucu da sizsiniz.
Adımı atan da sizsiniz, alan da sizsiniz.
Hak veren de sizsiniz, alan da sizsiniz.
Zihninizden geçen her bir düşüncenin bir anlamı manası vardır ve de bir titreşimi, o ya pozitif olana hak doğurur yada negatif olana, her duygulanım da aynı şekildedir, her hareket de aynı şekildedir.
Bir gün içinde zihninizden geçen düşüncelerle ,duygularla, hareketlerinizle, sözlerinizle kendi dünyanızda sebep-sonuç yasasını harekete geçiren , kendi hayatınız ve dünyanız için bir yaratım yaparsınız.
Kendi üzerinde kontrol sahibi olmayan insanın, ne yazıkki yaptığı yaratımları başı boş olmaktadır, bilinçsiz seçimlerin, tercihlerin elinde oyuncak olmuş, nasıl yarattığının dahi farkında olmadığı kontrolsüz bir zihin ve duygu panelinin kontrolü altında sürüp gitmektedir.
Kendi kendisinin efendisi olmak yerine, kendi kendisinin kölesi haline gelmiştir, onun etkisiyle, kızmakta, öfkelenmekte, nefret etmekte, çekiştirmekte, dedikodu yapmakta, hırslanmakta, kıskanmakta, çekememezlik yapmakta, korku duymakta, endişe yaşamakta, özgüvensizlik yaşamakta, telaş yaşamakta, bu ve bunun gibi bir çok duyguyu yaşayarak, bunları yaşamasını sağlayan düşünceleri seçerek üreterek zapdedemedikleri bu tesirlerin etkileri altında yaşamaktadırlar.
Kim ki varlığında tüm bu sayılan değerlerin farkına varıp onların üzerinde hakimiyet kurabiliyor, onları pozitife çeviriyor, sevgisizliğin yerine sevmeyi, korkunun yerine cesareti, endişenin yerine güveni, huzursuzluğun yerine huzuru seçip yaşayabiliyor, işte o kendi kendisinin efendisi olmuş demektir, o artık kullanılan değil, kullanan durumuna geçmiştir, artık seçici olan o dur, olayların ve durumların esiri değil onların yönlendiricisi durumundadır.
Ve artık seçimlerinden yana yaşama, adımını attığından yana, hak verdiğinden yana hak alma durumunda sebebin sonucunu, sonucun da sebebini yaşayacaktır.
O artık bilinçli bir yaşama adım atmış ve kendi kendisinin efendisi olma, kendi sorumluğunu alma yoluna girmiştir.
Her ne yaşarsa yaşasın, düşüncelerinin , duygularının ,sözlerinin, hareketlerinin farkındadır ve onları olmak istediğinden yana bilinçli bir şekilde seçerek kullanır.
Artık otomanizmanın ona yaşattığı ,otomatik, duygu ve düşüncenin akışlarına kanmaz ve kendi adımını atmak istediği taraftan yana bilerek ve isteyerek seçer ve yaşar.
Sevgi ve Saygılarımla
VADHSHA
Bu e-posta adresi spam korumalıdır. Lütfen JavaScriptleri etkinleştirin.
|