|
Her bir varlığın içinde yüce bir ışık barınmaktadır, bu ışık onun yaratıcısının ona bahşettiği, yansıdığı bir ışıktır, bir nurdur.
Varlık içindeki ışığı, Yaratıcısının nurunu dışarı çıkarmasını bilmelidir .
Bu nur özel bir zümreye verilmiş değildir, her bir insanın içine bahşedilmişdir.
Her varlık, önce içinde var olan nuru bilmeli , O nuru açığa çıkarmayı istemelidir.
Nur, bir ışıktır, bir saflıktır, bir enerji akımıdır.
O saf varoluşun aktif varoluşa dönüştürülmesidir.
Yokluktan gelip varlıkta açığa çıkarılan bir gizdir, nur ala nur.
O nurun açığa çıkması için önce varlık bir nur gibi olmayı öğrenmelidir.
İlahi Yaratıcı ve O'nun ilahi hizmetlileri, bizlere dinler kanalıyla, veliler, nebiler, peygamberler kanalıyla seslenmediler mi ?
Bizlere nasıl bir nur olacağımızı bildirmediler mi ?
Bağışlamanın ve sevmenin, hoşgörünün ve sabrın, doğuracağı sonuçları anlatmadılar mı.?
Nur olmak için özgür irademizi ne yönde kullanacağımızı bizlere anlatmadılar mı?
Her seferinde yaptığımız seçimlerle, Ya ilahi nur olabilmek için Özümüze yaklaştık yada ondan uzaklaştık.
Bu bizlerin seçimiydi ve tüm dinler dememiş miydi, "ne ekersen onu biçersin", "iyilik yap , iylik bul", "sevgi eken sevgi biçer".
İnsanlara nur olabilmeleri için , şeffaf ve saf olabilmeleri için tüm ilahi kurallar , yasalar çerçevesinde verilmiş, üstelik, attığı adıma göre alacağı sonuçlar bile bildirilmişti.
Evet sebeb ve de sonuç .
Kimse , inkar edebilir mi, kimse isyan edebilir mi ?
Belki şöyle diyebileceğimiz anlar da vardır "ama ben hiç kimseye böyle bir şey yapmadım" evet de, fakat bunu söyleyen kendini ne kadar tanıyor , tüm gün zihninden geçen düşüncelerin ve içinde oluşan hislerin, niyetlerin, ne kadarının farkında .
Tüm gün sürekli her saniyesinde, hiç durmadan işleyen zihninin ne kadar farkında ve ona ne kadar hakim, onun üstünde ne kadar hüküm sahibi.
Kendini yerli yerince müşahede edip yerli yerince eksiklikleri, fazlalıkları, egosal çıkıntıları üzerinde gerekli tefekkürü hakkıyla yapabiliyor mu?
Yani kısacası kendini arındırabiliyor mu, o nurun ondan aşikare çıkabilmesi için elini taşın altına koyabiliyor mu?
Genelde tüm toplumlarda ve insanlarda genel bir eğilim vardır, karşısında olan kişi hatalıdır, o kişi şöyle yapmıştır, şöyle demiştir gibi direk suçlu yada cezalı kişi karşısındaki kişilerdir .
Olan olaylarda, yaşanan ve yaşatılan boşu boşuna değildir , herkes kendi haklılığı üzerinedir , on kişi bir olayı yaşasa on kişinin de kendine göre haklı tarafları vardır .
Böyle olduğu müddetçe ne insanlar değişebilir ne de dünya.
Oysa Dünyanın arınmaya , temizlenmeye ihtiyacı var, fazlasıyla kirlenmiş ve kirletilmiştir .
Ve artık arınma zamanı gelmiştir.
Nurlanma, sadeleşme , şeffaflaşma , özgürleşme zamanıdır.
Üstündeki yükleri atmalıdır .
Aynı sizler gibi.
Üstünüzdeki yükleri atın. Nasıl mı?
Bu yaşınıza kadar getirdiğiniz, fazlalıklarınızı terk edin, elinizi taşın altına sokun.
Yaşadığınız her şey için başkalarını suçlamaktan vazgeçip, sorumluluğunuzu alın.
Ve kendinizi incelemeye, tahlil etmeye, müşahade etmeye, bulduğunuz parazit , negatif yanlarınızı pozitif değerlere dönüştürmeye başlayın.
Bulduğunuz çıkntılarınızı giderin.
Siz ancak kendinizi temizlemeye muktedirsiniz. Ve sizler temizlendikce ancak o zaman başkalarının temizlenmesine yardım edebilirsiniz.
Hayatınızda olan şeyleri suçlamaktan vazgeçin.
Kendi sorumluluğunuzu alın.
Ve ciddi anlamda kendinizi ele alın.
Hayatta sahip olduğunuz en değerli şey gene sizsiniz, onu hiddet, nefret, alınganlık, kırılganlık, küskünlük, kabalık, cimrilik, dedikodu, kibir , başkalarını küçümseme vs. vs. gibi duygulanımlarla , zihninizden geçen farkına varamadığınız binlerce kirli, paslı düşünceyle heba etmeyin ,
Bu Dünyada deneyim yapmanız için size verilen bu bedeni , bu kişiliği, bu olumsuz değerlerle dejenere etmeyin .
O burada çünki Sonsuz Snırsız Olan'ın , güzelliklerinden bir güzellik ortaya çıkarmak için burada , onu hiç bir zaman sizin asil varlığınıza yakışmayan şeylerle kirletmeyin, heba etmeyin.
Sevgi ve Saygılarımla
VADHSHA |